Politikada düşük faizden taviz yok

Fiyatların gerilemesi ve yüksek enflasyondan düşük enflasyona geçiş sırasında yaşanan düşen enflasyon sürecini ifade eden dezenflasyonun yılın ikinci yarısında hızlanacağı tahmin ediliyor. Merkez Bankası'nın (TCMB) Haziran PPK toplantısında faizleri sabit tutması, Haziran enflasyonunun yıllık yüzde 12,6 beklentiler üzerinde gelmesine rağmen dengeli bir politikayı sürdüreceğini gösteriyor.

Haziran ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sonunda politika faiz oranını sabit tutmayı, “Toplam talep koşullarının sınırlayıcı etkisine karşın, salgına bağlı maliyet artışlarının yansımalarıyla çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimlerinde bir miktar yükseliş gözlenmekte” şeklinde açıklama yaparak gerekçesini ortaya koyan Merkez Bankası’nın (TCMB), yıllık yüzde 12,6 gelen Haziran enflasyonuna rağmen düşük faiz politikasını sürdürmekte kararlı olduğu gözleniyor.

Banka, faiz kararlarını kredi büyümesi, toparlanma ve gıda fiyatlarına yönelik artan enflasyonun dönemsel bir artışına bağlarken gelecek 12 aylık dönemin dezenflasyon süreci olduğunu düşünüyor. TCMB, Yılın ikinci yarısında fiyatların gerilemesi ve yüksek enflasyondan düşük enflasyona geçiş sırasında yaşanan düşen enflasyon sürecini ifade eden dezenflasyon beklentisinin etkisiyle faiz indirimlerine devam edeceği algısını veriyor. 28-29 Temmuz’da gerçekleştirilecek PPK toplantısında alınacak faiz kararıyla Merkez Bankası yol haritasının net bir şekilde belirleneceği öngörüsü yapılıyor.

Piyasada TCMB’den gelen son hamlelerin politika değişikliği anlamına gelmemesi gerektiği, para ve maliye politikalarının eşgüdümü çerçevesinde planlanan rotanın gelişen durumlara göre asıl çizgiden sapmadan değişiklik gösterebileceği, bu durumun da bankaya yönelik güveni artırdığı konuşuluyor.  

Tera Yatırım’dan ekonomist Enver Erkan da, TCMB tarafından Haziran toplantısında alınan kararların önemli bir politika değişikliği olduğunu düşünmediklerini, ancak enflasyon riskleri yükselmeye devam edecekse, TCMB’nin faizi düşürecek fazla yeri olmadığının belirtilebileceğini kaydediyor.

Cari denge düzelecek

Yorumlara göre, pandemi sürecinde Mayıs ayından itibaren kademeli toparlanma ile gündeme gelen ekonomideki iyimserliğin enflasyonda hissedilir bir artışı beraberinde getirirken sürdürülebilir iyileşmenin yurt içi ve yurt dışı normalleşmeye bağlı olduğu gözleniyor. Söz konusu yorumlarda kredi kartı harcamalarının artması ve kredi büyümesiyle artan enflasyona rağmen normalleşmeyle birlikte mal ihracatında gözlenen toparlanma ve emtia fiyatlarındaki düşüşle cari işlemler dengesindeki yükselişin ekonomiye müspet katkı vereceği öngörüleri yapılıyor.  

Merkez Bankası (TCMB) da piyasa yorumlarını destekleyici açıklamalarda bulunuyor. Banka, Haziran toplantısında faizleri sabit tutmasındaki gerekçeyi yüksek gelecek enflasyon beklentilerine bağlarken yılın ikinci yarısından itibaren talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği tahminini öne koyuyor. Başta gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere küresel ekonominin pandemi sürecine karşı negatif faiz politikasını devam ettireceğine vurgu yapan TCMB açıklamalarında özetle, “Düşük faiz ortamının ucu açık. Banka elindeki tüm araçları fiyat ve finansal istikrar doğrultusunda kullanacak. Bu süreçte para ve maliye politikalarının eşgüdümle sürdürülmesi önem arzediyor” deniyor.

Açık yüzde 17,3 düştü

TCMB’nin cari dengeye vurgu yapmasını değerlendiren yorumcular, dış ticaret açığının Haziran’da yüzde 17,3 düşüşle 2,84 milyar dolara, ithalatın ise yüzde 8,2 azalarak 16,31 dolara indiğini, söz konusu verinin cari açığın düşmesinde önemli bir gelişme olduğunu düşünüyor. Tera Yatırım’dan Enver Erkan’ın, “Haziran ayı ile beraber küresel ekonomilerde açılmaların başlamasıyla beraber artan aktivitenin ticaret verilerine de olumlu yansıdığını görmekteyiz. Bu trendin sürekliliği ise pandemi ile mücadele konusuna bağlıdır. İhracat dış talep bileşenine bağlı olduğundan dolayı, ekonomilerin normalleşme sürecinde en azından şu anki konumu koruyabilmeleri önem arz etmektedir. Pandeminin mevcut safhalarını izlemeye devam etmekle beraber, eğer yeniden kapanmalar söz konusu olmazsa verilerde kademeli iyileşme ilerleyen aylarda da görülebilir” sözleri de TL’nin değerlenmesi ve cari dengenin normalleşmesine işaret ediyor.

Enflasyon oluşturmaz

TCMB’nin gelecek 12 aylık dönemde mal ve hizmet fiyatlarının aşağı yönlü hareket edeceğini destekleyen küresel merkez bankaları yetkilileri de, pandemiye karşı merkez bankaları genişleme politikalarının enflasyon oluşturmayacağını söylüyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Konseyi üyesi Olli Rehn’e göre orta vadede enflasyon değil, bir dezenflasyon gerçekleşecek. ECB tepkisinin politika faizi ve genişlemede orantılı gittiğini ifade ediyor ve “Önceki krizden öğrendiklerimizi uyguluyoruz. Finans piyasasında paniği kontrol etmek ve ekonomik çöküşü önlemek için para politikasının gücüne inanıyoruz” diyor.

Salgının sürdüğü ve ekonomik toparlanmanın devam ettiği dönemde negatif faiz uygulamasının sürmesi gerektiğini anlatan Uluslar arası Ödemeler Bankası yetkilisi ve ECB İcra Kurulu eski üyelerinden Benoit Coeure, küresel ekonominin en azından 2025 yılına kadar pozitif faizi göremeyeceğini savunuyor. Merkez bankalarının bilanço büyüterek ülke ekonomilerini büyütmelerinden başka çaresi olmadığına vurgu yapan Coeure, “Bu dönemde yapılacak en önemli iş verimliliği artırmak. Verimlilik adeta ekonomide kilit bir role dönüştü. Pandemi krizinin daha ilk safhasındayız. Sonun başlangıcında bile değiliz. Şimdi hükümetler ve merkez bankalarının karşı karşıya bulunduğu zorluk, belirsizliği yönetebilmek” değerlendirmesinde bulunuyor.

Haziran neyin habercisi

Yurt içinde ise bazı yorumcular, Haziran itibariyle tahminleri aşan enflasyonun gelecek aylar için yüksek oranları beraberinde getirebileceğini belirtseler de, çoğu yorumcu söz konusu ayda gerçekleşen enflasyonun alt kalemlerini yukarı hareket ettiren ulaştırma ve haberleşme ile ertelenen hizmet arzı kaynaklı yeni fiyatlamaların olduğunu, söz konusu durumun gelecek aylarda dengeleneceğini ve asıl gıda fiyatlarındaki artışlara kontrol gerektiği hususunu dile getiriyorlar.

Enerji ve emtia fiyatlarının toparlanmaya yönelik beklentiler kadar artmayacağına da vurgu yapan yorumcular, küçük de olsa TCMB’den gelecek faiz indirimlerinin enflasyonu aşağı çekmede ve dezenflasyon dönemini sürdürülebilir kılmada önemli olduğuna, söz konusu süreçte bankanın yüzde 7,4’lük yılsonu enflasyon hedefine dikkat çekiyorlar.

Dezenflasyon korkusu

Aynı yorumcular, kredi büyümesiyle oluşacak enflasyonun kısa süreli olacağını, toparlanmanın mevcut enflasyonu yukarı taşımasının üretimin talebi rahatlıkla karşılaması sebebiyle mümkün olamayacağından bahsediyor.

Yorumcular, küresel ekonomideki gelişmelerin takip edildiğinde, negatif faiz uygulayan ve aşırı genişleme politikalarıyla dikkat çeken gelişmiş ülkelerin enflasyondan değil, dezenflasyondan korktuklarının altını çiziyor.

Birçok yorumcu, bazı analistin Türkiye’de “V” tipi bir toparlanmadan bahsettiğini ancak bunun böyle olmayacağını “U” tipi bir iyileşmenin Türkiye için daha mantıklı bir fotoğraf olacağı değerlendirmesini yapıyor.  İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de Türkiye ekonomisinin toparlanması konusunda, sadece gıda sektörünün canlı kalmasına karşılık diğer sektörlerde ciddi gerilemeler olduğunu, genel resme bakıldığında ekonominin makul bir iyileşme dönemine girdiğinin görüleceğini söylüyor.  

İstihdam korunuyor

Merkez Bankası (TCMB) yurt dışında büyük işsizlik rakamlarına karşılık Türkiye’nin aldığı tedbirlerle Mart’ta aylık bazda yüzde 4,3 azalmasına karşılık istihdamını koruduğunu ve hatta işsizlik rakamlarının küçük oranlarda da olsa düştüğünü, Mayıs ayı itibariyle ise istihdamdan iyi haberlerin geleceğini ifade ediyor.

Bankanın PPK toplantısı özet notunda, “Normalleşmeyle birlikte mal ihracatında görülen toparlanma ve emtia fiyatlarının düşük seviyeleri önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecek. Salgına bağlı tedbirlerle kısa vadede etkili olan arz yönlü unsurların, normalleşme sürecinin devamıyla kademeli olarak ortadan kalkacağı ve yılın ikinci yarısında talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği değerlendiriliyor”  deniyor.

Banka, Mayıs’ta enerji fiyatlarının yükselse de enflasyonu sınırlamayı sürdürdüğünü, enflasyondaki yükselişe asıl Türk Lirası’ndaki değer kayıpları, dayanıklı ve temel mal grubundaki fiyat artışlarıyla ertelenen hizmet fiyatlarının etkili olduğunu açıklıyor. TCMB, gıda fiyatlarının Mayıs enflasyonunda aylık yüzde 5’e varan ancak Haziran’da yüzde 1,6’da dengelenmesine karşılık yıllık bazda yüzde 12’nin üzerinde enflasyona etkisinin sürdüğünü, özellikle dövize duyarlı gıda ürünlerindeki fiyat artışlarının enflasyonu yükselttiğini kaydediyor.

Fiyatlar hız kesecek

Raporunda “Haziran ayında yıl sonu enflasyon beklentileri bir miktar yükselirken, 12 ay sonrası enflasyon beklentileri düşüş kaydetmiştir” ifadesini kullanan TCMB, pandemi sürecinde ekonominin zarar görmemesi için kredi kanalı ve firma nakit akışlarının sağlıklı olması gerektiğini, öncü ekonomik göstergelerin toparlanmaya işaret ettiğini, ülke merkez bankalarının genişleyici yönde attığı adımların Türkiye için de geçerli olduğunu belirtiyor.

Banka dünya ile birlikte Türkiye’de de devam eden negatif faiz ortamının uzun bir süre devam edeceğine işaret ettiğini, kısa çalışma ödeneği başta olmak üzere işsizlik sigorta fonu ve cari transferler aracılığıyla sağlanan desteklerin, hanehalkı gelir kayıplarının sınırlanması ve istihdamın korunması açısından kritik rol oynadığını, bundan sonra açıklanacak her türlü ekonomik veri ve haberin geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirebileceğine vurgu yapıyor.

Bekle-gör dönemi

Haziran enflasyonunun beklentilerin üzerinde gelmesi TCMB politikalarına ne kadar etki edeceği konusu da piyasada tartışılıyor. Ekonomistler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 9 toplantı üst üste süren politika faiz indirim döngüsünün sona erdiğini belirterek, enflasyonda yeniden düşüş trendi başlayana kadar bankanın temkinli duruşunu sürdüreceğini belirtiyor.

AA Finans Analisti ve ekonomist Haluk Bürümcekçi, “Merkez Bankası, enflasyon baskısı nedeniyle bekleme dönemine geçti” diyor. Yabancı ekonomistler de TCMB kararını değerlendirirken şaşırdıklarını belirtiyor. Rabobank Gelişen Piyasalar Kıdemli Kur Stratejisti Piotr Matys, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB), politika faizini sabit bırakmasının sürpriz bir karar olduğunu kaydediyor.

İndirim henüz bitmedi

Ekonomist Kerem Alkin ise TCMB’nin beklenti anketlerine göre hareket ettiğini, 12 ay sonrasının enflasyon beklentilerinin iyileşmeyi sürdürürken 24 ay sonrasının enflasyon beklentilerinin ise bir miktar yükselmesinin banka yönetimini faizleri indirmede fren yaptırdığını yorumluyor. Alkin, “Bu noktada, döviz kurlarının seyri açısından risk olasılığının kademeli olarak azaldığı bir döneme de girmekteyiz. Bu nedenle, benim cephemde, PPK 10. kez 25 baz puanlık bir faiz indirimi kararı alabilirdi” diyor. 

Yine Prof. Dr. Emre Alkin de, “Banka yönetimi siyaset cephesini ‘doğru işleri’ yaptığına dair ikna etmiş olmalı ki, büyümeyle ilgili sıkıntıların çekildiği dönemde enflasyonla ilgili endişeleri gözeterek cesaretli ve basiretli bir karar aldı” yorumuyla TCMB’nin faizleri sabit tutma kararını övüyor. Emre Alkin, TCMB’nin bundan sonra büyümeye değil fiyat istikrarına odaklanacağını, ancak kararın faiz indirimlerinin bittiği anlamına gelmediğini ifade ediyor.

Kazançlar sınırlı ama altın yine önde

Uluslar arası piyasalarda altın fiyatlarını tutmanın imkanı yok. Merkez bankalarının genişleme politikalarıyla birlikte altın ile borsalar kazançta yarışıyor. Küresel bazda 1777 doları gören altının onsu 1800 dolar beklentisine iyice yaklaşırken söz konusu tahminler 1900 dolar sınırına taşındı.

Yurt içinde enflasyon ve imalat PMI’nın takip edildiği haftada altın yüzde 1,58, Borsa İstanbul yüzde 0,94, dolar yüzde 0,15 ve euro ise yüzde 0,51 değer kazandı. Bir haftalık dönemde Türk piyasalarında 1000 TL’lik yatırım altında 1015,8 lira, borsa 1009,4 lira, dolar yüzde 1001,5 lira ve euro yüzde 1005,1 lira oldu.

Gelecek hafta yurt içinde Hazine nakit dengesi, işsizlik oranları, yurt dışında ise ABD’de ISM imalat dışı PMI, üretici fiyatları, Almanya’da fabrika siparişleri, sanayi üretimi, dış ticaret dengesi, Japonya’da cari denge, Çin’de ise enflasyon verileri takip edilecek.

BIST 100…

Borsa İstanbul haftanın son gününü yüzde 0,99 kayıpla 115.748 puandan kapatmasına karşılık hafta boyunca gelecek günler için yükseliş sinyalleri verdi. En düşük 114.432 ve en yüksek 117.391 puanları görülen haftada günlük 20 milyar liralık işlem hacimleri dikkat çekti. Borsa haftalık bazda yüzde 0,94 kazandırdı. Özellikle BIST 30’da açığa satış işlemi yasağının kaldırılması ve iyileşen ekonomik veriler borsayı pozitif tuttu. Direnç noktasında 117.600 ve ardından 118.000 seviyelerinin aşılması durumunda borsanın yeniden zirve nokta olan 124.000’li rakamları yakalama ihtimali bulunuyor. Destek konumunda ise 115.400 ve 114.800 noktaları önem arzediyor.

DOLAR/TL…

Kur stabil kalmasına karşılık yüzde 0,15 oranında değer kazandı ve haftayı 6,8660 liradan kapattı. Hem Türkiye hem ABD’de imalat PMI endekslerinin uzun bir aradan sonra ilk kez eşik değer 50’nin üzerine çıkması, ABD’de istihdamın artışa geçmesi iki para arasında güç savaşına dönüştü. Dolar az bir farkla yatırımcısına kazandırdı. Piyasada aşı çalışmaları takip ediliyor.  Teknik olarak kurun 6,85’te belirleyici olacağı ve direnç noktasında 6,87’yi geçemeyeceği gözleniyor. Destek noktasında ise 6,84 lira duruyor.

EURO/TL…

Yurt içinde yüzde 0,51 kazançla haftayı 7,7200 lira ile tamamlayan euro, Avrupa Merkez Bankası’ndan (ECB) gelecek haberlerle hareket ediyor. Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da sanayi üretimi ve PMI ile ilgili gelişmeler kurda AB parası lehinde ağır bastı. Kurun 7,70 seviyesinde belirleyici olduğu gözleniyor. Direnç olarak 7,75 lirayı gösteren kurda destek nokta 7,65 lira seviyesi.

ALTIN…

Uluslar arası piyasalarda 1777 lira ile tahmin edilen zirvelere her gün daha fazla yaklaşan ons altın fiyatları yurt içini de etkiliyor. Kapalıçarşı’da 24 ayar külte altının gram satış fiyatı yüzde 1,58 kazanımla 392 lira, çeyrek altının fiyatı 635 lira, Cumhuriyet altının fiyatı 2603 liraya yükseldi. Küresel ekonominin toparlanmaya yönelik sinyalleri altın fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam etse de risk iştahı sürüyor. ABD tahvillerindeki getirisi eğrisi altın fiyatlarını yukarı yönlü itiyor. Teknik olarak 1783 doları aşacak fiyatın kısa zamanda 1800 dolarla buluşacağı tahminleri yapılıyor. Destekte ise 1765 dolar görünüyor. Yurt içinde ise altına yönelik risk iştahı daha fazla. Gram altında 397 lira direnç, 385 lira destek konumunda.

PETROL…

Uluslar arası petrol fiyatlarının düşmemesi için dün üretici ülkeler tüm imkanları kullanıyor. ABD petrol sondaj kuyularını yaklaşık 500 adet azaltırken yine ABD’de Haziran sonu itibariyle petrol stoklarının 10 milyon varil seviyesinde azaldığının açıklanması  ve küresel ekonomik toparlanma brentte petrol fiyatlarını 40 doların üzerinde tutuyor. Brent haftayı 42,80 dolardan kapatarak önemli bir çıkış trendine girdi. Brentte destek 41 dolar, direnç ise 43,90 dolar seviyesinde.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.