Japonlar'dan neyimiz eksik!

Parayı harcamak, parayı kazanmaktan daha önemli. Öncelikle bu kabiliyet, değerlerin çarçur edilmesini önlüyor. Hatta insanın cebini, evin mutfağını, şirketlerin gücünü, hükümetin bütçesini ve ülkenin cari açığını yakından ilgilendiriyor. Aslında bu yeti, ekonomi veya iktisat denilen gerçeğin tam karşılığı.

Bugün buna finansal okuryazarlık deniyor… Kişinin, paranın nasıl kullanıldığını anlayabilme yeteneği, elindekini veya elinde olmayan değerleri idare edebilme becerisi. Zahiren; finansal okuryazarlık para kazanma, kazandığı parayı yönetme, yatırım yaparak çoğaltma hatta bağış yapmanın yollarını gösteriyor.

Daha açık söyleyeyim; kişi, şirket, kuruluş veya hükümetlerin tüm finansal kaynaklarıyla doğru, gerçekçi ve yerinde kararlar almasını sağlayan bilgi ve yetenek, finansal okuryazarlığın tâ kendisi.

Geçmişe bakalım… Beceriksizlik, yeteneksizlik nedeniyle Türkiye’de nice şirketler, firmalar battı. Finansal okuryazarlık kabiliyetinin olmaması nice hükümetlerin istifasına yol açtı. Kasaların havada uçuştuğu 2000’li yılları hatırlayalım… O dönemde finansal okuryazarlıktan yoksun bir yönetim, ülkenin başına ne belalar açmıştı.

***

Muhasebeden öte dünyada bu eğitimi almayan hiçbir kişiyi yönetici yapılmadığı gibi iş başvurularında ilk aranan özellik, finansal okuryazarlık olarak belirlenmiş.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) işin önemine binaen 2003 yılında ortak finansal okuryazarlık standartlarını geliştirmek amacıyla ülkeler arası proje başlatmış. Aynı teşkilat 2008 yılında da finansal eğitim programları, bilgi edinme ve araştırma için dünya çapında takas odası olan İnternational Gateway for Financial Education’ı (Finansal Eğitim Kapısı) yürürlüğe koymuş.

Yine İngiltere OECD’nin 2003 yılındaki projesiyle birlikte devletin tüm birimlerinde financial capability’yi  (finansal yetenek) mecburi tutmuş ve Financial Services Authority (FSA) çatısı altında finansal yeteneğe ilişkin bir ulusal stratejiyi sahaya sürmüş. Aynı paralelde ABD de Financial Literacy and Education Commission’ı (Finansal Okuryazarlık ve Eğitim Komisyonu) harekete geçirmiş.

Bugün Çin, İsrail ve Hindistan başta Avustralya, Kanada, Japonya ve diğer birçok gelişmiş ve gelişen ülke finansal okuryazarlık üzerinde mühim bir şekilde duruyor.

***

Türkiye’de finansal krizlerin en büyük sebeplerinden biri belki de en önemlisi finansal okuryazarlığın tam anlamıyla oturmaması, kavranamaması… Örneği çok, ama ben spesifik bir fotoğraf vereyim… Japon ev kadınlarının Türkiye piyasalarına yaptıkları yatırımları duysanız dudağınız uçuklar. Çekik gözlülerin bugün Türkiye’de 10 milyar doların üzerinde yatırımları var.

2010 yılından bu yana Türkiye piyasalarında agresif yatırımlara imza atan Japon ev kadınları yatırım kararında Türk Lirası’nın “carry trade” cazibesini bile kullanmışlar.

Mesela, 2019 yılı Ocak ayının ilk haftasında doların yükselişini tetikleyen Japon ev kadınlarıydı. 2 Ocak’ta 5,28 liradan başlayan hareket birden 5,39’a hatta gece 5,70 liraya kadar yükselmiş 4 Ocak’ta da gün boyu dolar 5,48 – 5,59 lira aralığından aşağı inmemişti. Yüksek faiz nedeniyle Yen borçlanıp TL’ye yatırım yapan Japon kadınlar, aynı gün Frank ve altındaki yükselişe paralel küresel yatırımcılarla birlikte fiyatı artan kendi paralarına dönmeleri doları yükseltirken TL’ye de değer kaybettirmişti.

Japon ev kadınları, “carry trade” ve diğer enstrümanlarla dünyanın dört bir tarafında gözüne kestirdikleri piyasalarda at oynatırken bırakın bizim ev kadınlarımızı, piyasaların içinde olanlar dahi gerekli yetiye sahip olmadıklarından zarar üstüne zarar yazıyorlar.

***

Hani geç de olsa Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’mız son dönemde 10 vilayetimizde düzenlediği finansal okuryazarlık seminerleri ile 3 bin 500’den fazla kadınımıza kurs verdi.

Tabii ki sevindirici gelişme… Kocaeli, Trabzon, Aydın, Kahramanmaraş, Diyarbakır, Eskişehir, Mersin, Bursa, Van ve Mardin’deki seminerlerde para yönetimi, gelir, harcama, birikim, varlık, borç, tasarruf, yatırım, yatırım araçları, bireysel emeklilik sistemi gibi konularda bilgilendirildi. Bilemiyoruz ama belki de yetkin hâle getirildi. Bakanlık,  finansal okuryazarlık uygulamalarını Türkiye’nin 81 ilinde yaygınlaştırmayı planlıyor. Fevkaladenin fevkinde bir gelişme!

Finansal anlamda parayı doğru değerlendirmek için günümüz dünyasının temel finansal kavramlarını bilmek ve parasal işlemleri rahatlıkla yürütebiliyor olmak yabancı dil bilmek kadar elzem. Zaten yabancı dil bilmeden de piyasalarda oyuncu olunmaz, o da ayrı mesele!

Finansal okuryazarlık; kişinin parayı kullanırken veya yönetirken maddi gerçeklikleri doğrultusunda hareket etmesini sağlayan yetkinlik ise daha şimdiden gelecekteki fotoğrafı görüyor gibiyim…

Seminerler yaygınlaştırılıp derinleştirildiğinde artık Türk kadınları da Japonlar gibi “carry trade”i  ve diğer yatırım araçlarını daha iyi öğrenecekler. Oturdukları yerden Türkiye piyasalarıyla yetinmeyip uluslararası alanda ciddi piyasa oyuncusu olacaklar. Japonlardan neyimiz eksik ki!

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar