İrfan Küçükköy

İrfan Küçükköy

Yeniden Milli Mücadele Mecmuası Yazı İşleri Müdürü: Kemal Yaman

Kitap: Mücadele Birliği Hareketi’nde İlkler
Hazırlayan: İrfan Küçükköy

Kemal Yaman
Yeniden Milli Mücadele Mecmuası Yazı İşleri Müdürü

Kemal Yaman, 1941 yılında Konya’nın Bozkır ilçesinin Kovanlık köyünde dünyaya gelmiştir. İlkokulu, Konya’da okumuş, sonra Kuran-ı Kerim’i ezberleyerek hafız olmuştur. Konya İmam Hatip okulunda sınıf arkadaşı olduk. Konya Yüksek İslam Enstitüsüne 1963’te birlikte girdik. Ayrıca, hoca olan babasından klasik usulde Arapça okumuştur.

GÖZDE "ÇOCUK HAFIZ"

İmam Hatip Okulu birinci sınıfta iken Konya’da meşhur olmuştu. Birinci sınıfta ayrı şubelerdeydik. İkinci sınıfta birleştik. Rahmetli babam bana “Hafız Kemal”den bahsederdi. Sakallı, bıyıklı hocaların arasında, mukabele okuyan çocuk hafız, güzel kıraati, davudi sesi ve ezbere okuması ile dikkatleri çekmişti. Konya’nın en kalabalık camisinin cemaatinin sevgili yavruları haline gelmişti. Aynı camide vaiz Tahir Büyükkörükçü bile onun adını anarak bir kere vaazına konu yapmış. Babamdan dinlemiştim. Aynı sene içinde birinci sınıflar birincisi olarak da, Bayrak merasiminde, müdür bey tarafından, set üstünde öğrencilere takdim edilmişti.

Kemal yaman lise ikinci sınıfta resmen müezzin oldu. Önce küçük bir camide müezzinken daha sonra Sahipata camisinde devam etti. Aynı tarihlerde Necmettin Erişen de aynı caminin imamı oldu.

MÜCADELE BİRLİĞİ ÖNCESİ TOPARLANIŞIMIZ

1963 yılında Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’ne girdiğimizde önümüzde, iyi bir din âlimi, hoca olma hedefi vardı. İmam-Hatip Okulu öğrenciliğimizden beri bu hedefe yönelmiştik. Bu hedefe ulaşmak için, okuldaki programlar dışında özel eğitim takviyesi almamız gerekiyordu. Klasik Dinî eğitim sistemine de böylece ulaşmış olacaktık İyi bir hoca olan babasından aynı zamanda klasik usul ile Arapça ve Dini ilimler dersleri de almıştır. Kemal Yaman içinde diğer arkadaşlarımız için söylediğim aynı cümleyi tekrar edeyim. Hocalığa iyi hazırlanıyordu.

Bu hedefe ulaşabilmek için eğitim plânımızı kendimiz yapmamız gerekiyordu. Bu maksatla, içimizde sosyal yönü daha zengin olan Kemâl Yaman, Konya’daki bütün vaiz hocalarla temasa geçti. Bize özel ders vermeleri konusunda bazı vaizlerden vaatler alındı. Tabii ki ücretsiz. Dinî eğitim geleneğimizde, Dinî ilimlerde eğitim ücreti söz konusu değildi. Bunlar içinde sözüne en sadık olanı, Yörük Hoca diye maruf, Vaiz Mustafa Uysal hoca efendi oldu. Ondan fıkıh, tefsir dersleri aldık. Ayrıca kendi aramızda da Hadis çalışmaları yapıyorduk. Bu maksatla değerli bir eser olan Tecrid-i Sarih’ i (12 cilt), üzerinde dura dura, inceleye inceleye, özümleye özümleye birlikte inmiştik.

Bütün bunların anlamı, biz grup olarak hocalığa hazırlanıyoruz demekti. Bu gayretlerimiz dolayısıyla, diğer sınıf arkadaşlarımızın önüne geçmiş de oluyorduk. Özellikle Kemâl Yaman temayüz etmişti. Bu arkadaşlar; Kemâl Yaman, ben İrfan Küçükköy, Mevlüt Baltacı, Mevlüt Cavlak (İslâmoğlu), Mehmet Aydın ve Hasan Elmas idik.

KONYALI İLKLER AFYON’DA
1964 yaz tatilinde, Ben İrfan Küçükköy vaiz olarak, Mevlit Baltacı ve Mustafa Alptekin imam olarak 1964 yılı yaz tatilinde Afyonda görev yaparken İhsan Ramiz Bayram aracılığı ile Aykut Edibali ve Yavuz Arslanargun ile tanışmıştık. Bizi birlikte çalışmaya çağırmışlardı.

Kemâl Yaman İstanbul’a gitmiş. Dönüşte Afyon’a bizi ziyarete geldi. Gelirken Sâmiha Ayverdi’nin nadir bulunan romanlarından birini de bize getirmiş. Başka zaman olsaydı ne kadar önem verirdim. Ben kitabı almışım, sonra da üstüne bile bakmadan pencerenin kenarına atmışım. Kemâl Yaman bundan çok etkilenmiş. Daha sonra böyle ifade etti.

Kemâl Yaman’a gençler hakkında, görüşleri hakkında, görüşmelerimiz hakkında heyecanla bilgiler sunduk. Kemâl Yaman da bu gençlerle mutlaka görüşmek istedi. Kemâl Yaman’ın görüşü bizim grup için de önemli idi. Sonuçta onun kararına biz de tabi olacaktık. Ben de görüşmesini istiyordum. Gençler İstanbul’da oldukları için görüştürmek mümkün olmadı. Kemâl Yaman’ı, gençler Afyon’a geldiklerinde çağırmak üzere Konya’ya uğurladık.

Bir müddet sonra, grubumuzdan Mehmet Aydın ve Hasan Elmas bizi ziyarete geldiler. Onlara da gençler hakkında bilgiler sunduk. Zaten Kemâl Yaman da bir şeyler söylemiş. Hayli merak ediyorlardı. Akşam Aykut Edibali’nin evine tekrar gittik. Sabah namazı vaktine kadar sohbet ettik. Hâlâ sohbet diyorum, görüşmeler demem gerekir.

Eve döndüğümüzde Mehmet Aydın, “Kemâl Yaman ile Mevlüt Cavlak (İslâmoğlu) arkadaşlarımızı hemen çağıralım” dedi. O zaman telefon çok yaygın değildi. Hemen telgraf çektik. Ertesi gün onlar da Afyon’a geldiler. Böylece bizim grubun hepsi Afyon’da toplanmış olduk.

Hep birlikte Aykut Edibali’nin evine gittik. İki gece sabah namazı vaktine kadar görüşmeler yaptık. Bu esnada sosyal, siyasî, kültürel yorumlar yapıldı. Eve döndüğümüz zamanlarda da görüşmeler üzerine değerlendirmeler yapıyorduk. Çalışmalara katılmaya kararlı halde idik. Son defa Aykut Edibali’nin evine gittik. Sohbetin ilerlediği saatlerde idi. Uzun görüşmelerden sonra Konyalılar döneceklerdi artık. Aramızdan bir başkan seçmemizi istediler. Hemen hepimiz Kemâl Yaman’ın başkan olmasını istiyorduk. Zaten tabii başkanımız o idi. Ama o kabul etmedi. Mevlüt Cavlak’ı (İslâmoğlu) teklif etti. Hepimiz uygun bulduk. Misafir arkadaşlarımız Konya’ya döndüler

KONYA’DA ÇALIŞMALARIMIZ BAŞLIYOR.
Konya’da daha önceden beri kendi aramızda sürdürmekte olduğumuz toplantıları daha düzenli olarak sürdürmeye başladık. Haftada iki gün toplanarak bize tavsiye edilen kitapları okuyorduk. Bunlar,E. Kırşehirlioğlu’nun (Prof. Dr. Erol Güngör), “Türkiye’de Misyoner Faaliyetleri”; Ziya Uygur’un “Yahudilik” isimli kitapları idi. Zekai Konrapa’nın Peygamberimizin Hayatı, siyer I.Ayrıca her birimiz, her ay bir ayrı konu alarak Kur’an-ı Kerîm ayetlerini çıkarıyorduk.

Böylece de her birimiz her ay Kur’an-ı Kerîm’in mealini bir defa iniyorduk. Aramızda hadis dersleri okumaya da devam ediyorduk. Bizim aramızdaki bu uygulama, ileride seminer çalışması, kültür çalışması ismini vereceğimiz periyodik toplantılarımızın esasını teşkil edecektir.

Çalışmalar sürerken Kemâl Yaman benim Afyon’a giderek çalışmalar hakkında bilgi vermemi ve Aykut Edibali’yi Konya’ya davet etmemi istedi. Resmî başkanımız Mevlüt İslâmoğlu olduğu halde fiilî başkanımız Kemâl Yaman idi.

Afyon’a gittim. Çalışmalar hakkında bilgiler arz ettim. Aykut Edibali’yi Konya’ya davet ettim. Kabul etti. Birkaç gün sonra Konya’ya geldi. Kemâl Yamanların evlerinde misafir kaldı. Hepimiz sabahlara kadar bütün vakitlerimizi orada geçiriyorduk. Aykut Edibali gelirken, bir de “Davet” ismini verdiği birkaç sayfalık hazırlık yapmıştı. Bizler durmadan Aykut Edibali’ye sorular soruyorduk. O da durmadan cevap veriyordu.
Daha sonra Aykut Edibali, ayda bir defa gelmek üzere program yaparak, Afyon’a döndü. Böylece periyodik bağ kurulmuş oldu.

O tarihlerde elektronik aletler bugünkü kadar yaygın değildi. Kemâl Yaman kocaman bir teyp satın aldı. O zaman teypler makara şeritli idi. Aykut Edibalinin konuşmalarını teybe alıyor, sonra tekrar tekrar dinliyorduk. Sonra bunları yazma ihtiyacı hasıl oldu. Aramızda oluşturduğumuz fondan bir daktilo satın aldık. Diğer kitaplar yanında Aykut Edibali’nin konuşmalarından derlediğimiz broşürleri de kültür çalışmalarında tekrar ediyorduk. Kadroların Vazifeleri, İnkılâp İlmi, Türkiye’de İhanet Faaliyetleri gibi incelemelerin ilk çalışmaları değişik isimlerle bu tarzda doğdu

BİZİM «DARÜ’L ERKAM»IMIZ
Kemâl Yaman arkadaşımızın; geniş bahçeleri içinde ikamet etmekte oldukları evleri dışında, misafirhane olarak kullandıkları iki odalı bir küçük evleri daha vardı. Mücadele Birliği’nin ilk fikriyatı ve temel görüşleri işte burada tekemmül etti. Aykut Edibali, periyodik olarak Konya’ya gelmeye başladıktan sonra, her seferinde burada kalıyordu. Yavuz Aslan Argun’un askerlik dönüşünden itibaren, ikisi birlikte gelmeye başladılar ve aynı evde kaldılar.

Liderlerimiz, Konya’ya geldikleri zaman bazen birkaç gün, bazen bir hafta, on gün kalırlardı. Bu esnada bu ev dolup dolup taşardı. Sohbetler (kültürel çalışmalar demek gerekir) sabahlara kadar sürer, çok defa sabah namazını birlikte kılar, dağılırdık. Bu esnada her çeşit konu ortaya atılır, arkadaşlarımız görüşlerini söylerlerdi. Aykut Edibali, bu görüşler üzerine genel değerlendirme yapardı. Bu esnada biz ilkler önderlik özellikleri kazanırken, bu küçük odacıkta bir de lider yetişiyordu. Aykut Edibali ve Yavuz Arslanargun liderlik özelliklerini +işte bu odacıkta elde etti. Başka bir ifade ile bizi liderlerimiz, liderlerimizi biz ilkler yetiştirdik.

Liderlerimize ve arkadaşlarımıza Kemâl Yaman arkadaşımızın ailesi, sülalecek sahip çıktı. İhtiyar annesinin hakkını ödeyemeyiz. Bize, onlarca kişiye evinden; günlerce bazen bir, bazen iki-üç öğün yemek çıkarıyordu. Hoca olan babası, derin tecrübesi ile düşüncelerimize destek veriyordu. ağabeyleri: Hakkı Yaman Abi, Nuri Yaman Abi, küçük kardeşleri: Abdullah Yaman, Mehmet Yaman, eniştesi: Ali Haydar Yavuz Abi, yeğenleri, küçükler: Muammer Yavuz, Abdülvehhap Yaman, Mustafa Yaman; dayıları, akrabaları zaman zaman toplantılara katılırlardı. Abdullah Yaman, İstanbul çalışmalarının sancağını ilk dalgalandıran önderlerdendir.

KEMAL YAMAN İSTANBUL’DA “ YENİDEN MİLLİ MÜCADELE MECMUASI” YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Yüksek İslam Enstitüsü'nü bitirdikten sonra Afyonkarahisar'ın Çay İlçesinde iki yıl vaizlik yaptı. Çay ilçesine vaaza gidip dönüyor, teşkilat çalışmalarını Konya’da sürdürüyordu 1971 yılında askerliğini yedek subay olarak bitirdikten sonra Konya'nın Bozkır İlçesi Lisesine Din Dersi Öğretmeni olarak atandı.
Aynı yıl içinde Aykut Edibali’nin teklifi üzerine öğretmenlikten istifa ederek, İstanbul’a taşındı. Yeniden Milli Mücadele mecmuasının yazı işleri müdürü oldu.

Kemal Yaman’ın fonksiyonu, sadece Yazı işlerini idare değildi. Yazı işleri ile her konu bu seleksiyonun göreviydi. Fonksiyonu itibariyle Abi müdür veya direktör konmunda + Konu ile meşbu olduğu için yazar arkadaşlarımıza model olmuştur.

Askerliğimi bitirdikten sonra (1972 Mart ayı), ben de resmi görev almadım. Teklif üzerine, İstanbul’da kaldım. Bir müddet sonra da teşkilat adına mecmuanın sahibi yerinde benim ismim yazıldı. Yazarların isimleri dergide verilmezdi. Sadece ikimizin ismi bulunurdu. O da kanuni zorunluluktan.
Mecmua binası aynı zamanda teşkilat çalışmalarımızın merkeziydi. Yazarlara binanın en geniş odası tahsis edilmişti. Yazarlar sabah oraya girerler, akşam bekâr evlerine intikal ederlerdi. Kemal Yaman evini de taşımıştı. Ben de taşınmıştım. Çok zaman aynı saatlerde, Cağaloğlu’dan evlerimizin olduğu Üsküdar’a aynı vapurla geçerdik. Ben yazarlar odasına girmezdim. Girsem bile çay içer, çıkardım. Yazarları meşgul etmemek prensibimdi. On kadar yazar arkadaşımızın yetişmesinde Kemal Yaman’ın etkili olduğunu biliyorum. İçlerinde daha sonra şöhretli gazeteciler olacak olan Ahmet Taşgetiren ve Hüseyin Gülerce de bunlar arasındadır. Problemi olanlarla içten ikili, üçlü sohbet eder, problemi çözemese bile gönüllerini hoş ederdi. Genç arkadaşlarımız onunla ikili özel konuşmayı severlerd. Görüştüğü kişiilerin çalışma azimleri artardı. . Kemal Yaman derin kültürü ve yüksek nezaketiyle onları etkilerdi..

TOPLANTILARDA KEMAL YAMAN
Hafta da bir Mecmuanın kapak yazısı için toplanırdık. Bu toplantıya Aykut Edibali, Yavuz Arslanargun, Kemal Yaman, ben İrfan Küçükköy, Mevlit Baltacı, Yılmaz Karaoğlu, kapak konusunu takdim için Ahmet Taşgetiren, Kapak resmini yapmak için Haşim Vatandaş katılırdık. Ahmet Taşgetiren kapağa konu olan haftanın olayını takdim eder, kapak konusu üzerine hazırlıklarını ve görüşlerini ayrıntılı sunardı. Sonra toplantıda bulunanlar, görüşlerini belirtirlerdi. Yazarlar kadrosunda olduğu için, konuya bizden daha fazla bilgi sahibi olan Kemal Yaman da isabetli görüşler ortaya kordu. Haşim Vatandaş, çok zaman birkaç taslak kapak modeli sunar, sonra biri üzerinde karar kılınırdı. Sonra da Aykut Edibali aynı konuda başmakalesini hazırlardı. Bu toplantılarda aykut Edibali, Kemal Yaman’ın görüşüne özel bir önem verirdi.
 

DAĞILMA SÜRECİNDE BİRLİĞİ KORUMA
1978-79 Yillarında Teşkilatta büyük problemler yaşanıyordu. Sancılı bir dönemdi. Aykut Edibali ve Yavuz Arslanargun’a sevgimiz ve bağlılığımız azalmamıştı. Sancıyı hem yaşayor, hem başka sancılı kişileri görüyorduk. Bu kararsızlık döneminde onun telkini, teşkilat dışı kalsak bile sevgi ve saygımızı korumak gerekir tarzında oluyordu. İhtilafa malzeme olmamamız gerekir tarzında telkini oluyordu. Bu telkinlerden ben de etkilendim. Problem ne kadar büyük olursa olsun, birbirimize sevgimiz daha önce dedik. Otokritiğe girişmedik. Bizden otoriitikten öte başkaldırı, itham, saldırı, suçlamma isteyenler oluyordu. Onun telkinleriyle böyle çirkin bir yola tevessül etmedik. Şahsen ben Kemal Yaman’ın yatıştırıcı telkininden faydalandım. Teşkilat namına kendisine teşekkür ederim. Aşırı yola tevessül etseydik, şimdi size bu yazıları yazamazdım.

KEMAL YAMAN EZHER ÜNİVERSİTESİNDE
1976 yılında Bayrak gazetesi çıkmaya başlarken ve Bizim Anadolu Gazetesi yönetimi bize intikal ederken yazarlarımız da paylaşıldılar. Kemal Yaman Bizin Anadolu Gazetesi genel yayın yönetmeni oldu. Bu görevi 1979’un ilk aylarına kadar sürdü. Bizim Anadolu Gazetesi yayın hayatını sürdüremedi. Bu esnada mücadele Birliği hareketi dağılma sürecine girmişti. Kemal Yaman Konya’ya evini taşıdı ve bir müddet sonra dini eğitimde derinleşmek üzere Kahire’ye gitti. El-Ezher Üniversitesi yan eğitim kurumlarında çalışmalar yaptı. İki sene sonra yurda döndü.

KEMAL YAMAN TEKRAR DİYANETTE
Mısır dönüşü, 1982 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Elazığ Harput Eğitim Merkezine Kur'an-ı Kerim hocası olarak atandı. Aynı yılın Ağustos ayında, Diyanet İşleri Başkanlığı Antalya Eğitim Merkezi Müdürlüğüne getirildi. Bu tarihten 2006 yılında emekli oluncaya kadar bu kurumda müdür olarak, öğretmen olarak görev yaptı. Ancak bir ara (1994-1997) Almanya’da görev yaptı. Bütün hayatını Kur’an-ı Kerim öğretmeye tahsis etti.
Kemal Yaman arkadaşımız, sohbeti dinlenilen bir özelliğe sahip olup, özellikle bir iki kişiyi karşısına alıp da konuşmaya başladı mı dinleyenler hiç usanmak bilmezler. Sohbeti bitmesin isterler. Nazik davranışlarıyla etrafına saygı telkın eder. Yakın tanıyanlar sohbetine doyamazlar ve nezaketine hayran kalırlar.
Allah amellerini makbul, hizmetlerini mecur eylesin.Sağlıklı, verimli, hayırlı ömür lütuf buyursun.


kemal-yaman.jpg

Hasan Elmas ---İrfan Küçükköy-- Kemal Yaman --- 2020
Bu birliktelikte MevlütBaltacı da vardı. Fotoğrafı o çekti.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.