"Faiz artırma sürecine girdik" iddiası!

Bazı lobiler "Faiz artırmanın zamanı geldi, bu enflasyon selinin önünde kimse duramaz" deseler de Merkez Bankası (TCMB) mevcut şartlarda politika faizindeki iradesini değiştirmez!

Sonra niye artırsın?.. Faiz artınca ekonomi, küresel salgın ortamında düzlüğe mi çıkacak?

Faiz niçin artırılır?.. Isınan ekonomileri soğutmak için… Peki şu anda Türkiye’de ekonomi ısınmış mı ki, Merkez Bankası’ndan faiz artırımı bekleniyor?

Ülke yatırım, iş, aş hasreti çekerken faizleri artırmak da ne oluyor? Faizleri artıralım, büyümeyi durduralım… Millet yiyecek ekmek bulamasın… Fakir fukaranın bir dilim ekmeği gidip faizciye sermaye olsun, öyle mi!

Sanki bunlar uzayda yaşıyor! Eee, tuzu kuru olanlar böyle düşünür, aksi ise mümkün olmaz!

Faiz artırmak; kısa süreli döviz fiyatlarını ve enflasyonu baskılayabilir, ama orta ve uzun vadede faturası büyük olur:

Düşürülmek istenen enflasyon katlamalı yükselir… Şirket ve işletmeler borç faizlerini ödeyebilmek için yatırımları düşürür… Üretim azalır, arz-talep dengesi bozulur, fiyatlar artar… İstihdam sorunları başlar, işsizlik patlar… Borcu olanlar daha büyük borca girer… Bankalardan kredi alanlar, nefes alamaz hale gelir… Neticede ekonomi yavaşlar.

 

Diyorlar ki;  “Cari açık nasıl finanse edilecek? Bütçe açığı nasıl kapatılacak? Faizleri artıralım; TL değerlensin… Portföy yatırımları ve borçlanmayla ihtiyaçlarımızı karşılayalım… Kur kaynaklı maliyet ve talep enflasyonu önlensin…”

Ülkemizdeki tasarruf açığını ve bu açığın bütçe ve cari dengede “ikiz açık” oluşturduğunu bilmeyenimiz yok!

O zaman faizleri artıracağımıza “Tasarruflarımızı artıralım… İsraf etmeyelim”… Bu daha mantıklı değil mi?

 

***

Eleştiri yapan, atan-tutan bol…

Neymiş efendim, TCMB yılsonu faiz tahminini yüzde 7,4’ten yüzde 8,9’a yükseltmiş… Merkez, faizler için dipten dönüş sinyali vermiş imiş!

Enflasyon tahmininin 1,5 puan yükseltilmesinin yüzde 7,53’lük ortalama fonlama maliyetine yansıyacağı, fonlama oranının artırılacağı, bunun da mevduat ve kredi faizlerini yukarı iteceği imiş! Dövizdeki yukarı tırmanışın benzeri faizlerde de gözlenecek imiş!

 

Ne güzel, bu olsa olsa “doğmamış çocuğa don biçmek” olur!

 

Öncelikle TCMB’nin ikinci enflasyon raporunda da belirlediği yüzde 5,5 – 9,3 aralığındaki patika bozulmuş değil... Mayıs ve Haziran aylarında yükselen enflasyon sebebiyle tedbir amaçlı yılsonu medyan oran yüzde 8,9’a çıkarılmış. Yani tek haneli enflasyon tahminleri halen devam ediyor.

 

Merkez Bankası daha önceki toplantılarında hem de yüksek tonda “Sonbahardan itibaren enflasyon dezenflasyon sürecine girecek” diye bas bas bağırıyordu. TCMB 3’üncü enflasyon raporu toplantısında yine dezenflasyon sürecinin yılın ikinci yarısında Temmuz’dan itibaren başlayacağını ifade ediyor… Peki, buna ne diyeceğiz… Dezenflasyon tahminini iki ay öne çeken TCMB’ye olmadık yaklaşımlarla “Faiz artırım sürecine girdi” diye iftira mı atacağız

***

TCMB, “Enflasyon üzerindeki riskler yukarı yönlü” derken, “enflasyon artışından değil” risklerden bahsediyor. Riskler azalabilir de artabilir de!

 

Ne niyetse!.. Gözlerden kaçırılmaya çalışılan TCMB’nin “yılın ikinci yarısından itibaren talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği” yönündeki açıklaması...

 

TCMB, Mayıs ve Haziran’da salgına bağlı birim maliyet artışlarının yansımalarıyla çekirdek enflasyon eğilimlerinde ve gıda fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu artırdığını açıklarken aynı doğrultuda “salgına bağlı tedbirlerle kısa vadede etkili olan arz yönlü unsurların, normalleşme sürecinin devamıyla kademeli olarak ortadan kalkacağı” öngörüsünü paylaşmıyor mu?

Nitekim, TCMB’nin “Öncü göstergeler, normalleşme sürecinde kapasite kısıtlarına tâbi olan hizmet gruplarındaki aylık fiyat artışlarının yavaşlamaya başladığına işaret ediyor” ifadeleri niçin görülmek istenmiyor da faiz artırmaya yönelik yorumlara meylediliyor, işte orasını anlamak zor!

Mayıs ve Haziran’da ekonomide toparlanma ile birlikte çıktı açığında yukarı yönlü güncellemenin 0,3, petrol fiyatlarındaki yükselişin 0,5, arz yönlü unsurlara bağlı maliyet artışlarının 0,2, gıda fiyatlarındaki artışların 0,2, yılın ikinci çeyreğindeki tahmin sapması ve ana eğilimindeki yükselişin yılsonu enflasyon tahminine 0,3 puan katkı verdiği ve tahminleri yüzde 7,4’ten yüzde 8,9’a yükseltildiği açıkça ortadayken işi “faiz artırmaya” bağlamanın bir izahı olmalı!

Murat Uysal’ın Temmuz ayından itibaren ekonominin dezenflasyon sürecine gireceğini açıkladığı yılın 3’üncü enflasyon raporundan benim çıkardığım sonuç şu ki; TCMB yılsonuna kadar en 25-50 baz puan daha faiz indirerek politika faizinde yılı yüzde 7,50-8,00 arasında tamamlar.

Zira TCMB negatif faiz ortamında enflasyonu düşürmek ve dış ticareti desteklemek adına rekabetçi kur politikasını korumak ve sürdürmek istiyor…

Herhalde anlatabilmişimdir!

Bu vesileyle mübarek Kurban Bayramınızı kutlar, Rabbimden güzel günlerin ilânihaye devamını dilerim.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar