Kenz Günahı

Cuma Hutbesi
Kenz Günahı
بِسْمِ اللَّهِ اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
وَالَّذٖينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَلٖيم
Muhterem Müslümanlar, Aziz Cemaat,
Yüce Rabbimiz Bakara Sûresi’nde şöyle buyurmaktadır: “Allah, alışverişi helâl, ribâyı ise haram kılmıştır.” Bizler Elhamdülillah, dinî hassasiyeti olan, lokmasına haram karıştırmaktan titizlikle kaçınan, faizin her türlüsünü büyük günah bilip ondan uzak duran mü'minleriz.
Ancak günümüzde, faizli mevduattan kaçınırken farkında olmadan düştüğümüz, hem inancımıza hem de devletimize ve milletimize zarar veren büyük bir iktisadi yanılgı mevcuttur. Bugün sizlerle, dinimizin kesin olarak yasakladığı “kenz” yani serveti âtıl bırakma hastalığını ve faize bulaşmadan birikimlerimizi üretime dönüştürmenin helâl yollarını konuşacağız.
Kıymetli Müminler,
Birçoğumuz faizli bankalara bulaşmamak adına birikimlerimizi yastık altına, altına, dövize veya toprağa gömerek âtıl alanlara yönlendiriyoruz. İslam dini, paranın piyasada dönmesini, ticarete vesile olmasını emreder. Parayı ve serveti piyasadan çekip hapsetmeye dinimizde kenz denir. Yüce Allah, Tevbe Sûresi 34. ayette bizleri şöyle uyarmaktadır:
"Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!"
Yastık altında duran, ticarete girmeyen, fabrikaya dönüşmeyen her kuruş ve her gram altın, aslında ümmetin kanını emen küresel faiz sisteminin ekmeğine yağ sürmektedir. Neden mi?
Çünkü biz parasal varlıklarımızı sistem dışına çıkardığımızda, devletimiz içerideki nakit ihtiyacını karşılamak için dışarıdaki faiz lobilerine, yabancı fonlara mahkûm kalmaktadır. Devlet bütçesindeki geçici nakit tıkanıklıklarını aşmak ve memurun, emeklinin, işçinin hakkını ödemek için yüksek faizlerle borçlanmak zorunda kalmaktadır. Biz helâl hassasiyetiyle paramızı saklarken, devletimiz faizli piyasanın en büyük müşterisi haline gelmekte; o faiz yükü de vergi ve zam olarak dönüp yine fakir fukaranın sırtına binmektedir. Yani bizim âtıl bıraktığımız her kuruş, dolaylı olarak faiz sarmalını ve enflasyonu büyütmektedir.
Aziz Cemaat,
Peki, hem inancımızı koruyup hem de birikimlerimizi enflasyona karşı nasıl muhafaza edeceğiz? Devletimizin elini faiz lobilerine karşı nasıl güçlendireceğiz? Çözüm, yastık altı değil, faizsiz ve varlığa dayalı helâl finans araçlarıdır. Önümüzde dinen caiz, hukuken güvenceli şu helâl yollar mevcuttur:
Kamu Katılım Bankaları: Tasarruflarınızı faizli bankalar yerine kamu sermayeli katılım bankalarında (Ziraat Katılım, Vakıf Katılım, Emlak Katılım) değerlendirebilirsiniz. Katılım bankaları paradan para kazanmaz; faizli kredi vermez. Sizin yatırdığınız parayla sanayicinin hammadde alımını, esnafın ticaretini fonlar, yani reel üretime ortak olurlar. Elde edilen kârı da sizinle paylaşırlar. Bu bankaların büyümesi, doğrudan devletimizin finansal gücünü tahkim eder.
Hazine’nin Altına Dayalı Kira Sertifikaları (Altın Sukuku): Evde sakladığınız altın hem hırsızlık riski taşır hem de ekonomiye zerre fayda sağlamaz. Hazine ve Maliye Bakanlığı, bu altınları ekonomiye kazandırmak için Altın Tahvili ve Kira Sertifikası ihraç etmektedir. Altınınızı kamu bankaları aracılığıyla devlete teslim ettiğinizde, devlet size altın cinsinden helâl bir kira getirisi (temettü) öder. Vade sonunda ise altınınızı yine fiziki olarak aynen geri alırsınız. Böylece devletimiz dışarıdan yüksek faizle dolar borçlanmak yerine, kendi insanının helâl altın gücüyle bütçesini borçsuz ve faizsiz fonlamış olur.
Gayrimenkul ve Altyapı Sukûkları: Devletimiz veya kamu ortaklıkları, devasa köprü, otoyol, baraj veya TOKİ konut projelerini finanse etmek için faizli tahvil yerine Gayrimenkul Sertifikası veya Sukûk çıkarır. Siz bu sertifikaları aldığınızda, faize değil, doğrudan somut bir köprüye, yola veya konuta ortak olursunuz. Buradan aldığınız kazanç faiz değil, o varlığın işletme ve kira geliridir; ananızın ak sütü gibi helâldir.
Borsa İstanbul Katılım Endeksi: Parayı dövizde tutarak dolarizasyonu ve enflasyonu tetiklemek yerine, Borsa İstanbul’da faaliyet gösteren ve dinen meşru sayılan (faiz, alkol, kumar, tütün barındırmayan) şirketlerin yer aldığı Katılım Endeksi’ne yatırım yapabilirsiniz. Yerli sanayiye, teknolojiye ve üretime hisse senedi alarak ortak olmak, İslam iktisadının özü olan ortaklık (müşâreke) ahlakına tam uyum sağlar.
Muhterem Müslümanlar,
Sisteme giren yerli ve helâl sermaye, devletimizin yüksek faizli dış borç tuzağına karşı en güçlü kalkanıdır. Gelin, dinî hassasiyetlerimizi iktisadi bir uyanışa dönüştürelim. Paramızı kenz ederek âtıl bırakmayalım; dövize gömerek enflasyonu körüklemeyelim. Hem kendi geleceğimizi güvenceye alalım hem de faizsiz finans araçlarıyla doğrudan reel üretime dayalı helâl modelleri destekleyelim.
Yüce Rabbimiz bizleri rızkını helâl yoldan kazanan, kazancını ümmetin ve insanlığın hayrına üretime dönüştüren, faizin ve kenzin şerrinden korunan sâlih kullarından eylesin.
Gününüz hayırlı, kazancınız bereketli ve helâl olsun.
Kaynak:adanapost
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.