Yabancılaşma Gölgesinde Umut Ve Gerçek Ve Lekeler

hayati-koca-012.jpg

Cumartesi Yazıları - 43

 

“...sokakta yürüyerek s..ara içen bir kadının derdi kadar ağır.”

 

Yabancılaşma Gölgesinde

Umut Ve Gerçek Ve Lekeler

 

Acıya değmek... Acı kadar kıymetli bir kimlik oluşturmak. İnsanın acısıyla kimliği farklı yönlere gidiyorsa acının da kimliğin de niteliği zayıflar. İşte bu yüzden niçin acı çektiğini bilerek bazen acıya yanmak bazen de acıyla yanmak...

Acı ve umut ve gerçek.
Umuda tutunmak...

Onu bile gerçeğin yanına yazmak; çünkü GERÇEKLEŞMESİNİ İSTEMEDİĞİMİZ HİÇBİR ŞEYİ UMMAYIZ.

Gerçek’ten bir dünya kurmalıyız. Kadın ve erkek ve çocuklardan oluşan gerçeklik. Gülmenin gerçekliği kadar, ağlamanın da gerçekliğine inanarak...
Uzun bir saçın ve sakalın sahibinin cebinde jiletle gezdiğini bilemez kimse. Saçın ve sakalın hayalini, jilet gerçekliğine çarpmak... Aynı kişi.

Belki ben yeni fark ettim bu durumu. Gerçekse çok kıymetli, değilse vahim. Bunu yapmak için yıkılan şeyler, içinde kurulacak bir dünyaya yaramalı. Sokakta dışımızı yıkarak içimizi yapamıyorsak gerçekleşmesini istediğimiz şeyi ummuyoruz demektir; o zaman ummak ziyade hatta zayidir. İçin yoksa, içine hiçbir şey çekmemelisin; nefes de dahil.

Leke... Bazen yüzde, bazen gözde; en tehlikelisi kalpte olanıdır. Kalbimizdeki leke, giysinin en görünmez yerindeki en küçük leke kadar rahatsız etmiyorsa bizi; BİZDEN OLMAYAN BİR RAHATLIĞI ALIŞMIŞIZ demektir. Başka bir yabancılaşma aramamak gerekir.
Vize süresi dolmamışsa acilen “yerliliğe” dönülmelidir. Aksi korsan bir yabancılaşma, tükeniştir.

 

Hayati Koca

24.03.2018, Adana

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.