Dolarizasyon ve dezenflasyonda kırılma noktası!

Merkez Bankası (TCMB) yılın ilk toplantısında Kasım ve Aralık'ta seri şekilde yaptığı politika faiz artışlarını şimdilik durdurdu ve "bekle-gör"e geçti. İç talep ve kredi büyümesinin seyrini bugünden kestiremesek de önümüzdeki aylarda para politikaları oldukça fazla gündem oluşturacak.

TCMB’nin gelecek hafta açıklayacağı Ocak ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde ifade edileceği üzere, kredi büyümesi yavaşlasa da güç kazanan iç talebin cari işlemler açık üzerindeki olumsuz etkisi henüz kesilmiş değil.

Ayrıca uluslararası emtia fiyatlarındaki gelişmeler, bazı sektörlerde belirginleşen arz kısıtları ile yeni yıl dolayısıyla gerçekleşen ücret ve fiyat ayarlamalarının, orta vadeli enflasyon görünümü üzerinde baskın olacağı şüphesiz.

Şu anda para politikası manevraları dahilinde Kasım ve Aralık’taki güçlü parasal sıkılaştırmaların etkileri gözlemleniyor.

***

Söz konusu çerçevede Naci Ağbal başkanlığındaki TCMB, faizi artırmaktansa piyasaya “Gerekirse ilave sıkılaştırmalar yapılır” gibi sözlü mesajlar vermenin daha rantabıl olduğunu görüyor ve yılın ilk çeyreğini bu şekilde geçirmeyi hedeflediğine dair izlenimler veriyor.

Tabii hedef belli… Ağbal’ın ifadesiyle; fiyat istikrarı ile sürdürülebilir hızlı büyüme arasındaki pozitif ilişkiyi kurmak için ekonomide öngörülebilirliği sağlayarak iş ve yatırım ortamını iyileştirmek... Para politikasını, fiyat istikrarını uzun vadeli toplumsal refahın temeli yapmak…

Dolayısıyla TCMB bundan böyle, enflasyon hedeflemesi rejimini kararlı bir şekilde uygularken para politikasında fiyat istikrarını önceleyen tüm tedbirleri alacak ve maliye politikalarıyla eşgüdümü artıracak sinerjiyi oluşturmak için gayret sarfedecek. 

***

Gelelim geride kalan 11 haftalık yeni para politikası uygulamalarının sonuçlarına…

Merkez Bankası’nın Kasım’dan bu yana 675 baz puanlık faiz artışının etkilerini, reel faizin pozitife geçmesiyle döviz fiyatlarının düşüşünde hissetsek de şimdilik dolarizasyon ve dezenflasyonda aşağı yönlü bir kıpırdanma görünmüyor. Kur geçişgenliği enflasyon üzerindeki baskın tesirini hâlâ sürdürüyor.

31 Aralık – 8 Ocak haftasında yurt içi yerleşiklerin bankalardaki döviz mevduatı 199 milyon artışla 235,8 milyar dolara, bankalardaki toplam yabancı para mevduatı 264,5 milyar dolara çıktı… Yani dövize ilgi hız kesmiyor… Dolarizasyon yükseliyor.

Politika faizi yüzde 17… Kasım’daki yüzde 14,03’lük tüketici enflasyonu Aralık’ta yüzde 14,60 olmuş… Üretici enflasyonu yüzde 25,15… Reel faiz; gerçekleşen enflasyona göre reel faiz yüzde 2’nin, beklenen enflasyona göre ise yüzde 5’in üzerinde… En olumlu taraf reel faizde.

***

TCMB hamlelerini dövize bakarak yorumlamak en doğrusu… Ağbal’ın göreve geldiği Kasım ayına göre bugün dolarda yüzde 15,6’lık bir erime söz konusu.

Elbette sebebi toplamda 675 baz puanlık agresif faiz artışları… TCMB’nin ifade ettiği sıkı duruş Şubat ve Mart aylarında da devam ederse doların beli iyice kırılacak ve dolar/TL’de yeniden geçen yıl Haziran’daki 6 lira seviyelerine inilecek.

Görünen köy kılavuz istemez derler… Dolar 6 lira seviyelerine gelmeden ne dezenflasyon başlar, ne dolarizasyon tersine döner.

Anti parantez, uluslararası bankaların dolar/TL’de 6 lira ile ilgili daha bu hafta başında sevindirecek mesajlar verdiğini hatırlatayım. Zirâ aralarında İngiliz Barclays, Hollandalı Rabonak, Fransız Societe Generale gibi birçok uluslararası banka kısa vadede dolar/TL kurunun 6 lira seviyelerine ineceğini ve bunun yılın ikinci yarısından itibaren görüleceğini raporlayıp müşterilerine geçti. Ekonomi yönetimi mutlaka bu gelişmeleri değerlendirecek diye düşünüyorum.

***

Enflasyonu azdıran sâikler ortada... Nisan’a kadar özellikle manşet enflasyonun yüzde 16’ları geçeceğini söylemek fazla kötümser tahmin olmasa gerek.

Ancak enflasyonun Mayıs’tan itibaren düşeceğine dâir ümidimiz fazla. Şöyle ki: Mayıs ayı ile birlikte enflasyonda 2020 yılının baz etkisi ağırlığını hissettirecek, diğer yandan kur geçişgenliği ve kredi genişlemesi kaynaklı iç talebin yavaşlamasıyla ÜFE ve TÜFE gerileme ivmesine girecek.

Bu trendde Ocak enflasyonuna göre yeniden yol haritası belirleyecek olan TCMB’nin Şubat ve Mart’ta ilave sıkılaştırmaları gündeme gelebilir mi? Gelir mi, gelir!..

Mamafih Mart ve Nisan PPK toplantıları açısından tam bir dönemeç. Enflasyonda yüzde 16 oranını görmek istemeyen TCMB, Mayıs hedefli yakın tarihli sıkılaştırmalarını mengeneye çevirebilir. Yılın ikinci yarısı gelmeden beklenti dahilindeki 300 - 400 baz puanlık faiz artışı bu aylarda arzı endâm edebilir.

Binâenaleyh Mart ortasında Joe Biden başkanlığındaki ABD yönetiminin S-400’lerle ilgili yaptırımları masaya koymadan para politikasının zemini sağlamlaştırılmalı, dolar 6 liraya indirilmeli, CDS’ler 300’lerden 200’lere düşürülmeli, demek istiyorum.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar