KKO, RKGE ve aktif rasyosunun verdiği mesajlar!

Salgının ekonomi üzerindeki baskısı sürüyor. Kapasite Kullanım Oranı (KKO) sınırlı da olsa artarken gidişatın önemli parametrelerinden Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) ve sektörel güven endekslerinde düşüşler düşündürüyor.

Söz konusu olumsuzluklara karşılık finans sektörü üzerinde önemli bir baskı aracı olarak duran aktif rasyosunun, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından kaldırılması belki de ekonomi adına günün en çarpıcı gelişmesi.

Günün mesajlarını verecek olursak…

Mevsimsellikten arındırılmış İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı (KKO) Kasım’da aylık bazda 0,4 puan artışla yüzde 75,3’e yükseldi. Önceki ay bu artış 0,6 puan seviyesinde gerçekleşmişti. Açıkçası pandemi etkilerine aldırmadan KKO yavaş yavaş kendini büyütüyor, toparlıyor. Zaten sanayi, kapasitesini artırmak zorunda… Zirâ bekleyen iş var, aş var, ödenecek borçlar var…

***

KKO’daki küçük de olsa artışa karşılık reel sektör yani üretenler hâlâ ortamdan memnun olmadığını gösteriyor. Mevsimsellikten arındırılmış Reel Sektör Güven Endeksi (RKGE) aylık bazda yüzde 2,1 düşmüş ve 107,4’e gerilemiş. Önceki ay endeks yüzde 3,8 yükseliş kaydetmişti.

RKGE’yi aşağı çeken unsur tabii ki yüzde 5,7 gerileyen inşaat sektörü. Hâlbuki sektör geçen ay yüzde 0,6 yükselişle dikkat çekmişti. Dolayısıyla 79’a gerileyen sektörde beklentiler giderek zayıflıyor.

Perakende sektöründe değişim olmadı ve 95’te çakılı kaldı. Ancak koronavirüs etkisi sebebiyle Hizmet Sektörü Güven Endeksi aylık yüzde 2,8 düştü ve 77,5’e indi. Önceki yüzde 6,4’lük artışa bakıldığında işlerin hizmette hiç de iyi gitmediği gözleniyor.

Tabii verdiğim rakamlar kafaları karıştırabilir ve “Bunlar ne anlama geliyor?” diye soranlar dahi olabilir… Okuyucularımız KKO’yu geçen yazımlarımdaki uzun izahlara bakarak bilgilenebilir.

***

RKGE ve Sektörel Güven Endeksleri konusunda kısa izâhatta bulunayım…

Sıfır ile 200 arasında değer alan bu endeksler, 100’ün üzerinde ise gelişmeyi “iyimser” olarak algılamak gerektiğini söylüyor. Şayet rakamlar, 100’ün altında gelmişse “kötümser” beklentiler oluşuyor demektir ki Kasım ayına yönelik aldığımız veriler buna işaret ediyor. Endeks 100 rakamına ulaşmışsa sektörler “istikrarlı” bir beklentiye sahip diyebiliyoruz.

Ekonomide bir toparlanmadan söz ediliyor. Ancak sermaye malları ile tüketim salgın öncesi rakamların çok uzağında. İşin kötü tarafı yavaşlama Kasım ile birlikte hızlanmış görünüyor.

Mamafih imalat sanayisine dair ortaya çıkan genel bakış şu:

23 sektörün 14’ü yıllık bazda negatif, 9’u ise pozitif kanalda. İçecek, giyim ve makinede yüksek düşüşler gözleniyor. Sevindiren husus ara malı ve dayanıklı mallarda KKO’nun pandemi öncesine ulaşması.

İşin özeti; toparlanma var denebilir ama momentum kaybı dikkatlerden kaçmıyor. Fiyatlara ilişkin artış beklentileri sürüyor… Çalışan sayısına dair beklentiler ise sürekli düşüşte.

***

Söz konusu çerçevede BDDK tarafından banka aktif rasyosu uygulamasının kalkacağı duyuruldu… Banka aktif rasyosunun küresel piyasalardaki belirsizliklerin ve risklerin yüksek olduğu bir dönemde, pandemi sürecinin ekonomiye, piyasaya, üretime ve istihdama olumsuz etkisini mümkün olan en az seviyeye indirmek ve bankaların ellerinde bulundurduğu kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla kaldırıldığı belirtiliyor.

Aktif rasyosunun yılsonu itibariyle kalkacak olması; bankaların belki sorunlu alacaklarını hafifletecek ancak momentum kaybını destekleyeceğe benziyor.

Zirâ bankalar aktif rasyo ile piyasaya daha fazla kredi sağlayabiliyordu. Böylece yükselen faiz ortamında kredi talebinin düşeceği beklentisiyle bankaların, bilançolarında kredi büyümesini yavaşlatarak aktif pasif yönetimine yönelmeleriyle kredi verme imkânları artırılmıştı.

***

BDDK geçen 1 Ekim tarihinden itibaren geçerli, bankaları daha fazla kredi vermeye ve tahvil satın almaya yönlendirmek için getirdiği aktif rasyosu hesaplamasında revizyona giderek, mevduat bankaları için yüzde 95 ve katılım bankaları için yüzde 75 olan aktif rasyosu değerini sırasıyla yüzde 90 ve yüzde 70 olarak düzenlemişti.

Hatta BDDK ilerleyen günlerde daha fazla hareket alanı oluşturmak, yani rasyolarını tutturmak amacıyla rasyo hesaplamasına yurt içi bankaların diğer yurt içi bankalara kullandırdığı 1 yıldan uzun vadeli yabancı para kredileri ve sendikasyon kredilerini de dahil etmişti.

Dünyanın resesyona koştuğu kritik salgın döneminde, yurt içinde de ekonominin durmaması ve canlı kalması için getirilen aktif rasyosu kriterlerinin BDDK tarafından kaldırılmasının asıl hedeflerinden birinin enflasyonun dizginlenmesi olarak görülüyor.

Herşeye rağmen ekonomiye yönelik umutlar, beklentilerden önce geliyor. Umut varsa, hayat da var demektir…

nalizgazetesi.com.tr/yazarlar

Önceki ve Sonraki Yazılar