Altın fiyatlarını sadece jeopolitik riskler yükseltmiyor!

Altın fiyatlarını sadece jeopolitik riskler yükseltmiyor!

Dünyada merkez bankalarının küresel durgunluğa yönelik parasal genişleme ve sıkı para politikalarındaki gevşeme uygulamaları önü açık bir zaman diliminde daha bir müddet sürecek gibi. Söz konusu süreçte dünyanın durgunluktan çıkıp çıkamayacağı henüz belli değil. Belirsizlik yatırımcıyı güvenli liman enstrümanlara yönlendiriyor. Bunlardan bugün tabii ki en önemlisi altın.

Arz ve talep denge buluncaya, enflasyon, istihdam, yatırım, büyüme, istihdam ve ihracatta istenilen seviye yakalanana kadar merkez bankalarının mevcut politikalarından vazgeçme ihtimali yok görünüyor.

Geçen yıl 51, bu yılın Ocak ayında 10 merkez bankasının faiz indirdiği düşünüldüğünde demek ki düşük veya negatif faiz patikasında daha gidilecek oldukça fazla yol var. En son dün Rusya Merkez Bankası da arka arkaya altıncı kez politika faizinde indirim yaptı.

***

Gelelim Amerikan tarafına… ABD Merkez Bankası (FED) dünyanın büyümede sıkıntı çektiği bir dönemde faiz indirmeyi rafa kaldırıp şahin bir politikaya yönelmeyi düşünse de bunu başaramayacak ve özellikle ülkedeki istihdam ve üretim zafiyeti, bankayı kısa bir zaman zarfında yeniden faiz indirmeye zorlayacak.

FED’in azil soruşturmasından güçlenerek çıkan Donald Trump yönetimine fazla dayanamayacağı da ortada duran diğer bir gerçek. FED yılın ilk çeyreğini pas geçse de yılın ikinci yarısından itibaren faiz indirimlerine yeniden başlayacak. Halen yüzde 1,50-1,75 faiz aralığında seyreden faizlerini muhtemelen yüzde 1 seviyesine kadar indirecek.

Zira dünyanın en fazla takip ettiği ABD iki yıllık ve on yıllık tahvillerdeki seyir de gösteriyor ki durgunluktan ziyade resesyona yönelen küresel ekonomide yapılması gereken faizleri daha da aşağı yönlü baskılayarak üretimin önüne açmak ama nereye kadar? Küresel ekonominin en büyük aktörü Çin bile son kararıyla petrol talebini yüzde 15 düşürmüşse, dünya kapılarını Çin’e kapamışsa faizlerin dibini şu an düşünemiyorum.

***

Peki, negatif faiz çâre mi? Elbette değil… 5 yıldan bu yana mer’i olan negatif faiz uygulamaları ekonomik durgunluğu önleyememişse, hatta küresel ekonomi resesyona doğru gidiyorsa demek ki farklı şeyler yapmak gerekiyor. Bu konuyu dün kripto para özelinde bir nebze olsun işlemeye çalışmıştık. Ama bu noktada katılım bankacılığı sektörünün uyuduğunu ve fırsatları değerlendirmede ayak sürüdüğünü hatırlatayım.

Dünyadaki finansal manzaraya bir pencere açalım… ABD on yıllık tahvil faizi yüzde 1,6 seviyesinde. ABD iki yıllık tahvil faizi de on yıllıkların faizine çok yakın… Yüzde 1,4… Bunun anlamı iki tahvilde getiri oranındaki makasın daralmasıyla oluşan risk.

Zayıf büyüme beklentisiyle iki tahvil arasındaki fark zaman zaman getiri eğrisini tersine çevirebiliyor. Yani kısa vadeli tahvil getirisi, daha uzun vadeli tahvil getirisinden yüksek olabiliyor. Bu durum ise ekonomide resesyon işareti olarak algılanıyor. ABD’de bile son tarım dışı işsizlik oranları yüzde 3,5’ten yüzde 3,6’ya çıkması yatırımcının üretime olan ilgisinin giderek azaldığını gösteriyor. Süreç ise yatırımcıyı altına veya güvenli limanlara yönlendiriyor.

***

Diğer ciddi tehlike ise FED’in faiz konusundaki kararsızlığı. Kısa süreliğine dahi olsa şayet FED dünyaya faiz artıracağına dair bir hava oluşturursa özellikle gelişmekte olan ülkeler sapır sapır dökülür. Dünya tahvil üzerinden bir şok dalgasıyla farklı bir küresel krize gömülebilir. Fakat ABD şimdilik altın yumurtlayan tavuğu kesmek istemeyecek.

Ha, FED’in yeniden faiz indirimlerine başlaması belki kısa vadede Türkiye’de başta gelişmekte ülkeleri müspet etkileyecek, para girişlerinde hız yükselecek ama uzun vadede bu defa da yüksek borçluluk belası ortaya çıkacak. Ayrıca ülkeler nasıl olsa para geliyor diye, yapısal reformları da askıya alacaklar.

Altın fiyatlarının bununla ne ilgisi var demeyin… Zira, faizde stabil giden FED, negatif faizde karar kılar güvercin politikaya geçerse veya en azından güvercin politika mesajı verirse doların ulusal para birimleri karşısında değeri düşer ama bu defa da altın fiyatları yükselir. Çünkü altın dolarla satıldığından, doların değeri düştükçe altın fiyatları yükseliyor, sistem bu!

Dolayısıyla sadece 2019 yılında yüzde 23 kazandıran altın fiyatlarındaki artışları sadece jeopolitik risklerle izah etmek yanlış olur. FED’in faiz indirimi, iki yıllık ve on yıllık ABD tahvillerindeki dengesizlikler altın fiyatlarının yükselişinde önemli bir etken olarak hâlâ diri bir fay görevini sürdürüyor. Yani kazançta altının önü ardına kadar açık.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar