Enflasyon düşüyor gıda fiyatları artıyor

Küresel pandemi sebebiyle talepte ve enerji fiyatlarındaki gerilemeye rağmen gıda fiyatları hız kesmiyor. Tarla ile market arasındaki fiyat farkı 5 kat seviyesinde. Yılın ilk çeyreğinde aylık bazda yüzde 2'nin üzerinde artan gıda fiyatları, yıllık yüzde 11'in üzerinde seyretti. Oniki aylık ortalamalar ise yüzde 12,5 civarında.

Ekonomi gündemi bu hafta olduğu gibi gelecek hafta da yoğun. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) yarın satın alma yöneticileri endeksi olarak bilinen İmalat PMI Mayıs Verisi’ni açıklaması bekleniyor. Endeks Nisan ayında yüzde 33,40 olarak ölçülmüştü. Cuma günü duyurulacak Hazine nakit dengesi de yakın takipte. Haftaya damgasını vuracak veriyi ise Çarşamba günü Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK) kamuoyu ile paylaşacak. Mayıs ayı tüketici, üretici ve çekirdek enflasyonu Merkez Bankası’nın (TCMB) yanında piyasalar tarafından da izlenecek.

Yılın geride kalan 4 aylık diliminde enflasyonda en dikkat çeken husus gıda fiyatlarındaki yükseliş. Ülkede tarla ile market arasındaki fiyat farkı en az 5 kat seviyesinde. Küresel pandemi sebebiyle talepteki ve enerji fiyatlarındaki gerilemeye rağmen gıdada fiyatların hız kesmemesi para politikası üretenleri de rahatsız ediyor.

Çarşı pazardaki yüksek fiyatları resmi rakamlar da doğruluyor. TÜİK verilerine göre, yılın ilk çeyreğinde aylık bazda ortalama yüzde 2’nin üzerinde artan gıda fiyatları, yıllık olarak yüzde 11’in üzerinde seyretti. Oniki aylık ortalamalar ise yüzde 13’e yakın hesaplanıyor. Nisan’da da devam eden gıda fiyatlarındaki artış aylık ortalama yüzde 2,53, yıllık artış yüzde 11,28, oniki aylık ortalama artış ise yüzde 12,18 şeklinde ölçüldü.

Yılbaşından bu yana trend

Tüketici enflasyonu (TÜFE) Ocak’ta beklentilerin üzerinde aylık yüzde 1,35 ve yıllık olarak yüzde 12,15 şeklinde gerçekleşti. Beklenti aylık yüzde 1, yıllık yüzde 11,84’tü. Üretici fiyat endeksi (ÜFE) de aylık yüzde 1,84 ve yıllık yüzde 8,84 olarak arttı. Manşet enflasyondaki artış gıda fiyatlarında da gözlendi. Aylık bazda yüzde 0,34 artan gıda fiyatları yıllık yüzde 10,93 ve oniki aylık ortalamalara göre yüzde 13,66 artış gerçekleştirdi.

Şubat ayında beklentilerin biraz altında aylık yüzde 0,35 ve yıllık yüzde 12,37 artan TÜFE’ye karşılık gıdada aylık yüzde 0,34, yıllıkta yüzde 11,10 ve oniki aylık ortalamalara göre yüzde 13,08 oranında fiyat yükselişi oluştu.  

Mart ayında manşet TÜFE aylık yüzde 0,57 ve yıllık yüzde 11,86, çekirdek enflasyonun da yüzde 10,49’dan yüzde 9,97’ye gerilemesine rağmen gıda fiyatlarındaki artışlar hız kesmedi.

Aylık bazda yüzde 0,77, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 1,12 oranında artan işlenmemiş gıda fiyatları yıllık olarak yüzde 11,65 ve oniki aylık ortalamalara göre yüzde 12,61 oranında yükseldi.

Nisan ayında manşet enflasyon aylıkta yüzde 0,85, yıllıkta yüzde 10,94 oldu. Petrol fiyatlarındaki düşüş ve talepteki azalmaya rağmen gıda fiyatlarındaki artış enflasyonun beklentiler üzerinde gelmesine sebep oldu. Gıda aylık bazda yüzde 1,11 ve yılbaşına göre yüzde 2,24 artarken yıllık gıda enflasyonu yüzde 11,27 ve oniki aylık ortalamalara göre yüzde 12,18 şeklinde gerçekleşti.

Rafa koronavirüs zammı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) son bir haftaki rakamlara göre yaptığı açıklama, tarla ve market arasındaki fiyat farkının 5 kat olduğunu gösteriyor. TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar özellikle Ramazan ayı içinde pandeminin de etkisiyle önceki ayları aratır şekilde gıda fiyatlarının ciddi şekilde arttığını söylüyor. TZOB Başkanı Bayraktar’ın ifadeleri şöyle:

“Söz konusu bu dönemde tarla ve market fiyat farkı 5 kata ulaştı. En başta kuru incir var. Fiyat farkı 5,3. Salatalıkta 5,1 kat, elmada 4,5 kat, maydanozda 3,9 kat fiyat farkı var. Üreticide 13 lira olan kuru incir 68 liraya, 50-60 kuruş olan salatalık 3-4 liraya, 1,7 lira olan elma 7 liraya, 50 kuruş olan maydanoz 2 liraya, 60 kuruş olan kuru soğan 3 liraya satılıyor. Fiyatı düşen ürünler de var ama burada üreticileri sorumlu tutuyorum. Bu kadar farkı aracılar kazanıyor. Aracılar insaflı olmalı ve üreticilerin emeğine saygı göstermeli…”

Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş da, tarlada 1 liraya satılan domatesin 6-8 liraya satılmasının anlaşılır olmadığını belirtiyor ve ihracat kısıtlamaları ve otellerin kapalı olmasına, yüksek hasada ve mazot fiyatlarının gerilemesine rağmen fiyatların 5 kat seviyesinde yükselmesine bir anlam veremediklerini ifade ediyor. Demirtaş, ürünün pandemi sebebiyle marketlere kısıtlı olarak gelmesinin bu kadar fahiş fiyatları gündeme getirmemesi gerektiğine vurgu yapıyor ve “Dolardaki artış gübre ve yem fiyatlarını yükseltmiş olabilir ama bu 5 katlık uçurumu açıklamaya yetmez. Her zamanki gibi aracılar kazanıyor” şeklinde konuşuyor.  

Mayıs enflasyon beklentisi

Pandemi katkılı Ramazan ayında ise fiyatlar daha da yükseldi. Söz konusu durum Mayıs enflasyonu ve gıda fiyatlarının yüksek çıkacağını gösteriyor. Ekonomistler Mayıs’ta manşet enflasyonun aylık yüzde 0,92 artmasını tahmin ediyor. Enflasyonun aylık yüzde 1,67 çıkacağını öngören analistler de bulunuyor.

Analistler  yıllık TÜFE’de de yüzde 9,80 ile yüzde 11,73 aralığında ortalama yüzde 10,90’lık bir tahmin üzerinde birleşiyor. Enflasyon Nisan’da aylık yüzde 0,85 ve yıllıkta yüzde 10,94 şeklinde gerçekleşmişti. Merkez Bankası ise yılsonu enflasyonunu yüzde 7,4 olarak tahmin ediyor.

Analistlerin genel görüşü enflasyonun yüzde 11 seviyesinde yatay kalacağı yönünde. Gıdadaki fiyat artışlarının düşen enerji fiyatlarıyla dengeleneceğini savunan analistler, yüzde 25’leri geçen Ekim 2018 enflasyonunun tek haneli rakamları görme noktasında hâlâ baskı unsuru olmayı sürdürdüğünü belirtiyorlar.

Tera Yatırım’dan Enver Erkan, kısa vadede temel mal grubunda oluşan talebin etkisiyle fiyat artışlarının söz konusu olduğunu, pandemi sürecinde temel tüketime yönelimin artması kaynaklı fiyat artışlarının gözlendiğini bunun da enflasyonu yükseltebileceğini kaydediyor. Erkan pandemi sonrası birikmiş talep ve aynı zamanda üretim ve hizmet arzındaki hareketlenmelerin yeni fiyat dengeleri oluşturacağına ve enflasyon konusunda belirsizliğin sürdüğüne işaret ediyor.

Ayrıca Mayıs’ta Türk Lirası’ndaki değer kaybının  da enflasyonda yukarı yönlü bir etki oluşturabileceğini belirten Erkan, gıda fiyatlarındaki yükselişlerle enerji ve emtia fiyatlarındaki düşüşün birbirini nötürleyeceğini kaydediyor. Dolar bu ay dolar karşısında yüzde 15 oranında değer kaybederek 7,2690 lira ile tarihi rekor seviyesine çıkmıştı.

Enflasyonda tahvil eğrisi

Enflasyonu takip etmenin diğer yolu, tahvil eğrisi. Tahvil faizlerinde yukarı yönlü bir hareket Türkiye’de döviz çıkışı sebebiyle Türk Lirası’nın değer kaybetmesini ve dolayısıyla mal ve hizmet fiyatlarının artmasıyla birlikte enflasyonun yükselmesi anlamı da taşıyor.

Getiri eğrisi, borçlanma enstrümanlarının (DİBS gibi) faiz oranları ile vadeleri arasındaki ilişkiyi gösterir. Merkez bankaları enflasyonu ve eklentilerini etkilemekte kullanabildiği faizler kısa vadeli faizler. Bankalar kısa vadeli faizlerini belirlerken piyasada oluşan uzun vadeli faizlere bakmak ve ona göre davranır. Merkez bankaları getiri eğrisindeki gidişi izleyerek kısa vadeli faizleri artırarak ya da duruma göre düşürerek uzun vadeli faizlere müdahale ederken dolaylı olarak da enflasyona etki etmiş olur.

Dolayısıyla halen yüzde 9,17 seviyesinde bulunan 2 yıllık Türk tahvili yüzde 1,1 getiri sağlıyor. Asıl bakılması gereken 5 ve 10 yıllık tahviller… Yüzde 11,86’dan işlem gören 5 yıllık tahvillerde getiri yüzde 1,67 ve yüzde 12,56 olan on yıllık tahviller de yüzde 1,21 getirili. Tahvil getiri eğrisinin yatay olması enflasyonun aşağı çekilmesine de katkı veriyor. Şayet uzun vadeli tahvil faizi kısa vadeli tahvil faizinden düşük tutulabilirse enflasyonu düşürmek kolay oluyor.  Yalnız CDS’leri de bu arada unutmamak gerekiyor.

Tahvil piyasasında getirisi eğrisiyle ekonominin durgunlaşması veya resesyona düşüp düşmeyeceği trendi de takip edilebiliyor. Uzmanlar bu konuda, “Merkez bankaları trilyonlarca doları küresel ekonomiye pompaladı ve getiri eğrisinin uzun ucunu yapay bir şekilde aşağı yönde bastırdı. Aynı zamanda, enflasyonist baskılara ilişkin risk de azaldı ve bu durum, yatırımcılar için getiri eğrisinden daha da uzaklaşmayı güvenli hale getirdi…” yorumunu da getiriyorlar.

Piyasalar belirsizlikten çıkışın işaretini veriyor

Türkiye’de ve küresel piyasalarda pandeminin zayıflaması, merkez bankalarının devam eden genişlemeci politikaları borsaları yukarı yönlü destekliyor. Ancak piyasalar yeniden başlayacağını tahmin ettikleri ABD/Çin ticaret gerginliğinin endişelerini yaşıyor. Pandemiyle ilgili belirsizliklerin henüz sona ermemesi de piyasaları olumsuz etkiliyor.  

Daha çok ekonomik dataların öne çıkması beklenen haftada yurt içinde enflasyon, yurt dışında ise Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz kararı, ABD'de yayımlanacak istihdam raporu, dünya genelinde açıklanacak satın alma yöneticileri endeksi (PMI) verileri takip edilecek.

Türkiye’de Merkez Bankası’nın küresel merkez bankalarıyla swap anlaşması, doların seyri ve TCMB’nin faiz indirimlerine devam etmesi piyasaların en önemli beklentileri arasında.

Söz konusu gelişmeler sonunda Borsa İstanbul BIST 100 endeksi yüzde 2,42, dolar yüzde 0,34, euro yüzde 2,49, altın yüzde 0,08 prim yaptı. Piyasada 1000 TL’lik yatırım borsada yüzde 1024,2 lira, dolarda 1003,4 lira, euroda 1024,9 lira ve altında 1000 TL oldu.

Piyasalarla ilgili ayrıntılı analiz ise şöyle oluştu:

BIST 100…

Türkiye’de yüzde 4,5’luk GSYH büyüme oranının beklentilerin altında gelmesine karşılık diğer ülkelere göre rekor bir seviyede gerçekleşmesi Borsa İstanbul’da iyimser karşılandı. Yurt dışında pandeminin tavsaması sebebiyle iyileşen risk iştahı sebebiyle BIST 100 endeksi haftayı yüzde 2,42 artışla 105.520 puandan kapatmasına karşılık hafta içinde 106.291 ile en yüksek puanı gördü. En düşük puan ise 103.798 puanda kaldı. 6 Mart’tan bu yana en yüksek seviyede kapanış yapan BIST 100 gelecek haftalar için de umut verdi. Borsayı yurt dışında genişlemeci politikalar müspet etkilerken pandemi belirsizliği ve ABD/Çin geriliminin yeniden gündeme gelmesi olumsuz etkiliyor. BIST 100 endeksinin 102.700 - 103.000 seviyesini kuvvetli destek yapıp 108.000’i geçmek için çabalayacağı görüntüsü ağır basıyor.

DOLAR/TL…

Türkiye’de serbest piyasada yüzde 0,34 prim yapan dolar haftayı 6,8380 liradan kapattı. Dolar kuru daha sonra gelen satışlarla 6,82 lirada dengelendi. ABD/Çin gerginliği sadece ticarette değil Hong Kong konusunda da artan bir gerilime sahip. ABD’de artan işsizlik oranları da kura TL aleyhine baskı yapıyor. Ancak merkez bankalarının yüksek tahvil alımları ve genişlemeci politikaları kısa vadede gerginliği azaltıyor.  Bu da doların yukarı yönlü hareketini önlüyor. Yurt içinde ise TÜİK’in açıkladığı ekonomi güven endeksinin Mayıs ayında yüzde 20’nin üzerinde bir artışla yüzde 61,7 seviyesine çıkması ve büyümenin yüzde 4,5 pozitif gelmesi TL’yi müspet yönde dolara karşı destekledi. Kur teknik olarak 6,78 lirayı destek, 6,85 lirayı ise direnç yapmış durumda.

EURO/TL…

Serbest piyasada euro yüzde 2,49’luk artışla 7,6130 liradan haftayı tamamladı. Ancak gelen kâr satışları kuru 7,57 lira seviyesine indirdi.  Türkiye’de ekonomi güven endeksi, büyüme verisi beklentiler dahilinde gelirken euronun daha fazla yükselişi söz konusu gelişmelerle engellendi. Euronun dolardan daha fazla prim yapmasının sebebi Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Avrupa Birliği Komisyonu’nun 750 milyar dolarlık yeni teşvik paketi ve AB’nin 9,4 milyar euro bütçeli yeni bir sağlık programı paketi euroyu güçlendirdi. Teknik olarak 7,57 lira pivot bölge. 7,55 ve 7,50 lira kuvvetli destekler, 7,62 ise güçlü direnç seviyesinde.

ALTIN…

Kapalıçarşı’da külçe altının gramı yüzde 0,08 artışla 380,50 liradan kapandı. Cumhuriyet altını yüzde 0,04’lük primle 2 bin 527 liradan, çeyrek altında 617 liradan satıldı. Uluslar arası piyasalarda risk iştahını takip eden altın fiyatlarına ABD/Çin arasındaki gerginlik baskı yapıyor. Hafta içinde 1709 dolara kadar düşen ve sonra toparlanan altının onsu 1735 doları test ettikten sonra haftayı 1730 dolardan tamamladı. ABD ve Avrupa’nın yanında küresel ekonominin hızlı bir daralma sürecine girmesini de gündem yapan altın yeni bir çıkış için hazırlık yaptığı tahmin ediliyor. Altının yükselişini küresel iyileşme, borsalardaki yukarı yönlü hareket ve petrol fiyatlarındaki yükseliş engelliyor. Altının 1718 dolar seviyesinde kuvvetli desteği bulunuyor. 1725 doların pivot olduğu trendde 1742 dolar ise yukarıda direnç konumunda.

PETROL…

Hafta içinde brentte 38 dolarla zirve, 32 dolarla dip yapan petrol fiyatlarında dalgalanma devam ediyor. 30 Nisan’da 26 dolar seviyesindeki brent petrolün Mayıs ayındaki yukarı yönlü hareketini küresel ekonomideki pandeminin zayıflaması sebebiyle Haziran’a da taşıyacağı gözleniyor. Brent petrol halen 37 doların üzerinde seyrediyor. Petrol fiyatları ABD’deki petrol stokları ve OPEC ve teşkilat dışı petrol üretici ülkelerin yaptıkları anlaşmaya uyup uymadıklarını takip ediyor. Petrolde pivot bölge 35 dolar. Risk iştahının arttığı, ekonomilerin giderek iyileştiği bir ortamda fiyatların yeniden 30 doların altına inme ihtimali bulunmuyor. Petrolde kısa vadede 39 dolar direnç, 36 dolar ise destek görevi görüyor.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.