Türk Lirası'na çift kanallı koruma

20 Ağustos'ta gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizine dokunmak istemeyen Merkez Bankası (TCMB) gelecek süreçte fiyat istikrarını korumak için nasıl adımlar atacağını gösterdi. TL'yi koruma kalkanı olarak iki evreli 'geniş alanlı faiz koridoru' devreye giriyor.

2008 küresel krizinden bu yana Merkez Bankası (TCMB) tarafından zaman zaman devreye alınan geniş faiz koridoru, pandemide belirsizliğin artması ve piyasalardaki aşırı dalgalanmaların ortaya çıkmasıyla tekrar uygulama alanı buldu. 2019 Temmuz ayından itibaren yüzde 24’lük politika faizinin yüzde 8,25’e düşürülmesi sonucu “sadeleşme politikası”nda önemli adımlar atan TCMB, oluşan yeni konjonktüre göre fonlama maliyetlerine yönelik faiz politikasında değişikliğe gidiyor ve Türk Lirası’nı korumak için faiz alanını genişleten çift kalkanlı modeli geliştirmeye çalışıyor.

Küresel salgın sebebiyle dış finansmana ihtiyaç duyan Türkiye’nin de içinde olduğu özellikle gelişen ülke merkez bankaları para birimlerini gelişmiş ülke para birimleri karşısında korumak için çeşitli tedbirler alıyor. Küresel risk iştahı ve likidite şartlarındaki ani değişimlere yönelik farklı piyasa araçları geliştiren merkez bankaları geleneksel olmayan para politikalarına dahi ihtiyaç duyabiliyor.

 

Sadeleşme adımları

TCMB de 2008 küresel krizinden sonra artan risklere karşı 2010 yılı sonlarından itibaren aktif likidite politikası ve geniş alanlı faiz koridorlarını sisteme alarak Türk Lirası’nın değeri, finansal ve fiyat istikrarı konusunda önemli adımlar atmıştı.

2016 yılının ilk 4 ayı bittiğinde “normalleşme yol haritası” raporunu açıklayan TCMB, marjinal fonlama oranında yüzde 1’e yakın bir indirime giderek bir hafta vadeli repo ihale faizi oranı olan politika faizi etrafında piyasa koşullarına göre yeni fonlama maliyetini oluşturmaya başlamış ve faiz politikasında sadeleşmenin önünü açtı.  

“Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olan politika faizi” etrafında geniş faiz koridorunda üst bant “marjinal fonlama oranı”, alt bant ise “borçlanma faiz oranı” olarak belirlendi.

Mesela 2010 Aralık ayında koridorun alt bandı yüzde 1,5’e gerilerken üst bant yüzde 9 seviyesinde bulunuyordu. 16 Aralık 2010 tarihinde yapılan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yani politika faizi yüzde 7’den yüzde 6,50’ye düşürüldü. Gecelik borçlanma faiz oranı yüzde 1,75’ten yüzde 1,50’ye indirilirken borç verme faiz oranı ise yüzde 8,75’den yüzde 9’a yükseltildi. Yani faiz koridorunun alt bandı en düşük yüzde 1,5, üst bant da yüzde 9 seviyesine çıkarıldı.

 

Faiz koridoru ihtiyacı

Ocak 2014’e gelindiğinde ise faiz koridoru aralığı konjonktüre göre yüzde 8 – 12 bandında oluştu. 2016 yılı ilk çeyreğinde ise artan enflasyonla birlikte likidite politikasında sıkılaştırma gündeme geldi. Küresel oynaklıkların azalmasının yanı sıra 2015 Ağustos’unda yayınlanan TCMB yol haritasında da belirtildiği gibi politika araçlarının etkili bir şekilde kullanımı geniş faiz koridoruna duyulan ihtiyacı azalttı.

Söz konusu kapsamda marjinal fonlama faizi 2016 Mart ayında 25 baz puan, Nisan ayında ise 50 baz puan düşürüldü ve sadeleşme yolunda önemli hamleler yapıldı. Politika faizi de yüzde 7,5 ve gecelik borç alma faizi de yüzde 7,25’te sabit tutuldu. Politika olarak Merkez Bankası fonlaması bu dönemde ağırlıklı olarak bir hafta vadeli repo ihaleleriyle yapılmaya devam ederken, marjinal fonlamanın payı yüksek seviyesini korudu. 2016 yılı Şubat ayında yüzde 9,1 seviyesine ulaşan ağırlıklı ortalama fonlama faizi Nisan ayı itibarıyla yaklaşık yüzde 8,6 seviyesine çekildi ve para politikasında sıkı duruşa devam mesajları verildi.

