Öncü göstergeler ekonominin aynası

Ekonomide "öncü göstergeler" diye eski tâbirle bir "bâb" vardır. İktisadın muhtevası, gidişatı bahsettiğim "öncü göstergeler"le anlaşılabilir, analiz edilebilir. "Öncü göstergeler"den habersiz ve bilgisiz olanlar ne kadar konuşursa konuşsun "ekonomiyi bilmiyor" demektir.

Tüketici veya reel kesim güven endeksleri ne anlama geliyor…  Enflasyon veya fiyat gerçekleşmeleri neye işaret ediyor… Merkez bankaları para politikaları ve hükümetlerin maliye politikaları ne demek istiyor…  Tarım dışı istihdam, gayri safi yurt içi hasıla, ithalat, ihracat dengesi ne mesajlar veriyor… Konut başlangıçları, sanayi üretimi, PMI (satınalma müdürleri endeksi) ve kapasite kullanım oranları ekonomiye nasıl bir yön çiziyor… Reel kesim ve finansal alanda yatırım parametreleri piyasalara ne diyor…

İşte kısaca toparladığım bu “öncü göstergeler” ve göstergelerin birbirleriyle olan etkileşimleri ekonominin yol haritasını, şeklini ve şimâlini fotoğraflar.

***

Meselâ, ‘tüketici güven endeksi’nden bahsedeyim… Endeks, tüketicinin mevcut ekonominin durumu hakkındaki görüşlerini ve gelecekle ilgili beklentilerini parametre haline getirir. Bilindiği üzere faiz oranları ve kişisel gelir, şahsi tüketimi en çok etkileyen hususlar.

Endeks, bu bakımdan hükümet ve merkez bankaları için oldukça önemlidir. Faiz oranları belirlenirken enflasyonun yanında tüketici güven endeksine de dikkat edilir. Yani neticede tüketici güven endeksi verilerindeki pozitif artış ülke para birimini olumlu, negatif artış da para birimini menfi yönde etkileyecek şeklinde anlaşılır.

 ‘Tüketici güven endeksi’ni sadece misâl olarak verdim… Ekonomide her verinin özel ve genel anlamı olduğu gibi toplumun, ülkenin ve hatta yurtdışı da içinde olmak üzere yüksek oranda kapsayıcı bir tarafı da vardır.

Dolayısıyla birçok sektör yetkilisi, tüketici güveninde gereken hususları kamuoyuna açıklamaktan çekinmez. Gelecek günlerde haberleştireceğim bir sektörün durumunu bu anlatacaklarımla kıyasladığınızda mevcudu daha iyi farkedeceksiniz.

***

Yine, önemine binâen bu hafta gerçekleşen Kasım enflasyonunu masaya yatıralım. Enflasyon rakamları bize ne demeye çalışıyor, diye elbette düşünüyoruz. Ama anlama bâbında bir iki kalem sonuçtan öteye geçemiyoruz.

Öncelikle enflasyon reel kesim veya finansal kesimin manivelası. Enflasyon rakamları olmadan fiyat istikrarı konusunda bir adım dahi atamazsınız. Zâten onun için dünyada en çok kullanılan öncü gösterge de bu.

Enflasyon iki ayaklı… Tüketici yönü var… Üretici yönü var…

Enflasyonun tüketici yönüne, ‘tüketici fiyatları endeksi’ (TÜFE) bakar. Yiyecek, giyecek, barınma, yakacak, ulaşım, sağlık giderleri, eğitim masrafları, günlük hayatın devamı için gerekli tüm ürünlerin fiyatları TÜFE’nin konusu. Diğer adı ‘manşet enflasyon’ olan TÜFE’nin yükselmesi ürün ve hizmet fiyatlarının yükseldiğine gerilemesi de mal ve hizmet fiyatlarının düştüğüne işaret eder.

***

Reel ve finans kesimi, enflasyon oranlarına bakarak olması gereken faizleri belirler. Faizler kredileri etkilerken, yatırımlar da söz konusu gelişmeye göre şekillenir. Enflasyonda sürdürülebilir bir istikrar olmazsa, iş tüketicinin güveninden başlayarak işsizliğe, sonunda geniş halk kesimlerinin etkilendiği fakirliğe kadar geniş yelpazede yaygınlık gösterir.

Toplumun tüm kesimlerini etkileyen “asgari ücret”, işçi, memur ve emekli maaşları da yine “manşet enflasyon”a göre belirlenir. Örnek verelim… Yıllık yüzde 11,89 gelen Ekim ayı enflasyonuna göre SSK ve Bağkur emekli maaşları yılsonunda yüzde 5,3 zam alacakken, yüzde 14,03 gelen Kasım enflasyonuna göre bu oran yüzde 7,02’ye çıktı. Aralık enflasyonu sıfır bile gelse emekli, Ocak maaşına yüzde 7,02 zam alacak. Böyle bir durumda memur ve memur emeklisinin maaş zammı da yüzde 6,02 olacak.

***

Enflasyonun diğer ayağı üretici fiyatları (ÜFE) da, TÜFE’ye yön veren bir parametre. ÜFE, üreten kesimin kur, faiz, enerji, işçi ücretleri, hammadde, kira, vergi gibi üretim maliyetlerini ölçer ve tüketici fiyatlarına nasıl yansıyacağını gösterir. TÜFE’yi hesap etmede en kısa yollardan biri ÜFE’dir. Hatta para ve maliye politikaları yöneticileri, manşet enflasyonun olumsuz etkilenmemesi için ÜFE’ye yönelik ithal ikame, teşvik, destek gibi özel uygulamalar geliştirmeye çalışır.

Mamafih, enflasyonda olumlu sürdürülebilir bir istikrar sağlanırsa, üretim, istihdam, ihracat, cari denge ve bütçe gerçekleşmelerindeki olumsuzluklar ortadan kalkar, gelir adaleti sağlanır ve sonuçta büyüme, iktisadi kalkınmaya dönüşür. Öncü gösterge olarak baktığımızda “enflasyon”un aslında ekonominin birinci dinamiği olduğu görülür.

Özetle; arz ve talep olgusunu öncü göstergeler ışığında takip eden, siyasi mülâhazalara kulak vermeyen ekonomiyi reel olarak çözmüş ve takip etmiş olur.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar