Hem "piyasa dostu" hem "tüketici dostu" olmak!

Dünyada 2019 "altın" yılı olarak bilinir ancak 2019 ile 2020'yi mukayese ettiğimizde bunun tamamen bir algı ve yanlış bilgi olarak finans göstergelerinde kaldığını görürüz.

2020’de parametreye iki etapta baktığımızda, yılbaşından Ağustos’a kadar yüzde 34,1 değer kazanan altın, Ağustos’tan yılsonuna kadar yüzde 7,5 kayıp yaşadı. Altında geçen yılki toplam performansı yüzde 24,7 prim. 2019’da ise altın sadece yüzde 17,9 kazandırabilmiş.

Dolayısıyla 2020, hem “pandemi”, hem de risklerin yüksekliği nedeniyle “altın” yılı oldu.

Adımını attığımız 2021 yılının nasıl seyir izleyeceğini elbette bugünden kestirmek zor. 2020’ye göre iyimserlik daha fazla. Geçen yılın başını hatırladığımızda; “2020’nin 2019’dan daha iyi olacağı”na dâir yorumlar yapılıyordu… Gelişmeler ise tam tersi bir durumu ortaya çıkardı.

Nitekim aynı göstergeler günümüzde de yaşanıyor. Zirâ bugün salgına yönelik aşı çalışmalarıyla ilgili bir miktar moraller düzelse de 2021’de riskler devam ediyor.

***

Salgının yanında küresel kuraklığa bağlı gıda ve emtia fiyatlarındaki yükseliş dünyayı düşündüren vakalar. Gelişmekte olan ülkelerde enflasyonları tehdit eden pandemi ve fiyat artışları, gelişmiş ülkelerde ise dezenflasyon önemli sorun.  

2020, gıda enflasyonu, dış ticaretteki kısıtlamalar ve tarımda müzminleşen meselelerin ön plana çıktığı bir yıl oldu. 2019’da tedarik zincirlerinin çalışamamasıyla hasar gören gıda güvenliğinin bu yıla nasıl tesir edeceğini henüz bilen yok.

Ülkelerin pandemiye karşı her alanda hayata geçirdiği ekonomik tedbirler hayata geçerken sanayi ve esnafa desteklerden sonra Türkiye’de tarıma da yeni bir kapsayıcı önlem paketinin yürürlüğe gireceğine yönelik beklentiler var.

Enflasyonu düşürmeye odaklanan ve “piyasa dostu” uygulamalarıyla dikkat çeken yeni ekonomi yönetiminin gıda fi,yatlarını kontrol altına almada tarıma da ciddi el atacağı yolunda öngörüler oldukça fazla.

Kalıcı dezenflasyon dönemine girmek için gıda fiyatlarında planlı bir regülasyon kaçınılmaz. Elektrik, mazot gibi enerji giderlerinin yanı sıra fiyatları giderek artan yem, zirai ilaç, yem ve gübrede “piyasa dostu” uygulamalar gibi “tüketici dostu” yaklaşımın devreye alınması elzem.

***

Evet, ekonomide temel pivot enflasyon…

Gidişâtın temel argümanlarından enflasyonla ilgili projeksiyon niteliğindeki ilk bilgiyi 4 Ocak Pazartesi günü alacağız. Açıklanacak Aralık enflasyonunun, ilk  ve ikinci çeyrek ekonomik gerçekleşmeleri üzerinde belirgin bir etkisi olacağı muhakkak.

Piyasa beklentilerine bakıldığında, enflasyonun aylık yüzde 1 artacağı ve yıllıkta yüzde 14,5’e evrileceği öngörülüyor. Yüksek döviz fiyatları kaynaklı enflasyon-kur geçişgenliği hızını kesmiş değil. Söz konusu trend, üretici fiyatlarından (ÜFE) anlaşılıyor. Çünkü Kasım ÜFE’nin yüzde 23,11’e çıkması enflasyon parametresinin en hassas noktası.

Manşet diye bilinen tüketici enflasyonunun (TÜFE) yüzde 14’lük seviyesi öyle anlaşılıyor ki bir müddet daha yukarı yönlü. Zirâ enflasyonu yükselten kur geçişgenliğinin yanında gıda fiyatlarındaki yükseliş 2019 ve 2020’da iyice belirginleşmişti. Geçen yıl gıda fiyatları Kasım enflasyon rakamlarına göre yıllık yüzde 21 artmıştı. Gelecek pazartesi günü gıda fiyatlarındaki seyir, daha da netleşecek.

Pandemi, kur, tabiat şartları, yenilen yeniden değerleme oranı, petrol fiyatlarının 50 dolar seviyesine çıkışı, gıda ve emtia fiyatlarında öngörülmeyen etkenler, enflasyonun yılın ilk yarısına kadar yüksek kalacağını gösteriyor.

***

Yurt içi ve yurt dışı risklere karşı Merkez Bankası’nın (TCMB) yüzde 17’ye çıkardığı politika faizi, yurda döviz girişini ve TL varlıklarına alâkayı artırıyor. Kurda sağlanan düşüş, sektörel borçların hafiflemesine katkı veriyor. Sürecin sürdürülebilir kılınması durumunda önümüzdeki 6 – 7 aylık dönem sonunda enflasyonun aşağı geleceği ve faizlerde seyrin tersine döneceğini tahmin etmek zor değil.

Öngörülere göre, enflasyonu ile politika faizi arasındaki yüzde 3’e yaklaşan makas sebebiyle TL varlıklarına gelen yabancı ilgisi, Türkiye’yi gelişen ülke piyasaları sıralamasında 2020 yılının tersine pozitif ayrıştıracak ve “piyasa dostu” ekonomik yaklaşım hedeflerini bu alanda gerçekleştirmiş olacak.

Burasını anladık da…

Asıl sorulması gereken şu... Öyle ya, yeni ekonomi yönetimi “piyasa dostu” uygulamasını ne zaman “tüketici dostu”na tahvil edecek? Enflasyonun genel seyrinde bir bozulma olursa, tüketici artan fiyatlara karşı nasıl korunacak? Üretici fiyatlarındaki artışa nasıl çâre bulunacak?

2018’de en yüksek yüzde 46’yı, 2019’da yüzde 32’yi, 2020’de yüzde 23’ü geçen üretici fiyatları, gıda fiyatlarıyla birlikte tüketiciyi oldukça hırpalıyor.

İşte hem “piyasa dostu” hem de “tüketici dostu” olmak, herhalde enflasyon sürecindeki en ince çizgi!

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar