Döviz ve altına giden kredi yolları kesilmeli

Piyasalarda gerçekleştirilen son agresif işlemler; pandemide ekonominin canlı kalması için Merkez Bankası (TCMB) ve kamu bankalarının genişleme politikalarıyla oluşan kredileri spekülatif yatırım fırsatı olarak kullananları engelleyici yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Haziran ve Temmuz ayına ait imalat PMI verileri, ihracat rakamları ve yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonda dezenflasyon sürecine girilmesiyle pandemi baskısından kurtulan ve “V” tipi bir toparlanma ile dünyada dikkatleri üzerine çeken Türkiye ekonomisi, piyasa oyunlarına gelmeyeceğini bir kez daha gösterdi.

10 Ağustos’tan itibaren geçerli olacak önlemlere göre; piyasa yapıcı bankalara Açık Piyasa İşlemleri (APİ) çerçevesinde tanınan likidite (para) imkân limitleri yarıya indirildi... Politika faizini artırmadan elindeki araçlarla piyasaları düzenlemeye (regüle) çalışan TCMB, ayrıca fonlama maliyetlerini yükseltme ve bankaların aktif rasyosuna da esneme sinyali verdi.

Borsa İstanbul (BIST) yönetimi de halen pay piyasasında “pay bazında” uygulanan devre kesici sisteme ilave olarak “Endekse Bağlı Devre Kesici Sistemi (EBDKS) kurulmasına karar verdi. Uygulamayla endekste ilk eşik olarak yüzde 5, ikinci eşik olarak yüzde 7 düşüş olduğunda devre kesici devreye girecek.

Operasyonlar boşa çıktı

Tedbirler daha hayata geçmeden haftanın son gününde borsa yüzde 2,5’un üzerinde pozitife geçti. Dolar kuru 7,36 liradan 7,21 liralara, euro kuru 8,71’lerden 8,57’lere çekildi. Tedbirlerde gündeme gelen TL’yi sıkılaştırma önlemleri çerçevesinde ise faizlerde yukarı yönlü bir oynama oldu. Tahvil piyasasında gösterge kağıt yüzde 0,73 artışla yüzde 12,99’dan işlem gördü.

Türkiye’ye ekonomik araçlarla siyasi mesaj vermeye çalışanlar ile ülkenin salgın döneminden hızlı çıkması için TCMB ve bankaların genişleme politikalarından elde ettikleri kredileri agresif işlemler yaparak sığ piyasalarda kazanç fırsatı olarak değerlendirmeye yeltenenler daha şimdiden yaptıkları operasyonların boşa çıktığını gördüler.

Söz konusu çevrelerin 10 Ağustos ile başlayacak hafta başından itibaren uygulamaya geçecek TCMB, BDDK ve diğer finans tedbirleriyle zararlarını katlayacakları tahmin ediliyor.

Yeni düzenlemeler şart

Hem Türkiye ekonomisinin ve hem de iyi niyetli yatırımcının korunması adına elde bulunan bütün imkânların kullanılması gerektiğini belirten uzmanlar, pandemide ekonominin canlı kalması için Merkez Bankası (TCMB) ve kamu bankalarının genişleme politikalarıyla piyasa verdiği likiditeyi spekülatif piyasa araçlarında yatırım fırsatı olarak kullanmayı engelleyici yeni düzenleyici uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Uzmanlar, TCMB ve BDDK’nın elinde sınırsız piyasaları regüle edici araçları olduğunu kabul ettirmesi ve kötü niyetli yatırımcıların ülkenin ekonomik değerleriyle oynamasına müsaade edilmemesi gerektiği kaydediyor.

Düzenlemelerin gerekirse acil yasal düzenlemelerle takviye edilmesi gereğine vurgu yapan uzmanlar, bu tür piyasa bozucu teşebbüslere yeltenenlerin ve gerçek yatırımcının moralini bozanların ağır cezalarla karşılaşacağını bilmesinin lüzumuna dikkat çekiyorlar. Uzmanlar, özellikle Türkiye CDS’lerini aşağı çekecek hamlelere bir an önce başlanması ve piyasalarda derinliği sağlayıcı mekanizmaların oluşturulmasına vurgu yapıyor.

Yatırım mantığına uymuyor

Küresel salgın döneminde dahi yatırımcısına kazandıran Borsa İstanbul’da Londra merkezli swap satışlarına kapılarak hisse senedi satanların ciddi kayıplar vereceğini önümüzdeki günlerde göreceklerini ifade eden uzmanlar, Türkiye ekonomide toparlanmaya geçtiği sırada bilhassa borsadaki satışların yatırım mantığına uymadığını ifade ediyorlar.

Türkiye – ABD rahip krizi sebebiyle 2018 Ağustos’unda kurun 7 lirayı geçmesi üzerine Borsa İstanbul’da da kayıpların yaşandığını ve yılın yüzde 21 kayıpla tamamlandığını, ancak 2019 yılı itibariyle kazancını yüzde 25,4 civarında da artırdığını hatırlatan uzmanlar, dinamik ekonomiye sahip Türkiye’de aşırı dalgalanmaların ardından yüksek getirilerin sağlandığını belirtiyorlar ve hisse satanların hesaplayamayacakları kadar kayba uğradıklarını dile getiriyorlar.

Sadece dolar üzerinden hesaplandığında 2018 yılında 7 liradan dolar alanların 2 yıl boyunca 5-6 lira civarında hareket etmesiyle ciddi zararlar yaşadığını bu hafta doların 7 lirayı aşmasına rağmen yüzde 30’un üzerinde zararlarını kapatamadıklarını ifade eden uzmanlar, 7 liradan dolar alanların zararını ancak ABD parasının 9 liranın üzerine çıkmasıyla karşılayabileceğini, bunun ise mümkün olmadığını dile getiriyorlar.

Altında dalga yüksek olur

Alınan kredilerin doların yanında altın alımı için de kullanıldığını hatırlatan uzmanlar, altına hiçbir zaman güvenilmemesini, spekülasyonu yüksek olan ve risklere bağlı yüksek dalga oluşturabilen altının tarihi zirvelerden yeniden belki yarı yarıya değer kaybederek birçok yatırımcıyı üzebileceğini yorumluyorlar. Uluslar arası piyasalarda onsta 2071 doları geçerek tarihi zirve yapan altın fiyatlarının pandemi ve artan jeopolitik sebeplerle güvenli liman olarak yatırımcı tarafından tercih edildiğini, ancak söz konusu risklerin normalleşmesi veya insanların risklere karşı oluşturabileceği tedbirler sonucunda ons fiyatların normal seviyelerin çok altına inebileceğine dair görüş belirtiyorlar.

Altının daha önce 2011 ve 2015 yıllarındaki sert düşüşlerini hatırlatan uzmanlar, o yıllarda altının 1922 dolar zirveden 900 dolar düşüşle 1000 dolar seviyesine girdiği bilgisini veriyorlar. Uzmanlar altının yine 2017 yılında 1300 dolar seviyesine çıktığını, 1980-2005 yılları arasındaki dolar fiyatlarının bu bakımdan iyi incelenmesi gerektiğini salık veriyorlar.

Uzmanlar, 1944 yılında 35 dolar, 1973’te 42 dolara çıkan ons altının 1980 yılında 850 dolarlık rekorunun ardından 1999’da 251 dolara düşmesi yine 2005 yılında 500 dolar, Nisan 2006’da 600 dolar, Mayıs 2006’da 730 dolar ve 2008’de yeni bir rekorla 859 dolara yükselmesinin enstrümandaki yüksek volatilitenin bir göstergesi olduğunu dile getiriyorlar.

Döviz alanlar kaybedecek

Pandemi sürecinde dahi, ilk çeyrek yüzde 4,5’luk büyüme, düşen faizler, iyileşen ekonomik göstergeler, ucuz kalan hisseler ve artan yatırımcısı sayısı Türk pay piyasalarının cazibesini gösterdiğini belirten uzmanlar, 2019’daki kazancını 2020’de devam ettiren ve 22 Ocak'ta 124.536 puan ile tarihi zirveyi gören Borsa İstanbul'un yeni yılın ikinci çeyreğinde yüzde 30 kazandırmasının Türk varlıklarının güçlülüğünü göstermesi açısından önemli olduğuna vurgu yapıyorlar.

Küresel salgın sebebiyle Mayıs ayında yüzde 40,9 oranında daralan ihracata karşılık Haziran’da yüzde 15,8’lik artış yaşayan ve bu performansını Temmuz’a da taşıyarak yüzde 11,5 oranında bir yükseliş gerçekleştiren ve aylık dış satımını 15 milyar doların üzerine taşıyan Türkiye’nin gelecek aylarda daha iyi performans sağlayacağını dile getiren uzmanlar, artan turizm gelirleriyle birlikte ülkeye girecek dövizle dolar ve euroda TL’ye karşı ciddi gerilemeler olacağını ve aşırı şekilde döviz alan birçok kişinin muhtemel zarar edeceğini tahmin ediyorlar.

Pandemideki aylık 15 milyar dolarlık ihracatın önemine vurgu yapan uzmanlar yılın ilk yarısındaki yüzde 4,5’luk büyümenin rastlantı olmadığını, ayrıca Temmuz’da ciddi bir yükseliş gösteren imalat PMI’ın da yılın ikinci yarısıyla birlikte normalin de üzerine çıkacağına dair öngörüde bulunuyorlar ve Temmuz 56,9’la beklenmedik bir çıkış yapan İSO imalat PMI’ın Şubat 2011’den bu yana en yüksek seviyeye çıktığını belirtiyorlar.

Üretim artar enflasyon düşer

Merkez Bankası’nın Mayıs ve Haziran aylarında pandemi sebebiyle artan gıda fiyatları paralelinde yükselen enflasyona karşı yılsonu enflasyon hedefini yüzde 7,4’ten yüzde 8,9’a yükseltmesinin enflasyonun yükseleceğine dair bir kanaat oluşturmaması gerektiğini anlatan uzmanlar, “TCMB Başkanı Murat Uysal, yılın 3’üncü enflasyon raporunda da durumu izah etti ki ekonomi yılın ikinci yarısından yani Temmuz’dan itibaren bir dezenflasyon, fiyatlarda düşüş süreceğine gireceğini ifade ediyor. Veriler de bu savı destekliyor. Üretim artıyor, talebin de agresif olmadığı ortam enflasyonun düşeceğini gösteriyor. Enflasyonun düşmesini önlemek için yapılan kur hareketinin bu şartlarda başarılı olma şansı yok. Birçok ekonomist de TCMB’den yılsonuna kadar faiz indirimi bekliyor” yorumunu yapyıorlar.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da piyasalardaki dalgalanmanın Türkiye ekonomisi gerçeğini yansıtmadığını, ekonomi asıl gücünü üretim, istihdam ve inovasyondan aldığını söylüyor. Bakan Varank sosyal medya hesabındaki mesajda, “Ne yazık ki 'Ekonomi kötüye gitsin, gemi su alsın, ülke batsın da yeter ki gitsinler' diyenler, ellerini ovuşturarak bekleyenler var. Derdi memleket olmayandan ne vatana ne de millete fayda gelir. Bu zihniyet zillete mahkumdur” ifadelerini kullanıyor.

Borsayı Londralı swapçı ve dolarcılar çarptı

Londra swap piyasasında Türk Lirası (TL) yükümlülüklerini yerine getiremeyen ve yüzde 1000’li faiz rakamlarına razı olan yabancı banka ve yatırımcılar hırslarını, Borsa İstanbul’da hisse senedi ve tahvil satıp döviz piyasasından dolar alarak çıkardı. Borsa sert düşerken döviz tarihi rakamları gördü, piyasa faizleri yükseldi.

Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 5,88 değer kaybederken, altının gram satış fiyatı yüzde 7,24, euro/TL yüzde 3,41, dolar/TL yüzde 3,18 değer kazandı. Piyasada gösterge kağıdın faizi yüzde 0,73 yükselişle 12,99’a çıktı. BIST 100 endeksi geçen hafta da yüzde 5,46 oranında düşüş kaydetmişti. Endeksin haftalık bazda 1128 – 1155 aralığında trend çizeceği beklenirken, döviz ve piyasa faizlerindeki dalgalanma sebebiyle 1000 puanın altına düştüğü gözlendi. Daha sonra toparlanarak haftayı 1060 puandan tamamladı.

Yurt içinde 1000 TL’lik yatırım haftalık bazda borsada 941,2 lira, dolarda 1031,8 lira, euroda 1034,1 lira ve altında 1072,4 lira oldu.

Piyasalar gelecek hafta yurt içinde TCMB beklenti anketi, Mayıs ayı işsizlik oranları, Haziran ayı cari denge ve sanayi üretimi, yurt dışında ABD enflasyon, sanayi üretimi, kapasite kullanım, Avrupa’da sanayi üretimi, ECB toplantı tutanakları ve ikinci çeyrek büyüme, Japonya cari denge, Çin enflasyon, sanayi üretimi ve perakende satış verilerine odaklanacak.

BIST 100…

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 5,88 azalışla 1.060,59 puandan kapattı. Endeks, hafta içinde en düşük 985,38 puanı, en yüksek ise 1.143,26 puanları gördü. Yüksek işlem hacminin gerçekleştiği borsa satış ağırlıklı bir seyir izlerken haftanın ilk işlem gününden itibaren Londra gecelik swap faizlerindeki hızlı yükselişin negatif yönde etkili olduğu ve yurt dışı piyasalardan ayrıştığı görüldü. Haftanın son günü 1060 puana doğru hareketlenen borsada günlük yüzde 2,5’luk kazanç gelecek hafta için moral oldu. Borsada 1100’ün direnç, 1040’ın ise kuvvetli direnç olduğu görülüyor.

DOLAR/TL…

Döviz piyasasında dolar haftalık bazda yüzde 3,18 oranında prim yaptı ve haftayı 7,2030 liradan kapattı. Hisse senedi ve tahvil piyasasındaki satışların bir kısmının döviz piyasasına kaydığı gözlenen trendde doların TL karşısında 7,36 ile tarihi zirve yapması dikkat çekti. Türkiye’de enflasyon, imalat PMI ve ihracat rakamlarındaki iyi verilere karşılık Londra swap piyasasında TL’ye yönelik olumsuz trend dolar/TL kurunu olumsuz etkiledi. TCMB, BDDK ve TBB eşgüdümüyle alınan önlemlerle dolardaki çıkış engellendi. ABD’de ise tarım dışı istihdamda verilerin iyi gelmesi dolar endeksini 92’den 93’e taşıdı.  Teknik olarak dolar/TL kurunda 7,20 pivot görünümünde. Seyrin aşağı yönlü beklendiği kurda destek ise 7,01 ve 6,98’leri gösteriyor. 7,30 ise en kuvvetli direnç.

EURO/TL…

Avrupa parası euro da TL karşısında haftalık yüzde 3,41 prim yaptı ve haftayı 8,4830 liradan kapattı. Tarihi zirvelerin görüldüğü euroda, TCMB, BDDK ve TBB’nin aldığı tedbirler yükselen ateşi söndürdü.  Geçen hafta 9,2900 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 1,33'lük artışla 9,4140 liraya ulaştı. İsviçre frangı ise önceki haftaya kıyasla yüzde 1,13 değer kazanarak 7,8140'dan kapattı. Euro/TL’de yurt içi zayıflık sebebiyle Avrupa parasının 8,71 lira ile zirve yaptığı gözlendi. Kurda 8,30 destek, 8,65 direnç konumunda.

ALTIN…

Uluslar arası piyasalarda onsta 2071 dolarlık rekor seviyeden dönen altında zaman zaman kâr satışlarının gelmesine karşılık yukarı trend devam ediyor. Halen 2035 dolar seviyesinde hareket eden altında pandemi ve jeopolitik risklerin sürmesi zirvenin henüz gelmesine işaret ettiğini gösteriyor. Dolar endeksindeki zayıflık ve ABD tahvil getirilerindeki düşüşler altını yatırımcı açısından cazip kılıyor. Ons altının 2056 doların üzerinde kaldığı sürece yukarı yönlü hareket edebileceği gözleniyor. Altındaki yüksek dalgalanma sebebiyle direnç ve destek noktalarını tahmin etmek zorlaşıyor. Genel beklenti ons altının 2025-2075 dolar arasında seyredeceği yolunda. Yurt içinde ise 485 liralık tarihi zirveyi gördükten sonra aşağı yönlü trend izleyen 24 ayar külçe altın haftayı yüzde 7,24 primle 471 liradan kapattı. Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 7,17 artışla 3.124,00 liraya çıktı. Geçen hafta 712,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı ise 763,00 liraya yükseldi. Külçe altının gramının gelecek hafta 465-475 lira arasında hareket etmesi bekleniyor.

PETROL…

Beyrut’taki patlama, küresel ekonomide toparlanma ve dolar endeksindeki zayıflıkla 46 dolar seviyesine kadar yükselen brent petrol, dünyada ikinci dalga pandemi haberleriyle yeniden 44 dolara indi. Açıklanan stok verilerindeki artışlar, arz endişeleri ve küresel belirsizlik petrolde yatay seyri devam ettiriyor. Teknik olarak brent petrolün 44-47 dolar arasında seyredeceği tahminleri yapılıyor.

analizgazetesi.com.tr

 

Önceki ve Sonraki Yazılar