 

Fonlama uygulamaları

Konunun daha iyi anlaşılması açısından TCMB’nin finansal ve fiyat istikrarı için uyguladığı faiz politikalarını ve fonlamalarını küçük tanımlarla gündeme getirmek gerekir.

Malûmunuz TCMB bu konuda Açık Piyasa İşlemleri (APİ) uygular. Banka bu yolla finans piyasasındaki kısa vadeli faiz oranlarının politika faizi etrafında oluşmasını sağlamak ve likiditeyi düzenlemek için kullanır. Burada önemli bir açıklama yapmak gerekir. APİ yalnızca para politikası amaçları için yürütülür. Hazine’ye, kamu kurum ve kuruluşlarıyla diğer kurumlara kredi sağlamak amaçlı APİ işlemi olmaz. Ayrıca TCMB Hazine ile kamu kurum ve kuruluşlarının ihraç ettiği borçlanma araçlarını birincil piyasadan satın alamaz.

Merkez Bankası piyasayı fonlamada depo, repo, ters repo, doğrudan alım, doğrudan satım, likidite senedi ihracı ve TL depo alım ihalesi araçlarını kullanır ve bunlardaki faiz oranları politika faizi ve piyasadaki mevcut duruma göre oluşur.

 

Haftalık repo ihalesi

Fonlamada en çok kullanılan araç bir hafta vadeli repo ihalesidir. TCMB tarafından belirlenen politika faizi aynı zamanda bir hafta vadeli repo ihalesi faiz oranını ifade eder. Söz konusu fonlamada bankalar ellerindeki tahvil veya senetleri TCMB’ye vererek karşılığında bir haftalık borçlanırlar. Haftalık vade dolduğunda bankalar aldıkları parayı faiziyle birlikte TCMB'ne geri ödeyerek tahvil veya senetlerini geri alırlar. Piyasa yapıcı bankalar ise diğer bankalara göre 100 baz puan daha düşük faizle haftalık repo ihalesi fonu sağlarlar.

Diğer yandan TCMB gecelik fonlamayla da bankalara likidite sağlar ve gecelik faiz uygular. TCMB’nin gecelik borç verme oranının üst limiti marjinal fonlama oranı olarak bilinir. TCMB’nin piyasayı fonlamada ortalama faizi, fonlamada uygulanan faizlerin ortalamasıyla bulunur. Bu ortalama faiz, TCMB’nin borç verme faizi olarak anlamak gerekir.

Geç Likidite Penceresi (GLP) fonlaması da TCMB’nin politika faizini koruma adına yaptığı metotlardan biri olarak göze çarpar. GLP günlük mesai bitimine kadar hesaplarını denkleştirememiş bankaların açıklarını kapatmak üzere TCMB’nin başvurduğu bir fonlama yöntemidir.

 

Teşvikler dövize ve altına

TL’yi korumasız hale getirmede; pandemiye karşı gelişen veya gelişmekte olan ülke merkez bankalarının parasal genişlemesi, hükümetlerin ise reel sektör ve hizmet sektörünü teşvik ve destekleri ile istihdamı koruma adına atılan adımlarla piyasalara aktarılan paraların önemli bir kısmı dövize ve altına yöneldi.

Türkiye’de de farklı bir durum olmadı. Pandemi teşvikleri bir taraftan kredi büyümesi paralelinde enflasyona sebep olurken diğer taraftan döviz alımlarıyla dolar ve euro Türk Lirası karşısında tarihi seviyelere çıktı. Pandeminin başladığı 13 Mart’ta 189 milyar dolarlık banka mevduatları 7 Ağustos’a gelindiğinde 244 milyar dolara yükseldi. Son iki haftada altın piyasasında 7 milyar dolarlık işlem yapıldı.

Londra piyasası kaynaklı Türk varlıklarına yönelik saldırıların yanında ortaya dökülen TL’nin döviz ve altına gitmesi dolayısıyla dolar ve eurodaki agresif yükselişler Merkez Bankası’nı (TCMB) ve BDDK’yı harekete geçirdi. Kamu bankalarının dövizi frenlemek için destekledikleri gözlenirken, söz konusu bankalardaki döviz pozisyon açığı da 7 Ağustos itibariyle 12 milyar doları geçti.

Özellikle söz konusu bankaların 26 Haziran’dan bu yana döviz özkaynaklarına bakıldığında yüzde 20’lik yasal sınırın üzerine çıktığı ve sınırın 7 kez aşıldığı gözleniyor. Bankaların yüzde 20’lik yasal sınırı yılda sadece 6 kez aşması ve bunun üzerine çıkmaması gerekiyor. 7 Ağustos itibariyle kamu bankalarının 31.1 milyar dolar özkaynağına karşılık yüzde 39’luk döviz pozisyon açığı bulunuyor.

 

Korumada çifte kalkan

2017 yılına kadar ekonomistler faiz koridorunda üst banttan indirimler ve sadeleşmeyi yani tek faiz veya yakınsal bir politika faizi etrafında faiz uygulamasını konuşurken bugün aynı koridorda söz konusu durum itibariyle faiz indirimleri değil faiz limitlerinin yükseltilmesi tartışılıyor.

20 Ağustos’ta gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizine dokunmak istemeyen Merkez Bankası (TCMB) ise gelecek süreçte finansal ve fiyat istikrarını korumak için nasıl adımlar atacağının işaretini verdi. TL’yi koruma kalkanı olarak iki evreli ‘geniş faiz koridoru’ devreye giriyor.

TCMB, dalgalanmalar sebebiyle döviz karşısında değer kaybeden Türk Lirası’nı (TL) korumak için politika faizini artırma yerine sıkılaştırma politikası çerçevesinde çift kanaldan piyasayı sakinleştirmeyi hedefliyor. Yakın zamana kadar uyguladığı yüzde 7,50’lik piyasayı fonlama maliyeti oranını önce yüzde 8,32, yüzde 8,71 ve ardından yüzde 9,06’ya çıkaran TCMB, gerektiğinde bu oranı yüzde 9,75’e çıkararak TL’nin değer kaybını önleyecek.

Gecelik fonlamaların başarılı olamaması durumunda adına “Geç Likidite Penceresi” (GLP) de denilen diğer faiz koridorunu devreye alacak. Geçmiş dönemlerde de uygulanan GLP normal fonlama sistemi yerine kullanılacak ve fonlama maliyetleri yüzde 11,25’e kadar yükseltilebilecek.

 

TCMB operasyonlarına yakın takip

Dolar ve euronun TL’ye karşı tarihi seviyeler yakaladığı, piyasa faizleri ile fonlama maliyetlerinin yükseldiği ortamda piyasalar TCMB’nin 20 Ağustos’taki Para Piyasası Kurulu’ndan (PPK) çıkacak faiz kararını bekliyor ve Türk varlıklarında yönün kısa ve orta vadede nasıl olacağı yolunda senaryo geliştiriyor.

Pandemi sürecinde beklentilerin üzerinde yüzde 28’lik kazançla iyi bir performans gösteren Borsa İstanbul ise son haftalarda gelen satışlarla ucuz kalan hisseleriyle dövize yönelişi bir miktar azaltmış durumda. Ancak yılbaşından bu yana aşırı piyasa hareketleri sonucu dolar 5,96 – 7,37 lira aralığında yılbaşına göre yüzde 23,6, euro ise 6,66 – 8,72 lira aralığında yüzde 30,9 değer kaybetmiş görünüyor. 24 ayar külçe altının gramı yurt içinde yılbaşına göre 291-460 lira aralığında yüzde 58, uluslar arası piyasalarda ons altın ise 1517-1945 dolar aralığında yüzde 28,2 oranında değer kazandı.

Haftaya piyasalar yurt içinde TCMB faiz kararı, tüketici güven endeksi ve konut satışları, ABD’de FOMC toplantı tutanakları ve imalat PMI, Avrupa’da enflasyon ve imalat PMI, Japonya’da ikinci çeyrek büyüme, sanayi üretimi, enflasyon ve imalat PMI verileri takip edilecek.

Yurt içi piyasalarda 1000 TL’lik yatırım borsada 1021,9 lira, dolarda 1023,6 lira, euroda 1027,6 lira, altında ise 980,3 lira oldu.

 

BIST 100…

Geçen son iki haftayı yüzde 5,46 ve yüzde 5,88 değer kayıplarıyla geçen Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi bu hafta 1083,83 puandan kapandı ve yüzde 2,19 değer kazandı. Endeks hafta içinde en yüksek 1125,92, en düşük 1039 puanları gördü. İki haftanın kayıplarını bu hafta çıkarmaya çalışan borsa tepki alımlarıyla 1130’un üzerindeki direnç seviyelerine kadar yaklaştı. Ancak anlık satışlarla tekrar geri çekildi. TCMB faiz kararının etkili olacağı piyasada yeniden 1100 dirençleri test edilebilir. Buralar kuvvetli geçilebilirse endeks 1130’lu puanlara yönelebilir. BIST 100’de destek olarak 1075’li bölge takip edilebilir.

 

DOLAR/TL…

Dolar, tarihi rekor yaptığı haftada 7,3730 lira kapanışla yüzde 2,36 oranında değer kazandı. İSO PMI, ihracat ve iyi gelen enflasyon verilerinden sonra bu hafta yine Haziran ayı sanayi üretimindeki yüzde 17,6’lık artış ile cari açık verisinin beklentiler altında 2,93 milyar dolar olarak gerçekleşmesi TL’nin daha fazla değer kaybetmesinde etkili oldu. Uluslar arası dolar endeksinin 93’lerde sabitlenmesi ve Türkiye’nin CDS’lerinin bir hafta içinde 595’lerden 534’lere inmesi de dikkat çekti. Dolar endeksindeki zayıflığa karşılık ABD’de hafta boyunca gelen iyi ekonomik veriler Türkiye’de doları 7,37’lerin üzerine taşıdı. TCMB’nin 20 Ağustos’taki faiz kararını bekleyen döviz piyasasında doların 7,40 lira seviyesini deneyeceği, aşağı sarkmalarda ise 7,22’leri görebileceği tahmin ediliyor.

 

EURO/TL…

Haftayı yüzde 2,76 artışla 8,7170 liradan kapatan euro da yükseliş trendinde. Pandemi vakalarındaki artışlara rağmen Avrupa’dan gelen olumlu ekonomik veriler euroyu gelişmiş ve gelişen para birimleri karşısında destekliyor. Euro/dolar paritesinin gelecek hafta 1,19’lu rakamları zorlayacağı düşünülürse TL’ye karşı eurodaki primin de yükseleceğini gösteriyor. Euro/TL kurunda 8,80’ler kuvvetli direnç olarak görünüyor. Destek ise 8,66 liralarda.

 

ALTIN…

Altında yatırımcının gelişen olaylar paralelinde kararsızlığı fiyatlara yansıyor. Hafta içinde 1900 doların altına çekilen onsun yeniden yukarı yönlü kuvvetlendiği görüldü. Önce 1930 direncini kıran ons altının ardından 1945 dolarda nefes alması, fiyatların zayıf da olsa bir miktar daha yukarı gideceğini gösteriyor. Altın fiyatlarını en fazla etkileyen dış faktörler. Fiyatlar; ABD/Çin gerginliği, ABD tahvil getirilerindeki aşağı yönlü hareket, yeni aşı çalışmaları, koronavirüste yeni dalgalanma, virüse karşı yeni ekonomik paketler, petrol fiyatları ve Kasım’da yapılacak ABD seçimlerine odaklı bir trend izliyor. Ons altında direncin yine 1956 -1972 dolar arası görünüyor. Aşağıda ise 1890’lı rakamlar takip edilebilir. Türkiye’de ise külçe altının gramı haftayı yüzde 1,97 kayıpla 461,70 lira, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,92 azalışla 3.064,00 liraya düştü. Geçen hafta 763,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı ise 748,00 liraya geriledi. Fiyatların gelecek hafta 450-460 lira arasında dengeleneceği düşünülüyor.

 

PETROL…

Yatırım aracı olarak uluslar arası işlem gören brent petrolün varil fiyatı hafta içinde aşı ve küresel ekonomik iyi verilerle 45 doları geçmesine karşılık daha sonra küresel salgının yaygınlaştığına dair haberler, ülkelerin petrol stoklarındaki azalmalara rağmen fiyatları düşürdü. Petrolde pivot bölge 44 dolar. Destek ve dirençler 43-46 dolar aralığında.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar