Akdeniz yeniden Türk gölü oluyor

 

Akdeniz yeniden Türk gölü oluyor

 

Türkiye, Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarının tamamına sahip olmak isteyen başta İsrail, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin işgal planını, Libya aile imzaladığı yetki anlaşmasıyla bozdu. Türkiye'nin bu hamlesi, "Akdeniz yeniden Türk hakimiyetine geçiyor" yorumlarına yol açtı.

Ülkelerin Doğu Akdeniz’de enerji kaynaklarına ulaşma mücadelesinde Türkiye’nin dikkat çeken yeni diplomatik hamlesi haftanın en önemli gelişmesi olarak kayıtlara geçti. Türkiye, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Arasında Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı onaylayarak Akdeniz’deki yetki alanlarını genişletti. İki ülkenin kara sularını birleştirme kararı alması “Türkiye’nin Akdeniz’de Türk gölü harekatı” şeklinde yorumlanıyor.

Piyasaların yakından takip ettiği diğer gelişme; İngiltere’nin başkenti Londra yakınlarındaki Watford şehrinde 3-4 Aralık günlerinde düzenlenen NATO zirvesiydi. Türkiye uluslararası savunma zirvesinde önemli kazanımlar elde etti. Özellikle NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in  S-400’ler, terörizme yönelik yaklaşımları, Suriye operasyonu, Rusya ile ittifak çalışmalarına yönelik söylemleri Türkiye için moral oldu.

Türkiye henüz YPG konusunda NATO’dan istediği desteği bulamadı ama Türkiye’nin Baltık planıyla ilgili yaklaşımı bölge dengesi adına olumlu bir hamle oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce YPG başta olmak üzere terörle mücadele konusunda müttefiklerden istenilen destek ve dayanışma gelene kadar Baltık gibi planları bloke edeceğini ifade etmişti. Baltık planı, olası bir Rus tehdidine karşı Baltık devletleri ve Polonya için NATO’nun bir savunma programı olarak biliniyor.

OPEC ve ABD/Çin ticaret görüşmeleri

Ekonomik açıdan haftanın diğer ikinci önemli olayı Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı’nın (OPEC) olağan Viyana toplantısında programdaki üretim kısıntısının artırılarak devam etmesiydi. Toplantı sonunda alınan karar petrol fiyatlarını yukarı yönlü etkiledi.

Aylardır devam eden ABD/Çin ticaret görüşmelerinde ise sıkıntılara rağmen anlaşmada sona yaklaşıldığına dair haberler küresel piyasalar tarafından dikkatle takip ediliyor.

Yurt içinde ise 3. Çeyrek büyüme, sanayi üretimi ve enflasyon oranlarında istenilen verilerin iyi gelmesiyle birlikte yıllık büyümenin pozitif kapatılacağına dair beklentilerin artması piyasalara moral veriyor. Özellikle Borsa İstanbul BIST 100 endeksinde yukarı yönlü hareket olumlu seyrin bir sonucu olarak ifade ediliyor. Döviz fiyatlarındaki yükseliş ise Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirimlerine devam edeceği yönündeki beklentilere bağlanıyor.

Diğer yandan Hazine nakit dengesi gerçekleşmelerinde faiz dışı dengenin Kasım ayında 14,4 milyar lira fazla oluşturması ve Hazine nakit dengesinin 7,9 milyar lira fazla vermesi ekonomideki dengelenme açısından iyi sinyal şeklinde yorumlanıyor. Nakit giderlerin 71,6 milyar liralık kısmını faiz dışı giderler, 6,5 milyar liralık kısmını ise faiz ödemeleri oluşturuyor.

Merkez bankalarından yılın son faiz kararı

Gelecek hafta yurt içinde en önemli gündem maddesi Merkez Bankası’nın (TCMB) yılın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı. TCMB’nin 12 Aralık Perşembe günü gerçekleştireceği toplantıda politika faiziyle ilgili kararını verecek. Beklentiler TCMB’nin 1,5 – 2 puan arasında faiz indireceği yönünde yoğunlaşıyor. Yurt içinde ikinci önemli gündem maddesi ise 11 Aralık’ta açıklanacak Ekim ayı cari işlemler dengesi. 13 Aralık’ta duyurulacak Ekim ayı sanayi üretimi de yine piyasaların en fazla takip edeceği gelişmeler olarak öne çıkıyor.

Yurt dışında ABD/Çin görüşmeleri, OPEC toplantısının piyasalardaki etkisi, ABD’de 11 Aralık’taki FED’in faiz kararı, ABD’de enflasyon, ithalat, perakende, iş dünyası iyimserlik ve istihdam verileri izlenecek. Euro Bölgesi ve Almanya’da ise 11 Aralık’ta Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz kararı, dış ticaret ile cari işlemler dengesi, ZEW cari durum ve ekonomik beklentiler endeksi, enflasyon, sanayi üretimi öne çıkan piyasa gündemleri arasında. Çin’de ise Kasım ayı enflasyonu dikkat çekecek.

Akdeniz’de ciddi bir üstünlük sağladık

Malumunuz, Doğu Akdeniz bölgede zengin doğalgaz rezervlerinin keşfedilmesiyle beraber özellikle 2010 senesinden itibaren giderek daha da artan şekilde gündeme geliyor. Türkiye’de uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını korumak ve kollamak istiyor.

Dolayısıyla Türkiye ile Libya arasında Akdeniz’de elde edilmiş hakların korunmasına yönelik mutabakat  henüz sıcaklığını koruyor. Akdeniz’i daha da ısıtacak gelişme, ABD ve Rusya’nın da tepki göstermesi. Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa ve Avrupa’da bazı ülkeler Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşmaya karşı çıkıyor. Özellikle söz konusu ülkelerin Libya’da muhalif Halife Hafter’i desteklemesi gözden kaçmıyor.

 

Türkiye, Libya ile yaptığı anlaşmayla bölgede geniş bir yetki alanı kazandı ve tarihteki “Akdeniz Türk gölü” sözü bir anlamda hayata geçti. Doğu Akdeniz’de kendi hakları ve KKTC’nin haklarıyla belli bir alanı kontrol altına alan Türkiye, uluslararası kabul gören ‘öncelik anakaraya sahip ülkenindir’ prensibi doğrultusunda Libya ile yaptığı anlaşmayla Orta Akdeniz’de de geniş bir alanda hakimiyet kurdu. Anlaşmayla Yunanistan’ın Ege’deki Girit, Kaşot, Kerpe, Rodos ve Meis adalarının kıta sahanlıkları boşa çıkarılırken Türkiye’nin Akdeniz’deki sorunların barışçıl bir şekilde çözülmesi konusunda Libya gibi ülkelerle gerçekleştirdiği anlaşma küresel olarak da örnek teşkil ediyor.

Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşmayla yetki alanındaki batı sınırı Yunanistan’ın Girit adasına 45 mil kadar yaklaşmış bulunuyor. Şayet Yunanistan Türkiye’den önce davranıp Mısır ve Kıbrıs Rum Kesimi ile yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik adım atmış olsaydı, Türkiye Akdeniz’de 41 bin kilometre karelik dar bir alana hapsedilmiş olacak, hem KKTC hem de Libya’nın hakları Yunanistan’ın tekeline geçecekti.

TBMM'ye 5 Aralık günü anlaşmayla ilgili teknik ve hukuki bilgi veren Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdürü Büyükelçi Çağatay Erciyes de, Libya ile yapılan anlaşma sayesinde Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yeni kıta sahanlığı-münhasır ekonomik bölge sınırlarının çizildiğini vurguluyor.

 OPEC kısıntıyı onayladı, fiyatlar arttı

Piyasaları yakından ilgilendiren haftanın önemli gelişmesi de Viyana’da gerçekleştirilen OPEC toplantısı oldu. İki gün süren toplantılar sonunda OPEC günlük petrol üretimini 500 bin varil daha azaltma kararı verdi ve günlük kesinti miktarı 1,7 milyon varile çıkacak. Karar 2020 Mart ayı sonuna kadar uygulanacak. Böylece OPEC ve OPEC dışı ülkelerin toplam ham petrol üretim kesinti miktarının, 1 Ocak'tan itibaren günlük 2,1 milyon varil olacağı ifade ediliyor.

Tabii Viyana’da alınan son OPEC kararı brent petrol fiyatlarını da 65 dolar sınırına çıkardı. ABD’nin Batı Teksas türü (WTI) petrolünün varili de 60 dolar sınırından döndü. Toplantının akabinde Petro fiyatlarının yüzde 2,5’un üzerinde artması ise gelecek aylarda artışların devamı yönünde tahminlere yol açtı.

 

OPEC üyesi 14 ülkenin enerji ve petrol bakanlarının kısıtlama kararını OPEC dışı ülkelerin de görüşleri doğrultusunda aldıkları gözleniyor. Zira Rusya Enerji Bakanı Aleksandr Novak, OPEC’in petrol üretiminin günlük 500 bin varil daha azaltmasını tavsiye ettiklerini söylemişti.

ABD/Çin görüşmelerinde kritik dönemeç

Piyasaların aylardan beri soluksuz takip ettiği ABD/Çin ticaret müzakerelerinde son adımlar atılıp atılmadığına dair tedirginlik sürüyor. Piyasaları zaman zaman olumlu ve olumsuz etkileyen malum gelişme hâlâ uluslar arası alanda baş gündem. Ticaret görüşmelerinde tarım ürünleri konusunda sıkı ve zorlu bir pazarlık söz konusu. ABD, Çin arasında gerçekleşmesi beklenen birinci aşama ticaret anlaşması kapsamında ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’in ABD’den ithal etmesini istediği tarım ürünü miktarıyla ilgili uzlaşma arayışında. Trump bilhassa Çin’in geçen yıl alım gerçekleştirdiği 8,6 milyar dolarlık alımın 40-50 milyar dolar seviyesine çıkarılmasını istiyor.

Diğer taraftan 15 Aralık’ta yürürlüğe girecek 165 milyar dolarlık Çin ürünü için yüzde 15 ek vergi uygulamasıyla ilgili müzakerelerde de henüz bir ilerleme sağlanamadı.  Tarifelerle ilgili 11 Aralık Çarşamba günü gerçekleştirilecek görüşmeler bu bakımdan büyük önem taşıyor. Trump’ın ifadesiyle tarifeler konusunda görüşmeler iyi yolda. Çin Ticaret Bakanı Gao Feng ise iki tarafın iletişim halinde olduklarını, şayet iki ülke anlaşacaksa söz konusu ek vergi tarifelerinin kaldırılması gerektiğini belirtiyor. Birçok analist de olumlu veya olumsuz 15 Aralık’ta ABD/Çin müzakerelerinde son noktanın konabileceğine dair yorumları dikkatlerden kaçmıyor.

Bütün yatırım araçları kazandı

Yurt içi ve yurt dışında söz konusu gelişmeler paralelinde piyasalar olumlu bir haftayı geride bıraktı. Haftalık bazda Borsa İstanbul BIST 100 endeksi ortalama yüzde 1,84, altın yüzde 1,12, dolar/TL yüzde 0,24 ve euro yüzde 0,98 oranında prim yaptı.

BIST 100 endeksi, en yüksek 109.315,20, en düşük 106.701,60 puanı gördükten sonra 108.869,14 puandan tamamladı.

Kapalıçarşı'da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 272,00 lira, Cumhuriyet altınının satış fiyatı 1.812,00 lira oldu. Geçen hafta 438,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı bu hafta 443,00 liraya yükseldi.

Dolar haftayı 5,7650 liradan, euro 6,3850 liradan kapatırken yatırım fonları yüzde 0,33, bireysel emeklik fonları da yüzde 0,64 değer kazandı. Kategorilerine göre bakıldığında ise yatırım fonları içinde en fazla kazandıran yüzde 1,43 ile hisse senedi fonları oldu.

Haftalık bazda 1000 liralık yatırım; borsada 1018,4 lira, altında 1011,2 lira, dolarda 1002,4 lira ve euro 1008,9 lira oldu.  

BIST 100…

Haftanın son günü yüzde 0,19 değer kazancıyla 108.869 puandan kapanan Borsa İstanbul BIST 100 endeksi genele yayılan küresel pay piyasalarındaki olumlu havadan etkilendi.  Analistler aynı havanın gelecek hafta da devam edeceğini ifade ediyor. Yurt dışında beklenen merkez bankalarının faiz kararı, sanayi üretimi, istihdam ve diğer ekonomik datalarda gerçekleşecek gelişmeler piyasaları yakından ilgilendiriyor. Yurt içinde en önemli gündem maddesi TCMB’nin faiz kararı. Merkez Bankası beklentilerin dışında faiz indirmesi paralelinde piyasalara yön verecek. Teknik açıdan bakıldığında BIST 100 endeksinde 109.500 puanın aşılması durumunda 110.000 ve 111.500 dirençleri takip edilecek. Aşağı sarkmada ise 108.000 ve 107.200’li alanlar kuvvetli destek görünümünde.

DOLAR/TL…

ABD/Çin ticaret müzakerelerine odaklanan dolar, ABD’deki istihdam ve sanayi üretim verilerinden etkileniyor. Ticaret görüşmelerinde olumlu seyir devam ederse dolarda gevşeme gözlenebilir. Bu da TL’nin değer kazanmasına sebep olur. Ancak doları yukarıda tutan daha çok yurt içi gelişmeler. Henüz 300’lerin altına inemeyen Türkiye’nin CDS’leri dövizdeki fiyatları yüksek tutuyor. TCMB’nin gelecek hafta faiz indireceğine dair beklentilerin yükselmesi TL’nin değer kaybetmesine sebep oluyor. Ayrıca kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin kredi notu ve not görümüne ilişkin herhangi bir değişikliğe gitmedi. Moody's, halihazırda Türkiye'nin kredi notunu “B1”, kredi notu görünümünü ise “negatif” olarak değerlendiriyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Japan Credit Rating Agency (JCR) ise Türkiye'nin “BBB-“ olan kredi notunu teyit etti, not görünümünü “negatif”te bıraktı. Kuru etkileyen diğer gelişme de TCMB’nin '2020 yılı para ve kur politikası'  ile ilgili açıklamalar. Haftayı 5,77 seviyesinden kapatan dolar/TL kurunda 5,80 bölgesi kuvvetli direnç. Kur direnci geçerse 5,90’lar gündeme gelebilir. Ancak yurt dışı ve yurt içi gelişmeler çerçevesinde ilk destek 5,75 aşağı yönlü kırılırsa 5,70’i seviyeler görülebilir.

EURO/TL…

Euronun dolara karşı değer kaybı sürüyor. Fransa’da yeni  emeklilik uygulamalarına yönelik giderek yayılan olaylar Avrupa parasını olumsuz etkiliyor. Ayrıca Euro Bölgesi’nde büyümelerin aşağı yönlü seyretmesine karşılık Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz indirmeyeceğine dair beklentiler de euroyu zayıf kılan gelişmeler olarak yorumlanıyor.  ECB’nin yeni Başkanı Christine Lagarde’ın gelecek iki yıl boyunca para politikasını otomatik pilota bağlayacağı yolundaki görüşler ağırlık kazanıyor. Tahminlere göre Lagarde negatif bölgedeki faizleri değil enflasyonu canlandırmak için ECB’nin elindeki diğer araçları kullanacak. Ayrıca NATO zirvesiyle ABD/Çin ticaret görüşmeleri de kurun yönüne etki eden gelişmeler oldu. TCMB’nin de faiz kararı vereceği haftada teknik olarak euro/TL kurunun 6,38’li bölgesi trende belirleyici olacak. Kurun 6,36 destek seviyesinin üzerinde kalması durumunda 6,43 bölgesi kuvvetli direnç görünümünde. Aşağı sarkmalarda ise 6,35 ve 6,30 destekleri devam ediyor.

ALTIN VE PETROL…

Altın fiyatlarının seyrinde ABD/Çin ticaret görüşmeleri hâlâ ilk etken. Hong Kong ve Sincan bölgelerine yönelik ABD/Çin arasındaki gerginlik de henüz giderilebilmiş değil. OPEC toplantısından petrol üretimindeki kesintinin günlük 1,2 milyon varilden 1,7 milyon varile çıkarılması ve daha az petrol arzı kararı petrol fiyatlarıyla birlikte altın ve dövizde de hareketlenmelere sebep oldu.

Genel olarak altın fiyatlarıyla petrol fiyatlarının pozitif bir korelasyon içinde olduğu bilinir. Petrol fiyatlarının artması durumunda enflasyon yükselir. Büyümenin de enflasyon yaptığını unutmamak lazım. Fakat en önemlisi altın ve petrol dolar üzerinden işlem görür. Dolar endeksi yükseldiğinde altın ve petrol fiyatları ters yönde hareket eder.

Petrol fiyatları OPEC kararının açıklanmasıyla bir günlük ortalama yüzde 2,5’un üzerinde artışla brentte 65 dolar, ABD tipi petrolde ise 60 dolar sınırına dayandı. Petrolde yüksek fiyatların gelecek yılın Mart ayı sonuna kadar devam etmesi bekleniyor.

Altın fiyatları ise ABD/Çin görüşmelerinde iyimser havanın artması ve 15 Aralık’ta gerçekleştirilecek toplantıda sonucun alınabileceğine dair beklentiler altın fiyatlarında yüzde 1’lere varan düşüşlere sebep oldu. Altının onsu şu anda uluslar arası piyasalarda 1460 dolardan işlem görüyor.

Altın fiyatlarına teknik olarak bakıldığında ABD/Çin görüşmeleri anlaşma ile tamamlandığı takdirde 1400 dolarlı bölgelerin dahi altına sarkacak rakamlar gündeme gelebilir. Ancak iki ülke arasında 15 Aralık’ta gerçekleşecek tarifelere yönelik toplantıda beklenen gelişme sağlanmazsa altının onsu 1500 doların üzerine çıkabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar