Riskler Azalmadan Dalgalanma Bitmez

Para politikasındaki kararsızlık ve belirsizlik tüm ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Belirsizlik, kur ve enflasyonu yükseltirken Türkiye'nin risk primi CDS'ler yeniden 487'lere dayandı. Yabancı yatırımcı, yükselen riskler sebebiyle Türkiye'ye karşı daha temkinli yaklaşıyor. Para politikasındaki dalgalanma yerleşik yatırımcıyı dolarizasyona yönlendiriyor. Bu durum kuru yukarı, borsayı aşağı yönlü baskılıyor.

Sedat Yılmaz

Para politikalarında yaşanan belirsizlikler sebebiyle oluşan riskler ortadan kalkmadan piyasalarda dalgalanmanın devam edeceği gözleniyor.

Riskler; Merkez Bankası’nda (TCMB) sık sık başkanların değişmesi, para politikalarında keskin dönüşler, para politikasında hangi yolu izleyeceğini bilemeyen yabancı yatırımcının çoğu zaman para çıkışlarıyla sonuçlanan temkinli hareketleri, dolarizasyonu tetikleyen uygulamalar ve bunlara bağlı 30 Mart’ta Türkiye’nin 5 yıllık risk primi CDS’lerin 500’lere dayanmasıyla yükselen kur, enflasyon ve faizler şeklinde sıralanıyor.

Risklerin merkezinde ise salgına bağlı ekonomik durgunluk ve para politikalarında kararsızlık bulunuyor. Piyasalar da söz konusu kısa süreli değişimlere ayak uydurmakta zorluk çekiyor. Söz konusu değişimlerden spekülatörler yüksek kazançlar sağlarken reel sektör ise yüksek kur ve faiz baskısı altında zor günler geçiriyor.

Salgındaki artış işi zorlaştırıyor

Koronavirüs vakalarının artışında dünya sıralamasında ilk 3’e giren Türkiye’de pandemi riskinin giderek tırmanması para ve maliye politikalarını olumsuz etkiliyor. Üreten sektör ve hizmet sektörünü vuran pandemi, bu yıl normalleşme umutlarıyla beklenen turizm gelirlerini de rafa kaldırıyor.

Büyük şehirlerde yükselen salgın vakalarını önlemenin yolunu araştıran bilim kuruluna tavsiyelerde bulunan yetkililer, özellikle 65 yaş üstü çalışmayan nüfusun köy ve kasabalarına gitmeleri konusunda resmi kolaylıkların gösterilmesini istiyor.

4 yıllığına atanan TCMB başkanlarının son dönemde 20 ay içinde 4 kez değiştirilmesi finansal istikrar açısından yabancı yatırımcıda güvensizliğe yol açarken 30 Mart’ta 487’lere kadar yükselen 5 yıllık CDS’ler Türkiye’yi yeniden “çok riskli ülke” konumuna getirdi. Söz konusu durumla ülkeden yüksek miktarda yabancı para çıkışı gerçekleşti.

Mart’tan bu yana yabancı yatırımcının Türkiye piyasalarına ilgisi azaldı. Mevzubahis gerçekleşmelerin en büyük nedeni hâlâ uygulamaya geçemeyen para ve maliye politikaları arasındaki eşgüdüm. Dolayısıyla TCMB’de yönetim değişimleri, Merkez Bankası rezervleri ve buna bağlı para politikasındaki belirsizlik, başta kur, enflasyon ve beraberinde faizleri beklentilerin üzerine taşıyor

Mamafih maliye politikaları; bütçe açığı, cari açık ve yatırım açığından oluşan üçüz açık tehlikesini bertaraf etmeye çalışırken para politikaları ise aynı performansı gösteremiyor. Sık sık değişen TCMB başkanları ve uyguladıkları modellerin finansal güven ortamını oluşturamaması diğer gelişen ülkelere göre Türkiye’nin portföy yatırımlarından daha az pay almasını sağlıyor.

Finansta risk refinansman

İki hafta içinde yaklaşık 2,5 milyar dolar, yıllık bazda kümülatif 4,04 milyar dolar yabancı para çıkışı yaşayan Türkiye’de Türk bankaları da refinansman konusunda zorluklar yaşadığı belirtiliyor.

Daha önceden çekilmiş bir kredinin, daha avantajlı faiz oranı ya da aylık ödeme tutarıyla başka bankadan kredi çekilerek kapatılması olarak bilinen refinansman konusunda ciddi risklerin oluştuğunu dile getiren uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da TCMB’deki başkan değişimlerinin finansal istikrara zarar verdiğini ve bankaların refinansman konusunda ciddi riskler yüklendiklerini kaydediyor. Bankaların kısa dönem borçlarının arttığına dikkat çeken uluslararası derecelendirme kuruluşları, 2020 yılsonunda Türk bankalarının 2019 yılından daha az dış borca sahip olduğunu fakat 2020’de kısa vadeli dış borç oranının 2019’a göre artış kaydettiğini ifade ediyor.

Türk bankalarının 2021 yılında yabancı para borç servisi yükümlülüklerinin 45-50 milyar dolar civarında olmasını bekleyen kredi derecelendirme kuruluşları, 2020 yılında yerleşiklerin Türk bankalarındaki döviz mevduatlarının yüzde 20 arttığını ve bunun bankalara dış borcu ödemede yardımcı olduğunu, ancak Türkiye’ye döviz akışının devamlılığı sağlanamazsa farklı bir fotoğrafın ortaya çıkabileceğini belirtiyorlar.

Yüksek kur ve faiz endişesi

Para politikalarını eleştiren reel sektör temsilcileri ise Türkiye’nin yüksek kur ve yüksek faizi veya her ikisini birden seçmeyi hak etmediğini, ekonomik potansiyeli son derece yüksek Türkiye ekonomisinin korunmasını ve para politikalarının ekonomik aktiviteyi gözetecek şekilde uygulanmasını istiyor.

Türk Lirası’ndaki zayıflamanın ve enflasyonun devam etmesi halinde dolarizasyonun artabileceğine vurgu yapan reel sektör temsilcileri güvende zayıflamanın devam etmesi durumunda şirketlerin nakit darlığı yaşayabileceğini ve üretim noktasında istikrarsız bir ortamın doğabileceğini dile getiriyor.

Naci Ağbal döneminde piyasa dostu uygulamalarla Türkiye’nin risk priminin azaldığını, sermaye girişlerinin hızlandığını, Türk Lirası’nın değerlendiğini ve bankaların refinansman risklerinin azaldığına işaret eden reel sektör temsilcileri, para politikalarında sık sık değişen modellerin güven ortamını zedelediğini, politika güvenirliliğini olumsuz etkilediğini, piyasadaki oynaklığın ve reel sektörün finansmana ulaşmasında kur ve faizdeki yükselişlerin önemli bir rol teşkil ettiğini kaydediyor.

TCMB beklenti anketinde yılsonu enflasyon beklentisinin yüzde 13,12, dolar kuru beklentisinin yüzde 8 artışla 8,57 liraya yükselmesi, cari açık beklentisinin 25 milyar dolardan 26 milyar dolara dayanmasını değerlendiren reel sektör temsilcileri, para politikalarında uzun vadeli istikrarın sağlanması ve aynı politikaların maliye politikalarıyla eşgüdümünün sağlanması için kararlar alınmasını dile getiriyor. Temsilciler, ekonominin, piyasaların ve tüm sektörlerin gözü kulağının 15 Nisan’da yapılacak TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında olduğunu belirtirken Merkez Bankası’nın kendine has politikalarına engel olunmamasını bekliyor.

TCMB’den faiz artışı gelebilir

Mevcut beklenti ve hesaplamaların gelecek aylarda da enflasyonun tarihsel ortalamaların üzerinde seyredeceğine işaret eden temsilciler, enflasyon beklentilerinin Nisan’da yüzde 17’ye ulaşacağını ve gelecek 3 aylık süreçte aynı trendin devam edeceğini, bu durumun ise kur ve faiz riski taşıyan reel sektörü olumsuz etkileyeceğini dile getiriyorlar. Temsilciler, 12 ay için TÜFE’nin çift hanede kalma ihtimalinin yüzde 88 olduğunu, 24 aylık dilim için ise aynı riskin yüzde 44 olduğunu kaydediyor.

Politika faizinin yüzde 19’da kalma ihtimalinin zorluğuna değinen ekonomistler de, Türkiye’nin halen yüzde 2,5 civarındaki reel faizinin daha yukarıları çıkarma ihtimali olduğunu, 15 Nisan’daki toplantıda TCMB’nin bekle – gör politikasıyla faizi sabit tutabileceğini ancak yine de faiz artışını gerektirecek bir enflasyonla karşılaşılabileceğini ve bir faiz artışının olabileceğini, gelecek aylarda yüksek enflasyonla birlikte politika faizinin yüzde 20’lerin üzerine çıkabileceğini ve yabancı yatırımcı için yeni bir ortam oluşturulabileceğini belirtiyorlar.

Türkiye’nin dengi ülkelere göre reel faizde iyi durumda olmasına karşılık  gelişen ülke piyasalarına göre daha az fon çekebildiğine vurgu yapan ekonomistler, bunun en büyük sebebinin Türkiye’de sürekli değişen para politikaları olduğunu ifade ediyorlar.

Merkez Bankası’nın kısa ve orta vadede faiz indirme imkânının olmadığını, artan enflasyonla birlikte faiz artışlarının devam edeceğini dile getiren ekonomistler, yılın ikinci yarısından itibaren görülecek salgındaki durum, başta petrol emtia fiyatlarındaki artışların imalata verdiği maliyet baskıları ve makasın giderek açıldığı ÜFE ile TÜFE arasındaki farkın yılı çift haneli yüksek enflasyonla tamamlanacağını gösterdiğini ileri sürüyorlar.

TCMB rezervleri dalgalı

Para politikalarıyla ilgili diğer eleştiri de TCMB’nin döviz rezervleri üzerinde görülüyor. 2 Nisan haftası itibariyle brüt döviz rezervlerinin 48 milyar dolar olduğuna işaret eden ekonomistler, bir önceki hafta brüt döviz rezervlerinin 50 milyar doların üzerinde olduğunu kaydediyor. 

2 Nisan haftası döneminde altın rezervlerinin 39,4 milyar dolara gerilediğini, bu rakamla birlikte toplam rezervlerin 87,5 milyar dolar olduğunu dile getiren ekonomistler, söz konusu toplam rezervin bir önceki hafta 90,6 milyar dolar olduğuna dikkat çekiyor. TCMB’nin bir önceki hafta 12,8 milyar dolar olan net döviz rezervlerinin 2 Nisan haftasında 10,7 milyar dolara gerilediğini hatırlatıyor.

Para Politikası Kurulu (PPK) üyeliğine seçilen TCMB banka meclisi üyesi Prof. Dr. Elif Haykır Hobikoğlu’na başarılar dileyen ekonomistler, temel mal enflasyonunda dayanıklı tüketim malları dışında yukarı yünlü gelişmenin sürdüğünü, enflasyon eğiliminin temel mal ve işlenmiş gıda gruplarında yavaşlarken hizmet grubunda yükseldiğine dikkat çekiyorlar.

Ekonomistler TCMB’nin Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’nda, Mart ayında, “diğer hizmetler” içinde sınıflandırılan belirli kalemlerin enflasyon görünümünü olumsuz etkilediğine işaret edildiğini,  TCMB’nin “Bu kalemler arasında, özel okul ücretlerindeki yükseliş kaynaklı olarak eğitim hizmetleri öne çıkmış, bu gelişmede geçmiş enflasyona endekslemenin yanında bir önceki yıldaki geçici KDV indirimlerinin sona ermesi de etkili olmuştur. Ayrıca, salgın tedbirlerinin hafifletilmesiyle, eğlence hizmetlerindeki fiyat artışları da dikkat çekmiştir” açıklamasını anlamlı bulduklarını ifade ediyorlar.

Belirsizlik piyasalarda dalgalanmayı tetikliyor

Para politikalarında net ve açık bir mesaj veremeyen guvernörler, piyasalarda kur ve faizdeki dalgalanmalara bekle-gör mantığıyla yaklaşıyor. 30 Mart’ta 8,33 lira ile zirve yapan doların 8,17’lere kadar gevşemesine karşılık kurda çıkışın devam edeceğine dair sinyaller devam ediyor. TCMB’nin 15 Nisan toplantısını bekleyen döviz ve faiz piyasaları, yeni dönem için pozisyon almaya çalışıyor.

ABD ekonomisindeki iyileşmelere paralel uluslararası borsalardaki performans henüz Türkiye’ye yansımış değil. ABD tahvil getirilerinin tahminlere göre daha olumsuz işgücü piyasası verilerinin ardından düşmesi ABD borsalarını rekor seviyelere taşıdı. Borsaların yükselişlerinde Başkan Joe Biden’ın pandemiye karşı 1,9 trilyon dolarlık ekonomik paketi de destek veriyor.

Yüzde 1,77 ile 30 Mart’ta son 14 ayın en yüksek seviyesini gören ABD 10 yıllık ABD tahvilinin yüzde 1,62’lere kadar gerilemesi ABD borsalarıyla birlikte Avrupa ve Asya uluslararası borsalarına da yaradı. FED’in henüz faiz artırma dönemine girmediğini ifade eden ekonomistler, ekonomideki iyileşmeye paralel artacak enflasyonun tehlike oluşturmadığını ve yükselen tahvil faizlerinin de ekonomiyi bozmayacağını belirtiyorlar.

Avrupa tarafında da enflasyon ve faiz artışı endişeli bulunmuyor. ECB yayınladığı son tutanaklarda, pandeminin ekonomiyi tehdit etmeye devam edeceğini ancak hem ekonomilerdeki iyileşme hem de Pandemi Acil Varlık Alım Programı (PEPP) kapsamında öngörülen 1,85 trilyon euroluk varlık alımının piyasalara moral verdiğini, piyasa koşullarının gerekmesi durumunda PEPP’te miktarın artırılabileceğini belirtiyor.

Yabancı takasının tarihi dip seviyelere indiği, 1,3 milyar dolara varan yabancı satışlarının arttığı Borsa İstanbul ise haftayı satıcılı kapattı. Yılın ilk 3 aylık döneminde de yabancıların alım işlemleri 92,2 milyar dolar, satım işlemleri 94,1 milyar dolar olurken, net satım miktarı 1,9 milyar dolar şeklinde gerçekleşti. ABD ve Avrupa endekslerindeki yüksek morale karşılık Türkiye borsasındaki olumsuzluk ve negatif ayrışma para politikalarındaki belirsizliğe ve Almanya’nın Türkiye’yi turizmde riskli ülkeler arasına katmasına bağlandı. Rusya’nın da salgın önlemi olarak Türkiye’ye turist göndermemeyi gündemine aldığı belirtiliyor.

Türkiye piyasalarında bu hafta genelinde borsa kaybettirirken altın ve döviz kazandırdı. Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 2,58 değer kaybetti, altının gram satış fiyatı yüzde 1,10, dolar/TL yüzde 0,31, euro/TL yüzde 1,58 değer kazandı. Türkiye’de 1000 TL’lik yatırım hafta bazında borsada 974,2 lira, dolarda 1003,1 lira, euroda 1015,8 lira ve altında 1011 lira oldu.

12-16 Nisan haftasında Türkiye’de en önemli gündem maddesi 15 Nisan’da yapılacak TCMB’nin faiz toplantısı. Yine hafta boyunca cari denge, işsizlik oranı, sanayi üretimi ve bütçe gerçekleşmeleri takip edilecek.

Yurt dışı piyasalarda ABD’de TÜFE, FED Beş Kitabı, sanayi üretimi, konut başlangıçları, Michigan tüketici güven endeksi, Euro bölgesinde perakende satışlar, sanayi üretimi ve TÜFE, Çin’de dış ticaret dengesi, GSYH, perakende satışlar ve sanayi üretimi piyasalara yön verecek.

 BIST 100… BIST 100 endeksi, en düşük 1.373,65, en yüksek 1.445,13 puanı gördükten sonra haftayı önceki hafta kapanışına göre yüzde 2,58 azalarak 1.393,24 puandan tamamladı. Endeksin yurt dışı piyasalardaki iyileşmelere karşılık artan salgın vakalarıyla zayıf seyredeceği ve 15 Nisan’daki TCMB PPK toplantısına odaklandığı gözleniyor. BIST 100 endeksinin hafta boyunca 1380’i destek yapıp iyileşmeler çerçevesinde 1440’ları direnç haline getirmeye çalışacağı tahmin ediliyor.

DOLAR/TL… ABD doları yüzde 0,31 değer kazanarak 8,1710 liradan haftayı kapattı. 8,10 – 8,21’i bant haline getiren kurun 8,17 ile bandı yukarı yönlü kırdığını gelişmelere göre hafta boyunca 8,11-8,45 bandında hareket etmesi bekleniyor.

EURO/TL… Euro haftalık bazda yüzde 1,58 artarak 9,7230 liradan kapanış yaptı. TCMB’nin faiz kararını bekleyen kurun 9,37’yi destek yaparak 10 lira ve üstünü denemesi beklenebilir.

ALTIN… 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 1,10 kazanımla 458,20 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,10 artışla 3.039,00 liraya yükseldi. Geçen hafta 734,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı ise 742,00 liraya çıktı. Hafta sonu 461 direncini test eden gram altında 472 ve 484 liralar gündeme gelebilir. Koronavirüs vakalarının artışı altına destek verirken onsta 1755 dolar direnci önemli bir dönüm noktası. Halen 1743 dolarda seyreden onsun ABD tahvil faizlerindeki gerileme ve pandemi vakalarındaki artışla birlikte 1800 doların altına gelmesi mümkün.

PETROL… Dünyada artan pandemi vakalarına karşılık yaygınlaşan aşılama çalışmaları petrolde fiyatları 63 dolar seviyesinde tutuyor. Küresel ekonomideki iyileşmeler devam ederse brent petrolün 65 dolar sınırına gelmesi mümkün. Ancak salgındaki artış sürerse brent 60 doların altına gelebilir.

KRİPTO PARA… Kripto para pazarı pandemi ve ekonomideki durgunluk sebebiyle kazandırmaya devam ediyor. Pazarın beyi konumundaki Bitcoin 60,400 dolarda destek sağladı. Haftalık yüzde 1,32 kazandıran Bitcoin’e karşılık pazarın ikincisi Ethereum da 2,156 dolarda hareket ediyor. Ethereum’un haftalık kazancı yüzde 1,92. Sürpriz ise Ripple’dan geldi. 1,2520 dolar seviyesindeki Ripple haftalık bazda yüzde 93,65 kazandırdı. Piyasada en fazla kaybettiren kripto paralar ise yüzde 7,61ile Polkadot, yüzde 6,47 ile Uniswap oldu.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar