Enflasyonu düşürmeye sen de bir omuz ver!

Ekonomide enflasyon en önemli makro data. Bütün parametreler enflasyon merkezinde şekilleniyor. Ülkeler için yüksek enflasyonla büyümek ne kadar zararlı bir gelişme ise resesyon anlamında düşük enflasyon da o kadar tehlikeli bir durum.

Üretim enflasyona bağlı… İstihdam enflasyona bağlı… Dış ticaret enflasyona bağlı… Bütçe ve cari denge enflasyona bağlı… Para politikaları maliyeyi, maliye politikaları Merkez Bankası politikalarını etkiliyor. Dolayısıyla cari denge, bütçe ve faiz gerçekleşmeleriyle dengeli bir enflasyon, ekonomi yönetimlerinin en arzuladıkları şey.

Madem enflasyon ekonominin merkez noktası… Peki mutedil, normal, olumlu bir enflasyon oranı kaç olmalı?

Cevabı açık… Yıllık enflasyon en fazla yüzde 5… Söz konusu oran yüzde 5’i geçmemeli… Yüzde 1’lerin altına düşmemeli. O günleri de göreceğiz inşallah.

***

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanımız Ender Yorgancılar’ın ifadesiyle; Türkiye 2030 – 2050 arası uluslararası raporlarda büyük ekonomiler arasında gösteriliyor. Küresel öngörülerin dayanağı; Türk dinamik girişimcisi ve reel sektörün üretim potansiyeli, yani kapasitesi…

Demek istediğim, uluslararası Türkiye raporları ülkenin üretim gücüne dikkat çekiyor.

Mamafih Türkiye ile ilgili söz konusu küresel öngörüleri bugünden daha muhkem hâle getirmek için üreten sektörün finansal engellemelerden kurtarılması, girdi maliyetleri içinde faizin, dövizin ve para darlığının hissedilmemesi gerekiyor.

Ender Başkan’ın dediği gibi… “Reel sektör, bugün dalgalı kur – yüksek faiz – yüksek enflasyon üçgeninde maliyet baskısı ve belirsizlik ikliminde üretimini sürdürmeye çalışıyor… Türkiye’nin sıçrama yapması; yatırımlara, özellikle de bilgi çağına uyumu getirecek nitelikteki yatırımlara bağlı. Yüksek faizle üretim ve yatırım yapmak zor…”

***

Fazla ileriye gitmeden bugüne baktığımızda daha yeni Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) çarpıcı Türkiye’ye raporunu gördük. Çoğu zaman bizi yerden yere vuran IMF bu defa Türkiye’yi dünyaya göre büyümede önemli bir yere oturtuyor.

Pandeminin Türkiye ekonomisini ciddi etkilediğini ancak ülkenin üretim gücünü koruduğunu raporlayan IMF, son dönemde enflasyonu azdıran parasal ve kredi genişlemesine odaklanan para politikasının “şahin” duruşuna rağmen ekonominin yüzde 6 büyüyeceğini bildiriyor.

IMF peşinen şu uyarıları da yapıyor tabii:

“Ancak para politikalarıyla yapılan müdahale, önceden var olan kırılganlıkları artırarak ekonomiyi iç ve dış risklere karşı daha duyarlı hale getirdi…”

IMF’nin dediği kırılganlık şu: Bugün yüksek faizle Türkiye’ye giren portföy yatırımı, yarın daha yüksek maliyetler oluşturarak çıkabilir…

Bu olumsuzluğun bugünden tedbirini almak lâzım, demek istiyorum.

***

Bu noktadan hareketle dün açıklanan Merkez Bankası’nın (TCMB) yılın ilk enflasyon raporunda belirttiği üzere dezenflasyon sürecinin en yakın vadede başlaması ve istikrarlı bir şekilde enflasyonun aşağı inmesiyle faizlerin süratle düşürülmesi ve üretimin önünün açılması olmazsa olmaz.

Aksi halde hormonlu büyümelerle bir yere varamayacağımız gibi, yüksek işsizlik ve yüksek ithalat gibi ekonomiyi çürüten olumsuzluklardan da kurtulamayacağız. Faizleri bir indirip, bir yükseltmekle sadece idare-i maslahat yapacağız.

Herkesin gözü dün TCMB’deydi… Başkan Naci Ağbal dünkü enflasyon raporu lansmanında hedefleri bir bir açıkladı. 2021 yılsonu enflasyon hedefi yüzde 9,4… 2022 yılı enflasyonu yüzde 7 ve 2023 yılı hedefi ise yüzde 5.

İş dünyası ve vatandaş olarak en büyük beklenti; TCMB’nin daha önceki senelerde hedeflediği ancak bir türlü tutturamadığı enflasyon tahminlerine ulaşması. Başkan Ağbal da, “Hedeflerimize 2023 sonunda ulaşabileceğimizi tahmin ediyoruz. İhtiyatlı duruşu koruyacağız. Hedefi yakalamak için elimizdeki tüm araçları kullanacağız” diyerek “söz verme” niteliğinde böyle bir duruşu ortaya koyuyor.

***

Fakat enflasyonu düşürmek ve istikrarlı bir yapıya bürünmek için her şeyi ekonomi yönetiminden beklemek doğru değil. Vatandaş tasarrufa ve israftan kaçınmaya çalışırken şirketler ve üretime soyunanlar da kendilerine ulaşılabilir hedefler koyarak yol haritası belirlemeli. Faaliyetlerini sürekli bağımsız kuruluşlara denetletmeli… Yeni rotalar belirlenirken profesyonel yardımlar alınmalı.

İki gündür; önce Günsan Elektrik CEO’su Francisco Gil Garcia ve hemen bir gün sonra MediaMarkt Türkiye İcra Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım ile gazetemiz Analiz’de yaptığımız röportajlar, aslında şirketlerde benimsenmesi gereken hedeflere ışık tutuyor.

İşin özeti şöyle: Tüketici yani müşteri; iş dünyasından ihtiyaçlarına yönelik daha verimli, fiyatta daha uygun, kalitesi yüksek ürünlerle hizmet bekliyor. İşte bu beklentilere “samimiyetle” karşılık verenler pandemi olsun, başka olumsuzluklar olsun faaliyetlerinde çok daha başarılı oluyor.

Enflasyonu düşürmede ince çizgiyi buralarda aramalı, diyorum.

analizgazetesi.com.tr/yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar