OECD daha çok tahmin değiştirir!

Gelişmiş ülkeler negatif faiz oranlarıyla enflasyona yenilmeden pandemiyi savmaya çalışıyor. Düşük enflasyon ve faizler gelişmişlere daha fazla genişleme imkânı veriyor. Gelişen ülkeler ise enflasyon ve büyüme ikileminden eski dilde "kıyası mukassim"den harika işler çıkarıyor. Zira genişleme politikaları gelişenleri hem enflasyon hem de büyüme kapsamında gelişmişlere göre farklı politikalara yönlendiriyor.

Gelişmiş ülke merkez bankalarını yakından takip ediyoruz. Ancak Türkiye özelinde gelişmekte olan piyasalar daha fazla projeksiyon alanımızda. Bugünlerde gelişen ülke merkez bankaları artan enflasyon ve kur dalgalanmaları sebebiyle genişlemede bir soluklanma dönemine girmiş görüntüsü sergiliyor.

Rusya Merkez Bankası (CBR) dün gevşemeyi durduran kararıyla dikkat çekti. Zengin enerji kaynaklarına sahip olmasına rağmen kur ve enflasyonda Türkiye’ye benzer çok fazla yönü var. Ruble’de zayıflama ve tüketici fiyatlarında sürpriz artışlar CBR’yi yumuşak da olsa sıkılaştırma  yönünde politika değişikliğine itti.

CBR oranları artırmadı ancak politika faizini yüzde 4,25’te tutarak merkez gücü kuvvetli tuttu. Sıkılaştırma için alan kazandı. Gelişen ülkeler içinde Güney Afrika ve Brezilya da faizleri sabit bırakarak büyüme ve enflasyon ikileminde Türkiye’yi takip ediyorlar.

***

Aslında bu işin liderliğini zaman ve zemin olarak Türkiye yapıyor. Kurun yüksek seyrine bağlı enflasyondaki artışlar Merkez Bankası’nı (TCMB) haftalar önce sıkılaştırma politikalarına yöneltmişti. Beraberinde ortalama fonlama ve geniş likidite penceresi derken arka kapı faizleri enflasyonun 2-3 puan üzerine çıktı. Bir skala vermek gerekirse arka kapı faizleri yüzde 7,20’lerden yüzde 12’lere dayandı.

TCMB iç ve dış piyasalardan ve belli odaklardan gelen baskılara rağmen resmi faizde herhangi bir değişikliğe gitmiyor. Yani politika faizi hâlen yüzde 8,25’te seyrediyor. Zaten gitmemesi de lâzım. Bu oran para politikasının dayanak noktası, merkezin de merkezi… Kısaca pivotu, dayanağı. Pergelin sivri ucu, spini… Faizde ve enflasyonda oluşacak aşağı veya yukarı trendi burası belirliyor.

TCMB, ‘temeller oynarsa, geride ne arka kapı, ne de ön kapının kalmayacağını’ gayet iyi biliyor… Mamafih TCMB, ‘Menteşe, pervaz ve kollar ile kapıya yön vermek kolay, fakat politika faizinde gösterilecek bir zafiyet evin çatısını uçurabilir’, politikasını yürütüyor.

***

Pandeminin meydana getirdiği “belirsizlik” bir tarafa, salgına veya farklı mesnetlere dayalı kurun agresif yükselişi, devamında üretici fiyatlarındaki artış ve enflasyonda çekirdek verilerin birkaç aydır yüksek seyre girmesi sıkılaştırmada daha fazla doz isteğini fotoğraflıyor.

Kredi büyümesine faiz ve vergi artışlarıyla engel olunuyor ama ertelenen talepler hâlâ yüksek. Son dönemde aylık yüzde 1’lerin üzerine çıkan konut ve otomobil faizlerine rağmen iştahın bir müddet daha süreceği gözleniyor.

Dolayısıyla üçüncü çeyreğin yansımasını; üretim, ihracat ve ithalatta artışlara karşılık talep büyümesinin kur ve enflasyona verdiği destek şeklinde algılamak daha mantıklı. İkinci çeyrekteki yüzde 9,9’luk daralma elbette 3’üncü çeyrekte yerini pozitif büyümeye bırakacak…

İlk çeyrek pozitif yüzde 4,4, ikinci çeyrek negatif yüzde 9,9’luk büyüme oranlarından sonra üçüncü çeyrekte pozitif oran yüksek ihtimal. Aralık ayında açıklanacak 3’üncü çeyrek büyüme verisi son çeyreği de etkileyecek ve yılsonu küçük de olsa pozitif kapanacak.

***

Yüksek dalgada geçen geçen yılın büyümeleri hatırlandığında, 2020’nin daha net fikir verdiği apaçık ortada. Geçen yıl ilk çeyrekte yüzde 2,4, ikinci çeyrekte yüzde 1,5 daralan Türkiye, 3’üncü çeyrekte yüzde 0,9 pozitif büyümüştü. Yılın son çeyreğinde yüzde 6’lık bir büyüme oranı sağlayan Türkiye, yıllık bazda yüzde 0,9’luk pozitif büyümeye imza atmıştı.

4’üncü çeyrekte yüzde 6 büyüyen Türkiye, aynı performansı 2020’nin ilk çeyreğine taşımız ve yüzde 4,4’lük pozitif büyüme yakalamıştı.

OECD, son 2020 yılsonu büyüme tahminlerini yayınlarken bizi yüzde 2,9 küçülme ile yüzde 1 küçülen G. Kore’den sonra en az daralan ülkelerin ikincisi yapmış. Çin yüzde 1,8 ile OECD içinde tek pozitifi büyüyen ülke olmuş.

Tahminde pandemiden en az hasar gören iki ülkeden biri olmamız sevindirici. Biz sevinmeye devam ederken OECD de tahminlerini müspet yönde değiştirmeye mecbur kalacak… 3’üncü çeyrek verileriyle birlikte OECD’nin yayınlayacağı yıllık tahminlerini Türkiye lehine biraz daha değiştireceğine ve pozitif kategoriye alacağına inanıyorum.

Dolayısıyla siz kurun ve kura bağlı enflasyonun yükseldiğine bakmayın… Sapasağlam canlı bir ekonomiyle destanlar yazmayı sürdüreceğiz vesselam…

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar