Merkez Enflasyonu Değil Faizi Düşünüyor

Yılsonu enflasyon konusunda en küçük çift haneli enflasyona odaklanan Merkez Bankası, pandemi sebebiyle ağırlaşan ekonomik aktiviteyi para politikasında daha fazla gevşeme ile artırmayı planlayacağı anlaşılıyor. TCMB, 3'üncü çeyrek sonu itibariyle faiz indirimlerini gündemine alabileceği öngörülüyor.

Sedat YILMAZ

Küresel salgın sebebiyle ekonomi dilinde quantitave easing (QE) denilen “parasal gevşeme”yi öncelediği gözlenen Merkez Bankası’nın (TCMB), reel sektöre nefes aldırmayan faizleri aşağı çekmek için enflasyonu para politikalarından çok mal, hizmet üretimi ve fiyat denetimlerinin artırılmasını önererek düşürmek istediği ortaya çıkıyor. Kısa vadede politika faizini artırmayı ikinci plana alan TCMB’nin, faiz indiriminin yanında piyasadaki bol likiditeyi azaltarak enflasyonu dizginlemeyi göz önünde tuttuğu görülüyor.

Şahap Kavcıoğlu’nun TCMB’ye başkan olarak atandıktan sonra Mart ayı sonunda verdiği röportaj ve 15 Nisan’da gerçekleştirilen ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sonunda para politikasının nasıl yürüyeceği netleşmiş oldu. Kavcıoğlu başkanlığındaki TCMB’nin piyasa ve reel sektöre yönelik yeni düzenlemelere kapı aralarken diğer taraftan politikasında eşgüdümü tercih edeceği ve parasal gevşeme konusunda imkânları zorlayacağı tahmin ediliyor.

Buna göre, iletişimi kuvvetlendirerek beklenti enflasyonunu kırmayı düşünen TCMB’nin, hükümete de, yükselen enflasyonun düşürülmesi için gıda ve ara malı üretiminin artırılmasını, iç talep için ithalatın yavaşlatılmasını, tedarik zincirinde ürün kaybı dahil her türlü olumsuzluğun giderilmesini, piyasa düzeninde mal ile hizmet fiyatlarının sıkı kontrolünü gerektiren denetimlere ağırlık verilmesini, maaş – ücret artışının mal ve hizmet fiyatlarının altında kalmamasını tavsiye etmesi bekleniyor.

Politikada çerçeve korunacak

Enflasyonda konjonktürel şartların yanı sıra yapısal faktörlerin de etkili olduğunu gördüklerini, bu durumun TCMB’nin etki alanı dışında kalan fiyat değişimlerini sistematik hale getirebildiğini hatırlatan Kavcıoğlu’nun, “Dolayısıyla, para politikasının enflasyonla mücadelesini zorlaştırıcı katılıklara neden olan işlenmemiş gıda fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyir, hizmet fiyatları katılıkları, döviz kuru geçişkenliği gibi unsurların çözümüne ilişkin politika uygulamaları önem kazanmaktadır. Hükûmetimizin açıkladığı Ekonomik Reform Paketi içinde enflasyonla mücadele konusunda öngörülen yapısal sorunların çözülmesi hedefinin enflasyonla mücadelede kritik öneme sahip olduğunu düşünüyorum. Bu noktada para politikası ve diğer ekonomi politikalarının eşgüdümü büyük önem taşımaktadır” sözleri enflasyondaki düşürme operasyonunu uzun vadeye yayılacağı ve para politikasının özellikle operasyonel çerçevesinin korunacağını gösteriyor.

Buna göre para politikasının bir hafta vadeli repo faiz oranının para politikası açısından temel araç olmaya devam edeceği, sadeleştirilmiş operasyonel para politikası çerçevesinin, aktarım mekanizmasının aktarım mekanizmasını güçlendirmesi dolayısıyla kararların ve uygulamaların daha sade ve net şekilde iletişimin sürdürüleceği görülüyor.

TCMB erken davranmayacak

Kavcıoğlu, görevdeyken uygulayacağı politikalarla ilgili verdiği beyanatta, dört yıllığına göreve getirildiği halde 20 ayda 4 TCMB başkanının değiştirilmesi ve buna bağlı, “Bağımsız olması gerekirken bankaya müdahale ediliyor” piyasa algısının yanlış anlaşıldığını söylüyor ve “Merkez Bankası’na enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürmek için elindeki araçları kullanmak konusunda Kanun’la araç bağımsızlığı verilmiştir. Günün şartlarına göre araçları bağımsız şekilde kullanmaya devam edeceğiz” diyor ve enflasyondan ziyade faiz konusuna daha fazla eğilme noktasında mesajlar veriyor.

Merkez Bankası’nın rezervleriyle ilgili birçok spekülasyonun yapıldığını belirten Kavcıoğlu, bankanın döviz rezervlerini güçlendirmeye yönelik araçları iletişimi önceden ve gerektiği şekilde yaparak hedeflenen şekilde rezervleri güçlendireceklerini söylüyor.

TCMB’nin resmi sitesinde yer alan röportajında enflasyondaki yukarı yönlü direnci gördüklerini, faiz indirmeyle ilgili erken davranmayacaklarını ve önyargılı bir yaklaşımı da doğru bulmadığını anlatan Kavcıoğlu, hem hükümetin yüzde 5 enflasyon hem de sürdürülebilir büyüme hedeflerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını ve politikalarını bu yönde icra edeceklerini ifade ediyor.

Enflasyonu düşürmede politikalarını küresel sermaye akımları ve yerleşiklerin portföy tercihlerine göre yönlendireceklerini dile getiren Kavcıoğlu, TCMB’nin bu zamana kadar attığı adımları yakından gözlemleyerek gelecek politikaları buna göre oluşturacaklarını kaydediyor.

Sıkı duruşa veda ediliyor

15 Nisan’da gerçekleştirilen PPK toplantısı metninde de Kavcıoğlu başkanlığındaki TCMB’nin para politikaları açıkça kendini gösteriyor. Metinde TCMB’nin parasal gevşemeyi daha çok benimseyeceği, hatta ilave parasal sıkılaşmanın yapılmayacağı ortaya çıkıyor.

Nisan toplantısında bekle – gör yaklaşımıyla politika faizini yüzde 19’da sabit tutan TCMB’nin, üstü kapalı da olsa güvercin yaklaşıma daha yakın olduğunu gösteriyor.  Talep ve maliyet unsurları, arz kısıtları, yüksek enflasyon beklentileriyle fiyatlama davranışlarının enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği belirtilen TCMB bildirisinde, “Enflasyonda yüzde 5’lik hedefe ulaşılıncaya kadar politika faizi, enflasyon üzerinde oluşturulmaya devam edecek” denilmesi hem reel sektöre hem de finans sektörüne birer mesaj şeklinde algılanıyor.

Enflasyonda sağlanacak düşüşle birlikte ülke risk primlerinin azalışına, ters para ikamesinin başlamasına, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesine ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makro ekonomik ve finansal istikrarın sağlanacağına odaklanan TCMB, yatırım, üretim ve istihdam artışı noktasında sağlıklı ve sürdürülebilir bir trendin oluşturulacağı yolunda politika geliştireceği görülüyor.

İndirimler 3. çeyrekte başlar

TCMB’nin son PPK toplantısını yorumlayan yabancı ekonomik çevreler de bankanın kısa dönem yüzde 19 olan politika faizinde değişikliğe gitmeyeceğini, ancak yapısal manada ortaya konan hem hükümetin ekonomi reformları, hem Merkez Bankası’nın para politikası desteğiyle ortaya çıkacak uygulamalarla birlikte enflasyonda belirgin bir gerilemenin olabileceği, neticede faiz indirimlerinin gündeme gelebileceğini ifade ediyorlar.

Ekonomistler söz konusu mesajları TCMB Başkanı Kavcıoğlu’nun röportajındaki, “Enflasyonda konjonktürel koşulların yanı sıra yapısal faktörlerin de etkili olduğunu görüyoruz. Para politikasının enflasyonla mücadelesini zorlaştırıcı katılıklara neden olan işlenmemiş gıda fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyir, hizmet fiyatları katılıkları, döviz kuru geçişkenliği gibi unsurların çözümüne ilişkin politika uygulamaları önem kazanıyor. Bu noktada para politikası ve diğer ekonomi politikalarının eşgüdümü büyük önem taşıyor” sözlerinden çıkarıyor.

Ekonomistler, pandemi ve diğer makro gerçekleşmeler sebebiyle enflasyonun artış eğiliminde olduğu bir ortamda TCMB’nin politika devamlılığı, şeffaflık ve öngörülebilirliğe bağlılık güven verici uygulamaları gündeme getirmesi durumunda enflasyonda ve faizde gerilemenin olabileceğine vurgu yapıyorlar.

ABD yatırım bankası JP Morgan da, Merkez Bankası’nın 23 Eylül toplantısında 100 baz puanlık bir indirime gidebileceğini ve yılsonuna kadar 300 baz puan daha indirimle birlikte politika faizinin yüzde 15’lere çekileceğini, faizin enflasyonun üzerinde olacak şekilde belirlenen politika çerçevesinde yılsonu enflasyonun da yüzde 12-13 arası bir yerde kapatılabileceğini yorumluyor.

Parasal genişlemeye yakın

Enflasyonu para politikalarının yanında yapısal düzenlemeler ve üretimin artırılması yoluyla düşürmeyi hedefleyen ve bunu sürdürülebilir hale getirme yolunda adım atan TCMB yeni yönetimi pandemi sebebiyle tüm merkez bankalarının uyguladığı parasal genişlemeye (QE) önem veriyor. Merkez bankaların enflasyon oranını kontrol altından tutmak için kullandığı başlıca araçlardan biri olan parasal gevşemeyi şartlar muvacehesinde kullanmayı düşünen TCMB’nin bu yolla para arzını yükseltmek, bunu ekonomik aktiviteyi ve büyümeyi artıracak şekilde daha ulaşılabilir kılmaktan yana. Banka enflasyondaki artışı bir yandan üretim ve likidite operasyonlarıyla düşürmeye çalışırken faiz oranlarını da düşük tutarak üretimin artmasını sağlamak, şirket ve bireylere kredi kullandırarak ekonomik büyümeyi sağlayarak işsizliği azaltmada adımlar atmayı faiz artırmaktan daha fazla öngörüyor.

Bu arada enflasyonu düşürmede para ve sermaye piyasalarının da önemine vurgu yapan TCMB’ye önemli bir destek Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan (BDDK) geldi. Hükümetin geçen ay açıkladığı reform paketi çerçevesinde BDDK Bireysel Bankacılık Analiz ve Derecelendirme Modeli (BAM) adıyla yeni bir uygulama geliştirdi. Model ile banka işleyişinin, iş modelinin, strateji ve politikalarının finansal tüketicilerin hak ve menfaatleri kapsamında değerlendirilmesi, piyasa okur-yazarlığı doğrultusunda kural ve standartlar oluşturularak en iyi uygulamaların yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

Beklemede kalan piyasalar TCMB’ye tepki vermedi

TCMB’nin faiz kararı, cari denge, işsizlik, bütçe dengesi, özel sektör borç stoku ve sanayi üretimi verileriyle Türkiye’de ekonomi gündemi oldukça yoğun geçti. ABD’deki yüzde 2,6’ya çıkan enflasyon da önemli gelişmeler arasında yer aldı. TCMB faizi yüzde 19’da sabit bıraktı. İşsizlik oranı yüzde 13,4’e, sanayi üretimi yüzde 8,8’e yükseldi. Cari açık Şubat’ta 2,6 milyar dolar, yıllıkta 37,7 milyar dolar oldu. Bütçe de Mart verilerine göre 23,8 milyar lira fazla verdi. Özel sektörün yurtdışından sağladığı kredi borcu Şubat sonunda 173,9 milyar dolara ulaştı.

TCMB toplantısı haftaya damga vurmasına karşılık piyasalar gelişmeleri bekle-gör ile takip etti. Küresel piyasalardaki olumlu hava ile haftayı kazançla tamamlayan Borsa İstanbul ile ABD’de yüksek çıkan enflasyon paralelinde tahvil faizlerindeki hareketlilik ve artan salgın haberleriyle altın yatırımcısına kazandırdı. Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 1,07, altının gram satış fiyatı yüzde 0,65 değer kazandı, Dolar/TL yüzde 1,31, euro/TL yüzde 0,57 değer kaybetti. Söz konusu haftada piyasada 1000 TL’lik yatırım borsada 1010,7 lira, altında 1006,5 lira, dolar 986,9 lira ve euro 994,3 lira oldu.

19-23 Nisan haftasında piyasalar Türkiye’de tüketici güven endeksi, şubat ayı uluslararası yatırım pozisyonu ve TCMB’nin 15 Nisan’daki PPK toplantısı tutanaklarını takip ederken ABD’de ikinci el konut satışları, yeni konut satışları ve Markit PMI imalat – imalat dışı verilerini izleyecek. Gündemin zayıf olacağı gelecek hafta Euro Bölgesi’nde de Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz kararı toplantısı ile Markit PMI imalat-imalat dışı dataları piyasalara yön vermeye çalışacak.

Piyasalarda bu hafta oluşan ve gelecek hafta beklenen gelişmeler ise şöyle:

BORSA İSTANBUL… BIST 100 endeksi, en düşük 1.352,74, en yüksek 1.418,52 puanı gördükten sonra haftayı önceki hafta kapanışına göre yüzde 1,07 artarak 1.408,14 puandan tamamladı. 1420 puanı geçmekte zorlanan BIST 100 endeksi 1400 seviyelerinin üzerinde kalmayı başardı. Gelecek hafta borsanın 1420 direncini geçmesi durumunda 1430 ve 1445’leri görme ihtimali bulunuyor.

DOLAR/TL… TCMB’nin faiz kararıyla 8,16 lirayı deneyen dolar daha sonra geri çekilerek 8,0640’tan haftayı kapatarak yüzde 1,31 oranında değer kaybetti. 8,02 lirayı destek yapan kurun direnç seviyesi 8,27. Destek seviyesinin kırılmasıyla doların 7,98 lirayı göreceği tahmin ediliyor.

EURO/TL… TCMB’nin faizleri sabit bırakmasıyla 9,77 liraya kadar çıkan euro, daha sonra beklentilerin gerçekleşmemesi üzerine satışların gelmesiyle 9,66’ya kadar indi ve haftayı yüzde 0,57 değer kaybederek kapattı. 9,56’yı destek yapan kurun direnç seviyesi 9,90 lira. Kur destek seviyesini aşağı kırarsa euro 9,22’ye kadar gidebilir.

ALTIN… Kapalıçarşı’da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,65 kazanımla 461,20 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,66 artışla 3.059,00 liraya yükseldi. Geçen hafta 742,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı ise 747,00 liraya çıktı. Küresel piyasalarda risk iştahının artması ve kurlardaki yukarı yön gram altın fiyatlarını artırıyor. Gram altının 461 lira seviyesinde kalması durumunda 485 liralık direnç seviyeleri gündeme gelebilir. Gram altında destek seviyesi 450 lirada bulunuyor. Ons altın fiyatları, ABD 10 yıl vadeli Hazine tahvili faizinin gerilemesi ve yatırımcıların ABD ve Çin’den gelen ekonomik verilere odaklanmasıyla kritik teknik seviye olan 1.776 doların üzerine çıktı. Ons buralarda kalıcılık sağlaması durumunda 1800 doları direnç yapabilir.

PETROL… Uluslararası Enerji Ajansı ve ABD petrol stokları verisine yönelik açıklamalar Brent petrolü 66 doların üzerine taşıdı. Yine ABD’de petrol sondaj kulesi sayısı 7 artarak 344’e yükseldi. Ülkedeki petrol sondaj kulesi sayısı son 1 yılda toplam 94 adet azaldı. Teknik olarak Brent petrolün 66 doları yukarı kırması durumunda 70 doları görme ihtimali var. Brent petrolde destek 64 dolar seviyesinde bulunuyor. Batı Teksas (WTI) tipi ham petrolün varil fiyatı ise 63,13 dolardan haftayı tamamladı.

KRİPTO PARA… Türkiye’de alım satımı yasaklanan kripto paralar ise uluslararası alanda büyümeye ve yatırımcısını kazandırmaya devam ediyor. Hafta içinde 63 bin doları gören Bitcoin, 60 bin 728 dolardan işlem görüyor. Bitcoin haftalık bazda yatırımcısını yüzde 0,11 kazandırdı. Piyasanın ikincisi parası Ethereum ise Bitcoin’den daha fazla hareketliydi. Fiyatı 2 bin 396 dolara çıkan Ethereum haftalık bazda yatırımcısına yüzde 10,09 prim yaptırdı. Ripple de yüzde 35,96 yatırımcısını haftalık olarak en fazla kazandıran yatırım araçlarından biri oldu. Ripple şu anda 1,6113 dolardan işlem görüyor.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar