Halk için enflasyon; mutfak giderleri!

Bugün enflasyon denilince vatandaşın aklına "gıda fiyatları" geliyor. Daha doğrusu halkın enflasyonu "mutfak giderleri..." Hiç kimse "Kazak fiyatı geçen ay buydu, bu ay böyle oldu" diye konuşmuyor, yorum yapmıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre yüzde 20’ler seviyesinde bulunan gıda fiyatlarını bugüne kadar aşağı çekecek sistem bir türlü bulunabilmiş ve uygulanabilmiş değil.

Enflasyonda gıda fiyatları hakikaten yıllardır can sıkan ve çözüm bekleyen ancak bir türlü üzerine gidilemeyen, girift, çetrefilli bir alan. Enflasyonun tarladan başladığını ileri sürenden tutun, zamları aracılara, halcilere, market, manav ve bakkallara bağlayanlara kadar geniş bir halk kitlesi sürekli artan yüksek fiyat gerçekleşmelerinden son derece rahatsız ve mutsuz.

***

Vatandaş, tedarik zincirindeki sorunun bir kangren haline geldiğini, ancak denetimi, denetlemeyi elinde bulunduran devletin meseleyi kökten çözecek hamleyi bir türlü yapamadığını her ortamda söylemekten çekinmiyor.

Belki bu yıl pandemi ve iklim şartları sebebiyle küresel gıda fiyatlarındaki artışlar bir nebze anlaşılabiliyor. Ancak Türkiye’de yıllardır enflasyona zirve yaptıran, aileleri geçinme zorluğuna iten ve özellikle siyasi krizler doğuran gıda fiyatlarındaki yüksekliği birinin çıkıp anlatmasından çok, fiyatları makul seviyelere çekebilecek politikaları hayata geçirmesi gerekiyor.

Vatandaş, “Tarla ile market arasındaki 10-15 katlara varan fiyat farkıyla resmen eziliyoruz. Bu aradaki parayı kim yiyor” diye tepki gösteriyor. Üretici de tarla ve market fiyatları arasında 10-15 kat değişen ürün fiyatlarından şikâyetçi…  

 ***

Hatırlarsınız geçen hafta başında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Esnaf Sanatkârları Konfederasyonu (TESK), Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği ile Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) başkanları ortak bir açıklama ile yatırımların artması, istihdam, ekonomik büyüme ve refah için Türkiye’nin mutlak önceliğinin “fiyat istikrarı” olduğunu belirtmişler, sözü enflasyona getirmişlerdi.

Rifat Hisarcıklıoğlu, Bendevi Palandöken, Simone Kaslowski ve Abdurrahman Kaan başkanlar, yeni ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleyi birinci hedef olarak alması gerektiğini, enflasyonun sadece devlet eliyle yürütülen bir mücadele değil, kamu – özel sektör istişaresiyle yürütülecek bir süreç olduğunu vurgulamışlardı.

Ortak istişare ile enflasyonu etkileyen tüm fiyatlamaların serbest piyasa koşulları dahilinde oluşmasını sağlayacak, küresel ve yerel dinamiklerin sektörel bazda yakından izlenmesine ve ürün gruplarında görülen yapısal risklerin, maliyet unsurları ve arz – talep dengesizliklerinin tespit edilmesine katkı vereceği ve böylece enflasyonla mücadele sürecinin büyük destek bulacağını ifade etmişlerdi.

***

Dört kurum ortak açıklamasında; enflasyonla mücadeleye “vatandaş dahil” tüm paydaşların destek vermesini istemiş, Türkiye’nin fiyat istikrarını yakalamada her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını vurgulamışlardı.

Mamafih, enflasyona direkt etki eden ve ekonominin başını çeken bu dört kurumun iradesini memnuniyetle karşılamak lâzım. Neticede üreten sektör, fiyat istikrarı mücadelesinde elini taşın altına koyacağını söylüyor, finans sektörünün de bu mücadelede yerini almasını beklediğini ifade ediyor.

Malûmunuz, enflasyon mal ve hizmet fiyatlarında gözlenen sürekli ve genel kapsamlı artış demek. Bizde de aylık en az yüzde 1 olmak üzere yıllık oranlar yıllardır sürekli artışta. Bu durum da faiz artışlarını ve beraberinde yüksek üretim maliyetlerini getiriyor.

Bugün dünya merkez bankaları düşük faiz politikası uygularken, enflasyonu kontrol altında tutarak ekonomisini istikrarlı bir yapıya kavuşturmaya yani fiyat istikrarını sağlamaya çalışırken biz Türkiye olarak yüksek faizle ekonomiyi çevirmeye çalışıyoruz. 

***

Bizdeki enflasyonun başta tasarruf eksikliği olmak üzere çok çeşitli sebepleri var elbette. İşte hükümetin bu ay açıklayacağı yapısal reformlardaki ana hedef ve öncelik enflasyonu kontrol altına almak ve fiyat istikrarını sağlayıcı adımları atmak olmalı.

Yeri gelmişken fiyat istikrarının ne demek olduğunu isterseniz birkaç cümle ile açayım...

Ülkede büyüme ve istihdamı artıracak dengeli bir enflasyon oranına “fiyat istikrarı” deniyor. Fiyat istikrarı fiyatların değişmemesi değil, uzun süreli fiyat artışları yani yüksek enflasyonun veya sürekli fiyat düşüklüğü olan deflasyonun önlenmesi… Fiyat istikrarı sağlandığında paranızın satın alma gücü artıyor, para biriminiz hem yurt içinde hem de yurt dışında güvenilir hâle geliyor.

3 Şubat Çarşamba günü yeni yılın ilk enflasyonu açıklanacak. Ocak ayına ait bu gelişme bir bakıma 2021’in fiyat istikrarına yönelik bir gösterge niteliği taşıyacak. Devamında enflasyonla mücadeleyi kazanıp kazanamayacağımız da yapısal reformların şiddetine bağlı olacak. Zannediyorum, anlatabildim.

analizgazetesi.com.tr/yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar