Böyle reformlara kim "hayır" diyebilir!

Birçok kişi yapısal reformları sadece ekonomi olarak algılıyor. İster gelişmiş ve isterse gelişmekte olsun her ülkenin değişen dünyaya göre mevcut sistemini koruyarak reformlarını tazelemesi, gerekiyorsa eski uygulamaları tamamen terk etmesi hayatın bir gerçeği.

Son söyleyeceğimi baştan ifade edeyim…

Yeni anayasa çalışmaları dahilinde yapısal reformları, tamamen ekonomik olarak algılamadan kısa vadeli çözümlerden uzaklaşıp, eski Sovyetler Birliği’nde 1980 yıllardan itibaren uygulanmaya başlanan “glasnost” ve “perestroyka” politikalarında yapılan hatalara düşmeden ve dersler çıkararak bizim de sıkı bir değişim süreceğine girmeye ihtiyacımız var…

***

Malûmunuz, değişen dünya şartlarına cevap veremeyen bugünkü Rusya’dan önceki devlet Sovyetler Birliği (SSCB), Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’un liderliğinde ekonomi ve siyasi sistemde yenilenme çalışmalarına ağırlık vermiş, öncelikle ekonomik sorunları halletmeyi hedefleyen “glasnost” dedikleri  “açıklık” politikası ve ardından “yeniden yapılanma” diye adlandırılan “perestroyka”yı ülke geneline yaymaya çalışmıştı.

İstibdattan fikir ve ifade özgürlüklerinin kabul edilmesine, devlet mekanizmasının hantallıktan aktifliğe, verimsizlikten verimliliğe, merkeziyetçilikten güç paylaşımına, devletin bütçe açığı sorununu sadece hükümetin işi olmaktan çıkarıp kâr amaçlı üretimle halletmeye ve silahlanma yarışını terkedip mevcut gelirleri ekonomi için kullanmaya kadar varan bir dizi reform SSCB’de dipten doruğa siyaseti, ekonomiyi hatta hayatı değiştirmişti.

***

Glasnost ile başlayan, perestroyka ile devam eden süreç, SSCB’nin bünyesine ters geldiğinden başarı elbette elde edilemedi. Ülkenin son devlet başkanı Gorbaçov, ekonomi ve devlet yönetimine liberal baktı ancak, siyasi ve sosyal özgürlükler, ekonomide karşılık bulamayınca işler tersine döndü.

Gorbaçov ülkesini dağılmaktan kurtaramadı belki ama başlatılan reform hamleleri, hareketleri bugünkü Rusya’nın doğmasını sağladı.

Her neyse, işin özeti şu:

Yeni anayasa, ekonomi, siyaset, hukuk ve yargı öncelikli alanları ihtiva eden yapısal reformlar; ekonomiyi yüksek enflasyon – yüksek faiz – yüksek kur sarmalından kurtaracaksa, ülkede fiyat ve finansal istikrarı hâkim kılacaksa, ticaret ve piyasa işleyişini daha da iyileştirecekse, şeffaflığı genişletecekse, siyasi partiler de dahil her türlü kayıt dışılıktan uzaklaştıracaksa, kaliteli, verimli üretimi ve ekonomik büyümeyi sağlayacaksa, işsizliğe, ikiz açıklara müsaade etmeyecekse, dış ticarette denge sağlayacaksa ve bilhassa ülkede demokratik ortam içinde birlik, dirlik ve beraberliği bozmadan yeni bir değişime kapı açacaksa, buna kim “Hayır!”diyebilir.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar