Sabrımız korkumuzdan değil!

Zemheri soğuklarında donarak geldik.

Sonu bahar olsun diye.

Yangınlardan yanarak geldik.

İbrahim’i yakmayan ateş olsun diye.

Bu dağlar ne boranlar ne tipiler gördü.

Yılmadık, yorulmadık.

Gün geçmez ki, haddini bilmeyen alçaklar bir tahrik ile meydana çıkmasınlar.

En son olay; Boğaziçi Üniversitesinin girişinde Kâbe fotoğrafının yere serilerek üstüne LGBT pisikleri tarafından kendi fotoğraflarının asılması hadisesi.

Canı dayak isteyenlerin yazdığı mektup desem, bunlara el sürmeye değmez.

Dövsen dövülmez, sövsen sövülmez.

Boğaziçi olayları sadece bir Boğaziçi olayı olmadığının en somut ispatı işte.

Rektörü istemeyenlerin geldiği son nokta.

Hani “mesele ağaç değil daha anlamadın mı?” demişti ya bir kaçkın.

Misal o misal.

Seçim dönemlerinde Yasin okuyanlardan, başörtülü yemleri sazan avı için oltasına takanlardan bir tık tepki yok.

Hal vaziyet böyleyken,

Ortamın rahatlığından gevşeyerek Kocaeli’nde büyük bir gurup ortalığı tarumar ettiler.

Şeyhleri ölmüş ve şahsa ait bir arsaya defnetmişler.

Mal sahibi bu işgale itiraz etmiş ve dava açmış. Mahkeme şeyhin ölüsü oradan alınıp mezarlığa taşınmasına karar verilmiş.

Mezarın bulunduğu yerde türbe yapmayı planlayan gurup mezarın taşınmasına engel olmak için kıyameti kopardılar.

Böyle bir dünyada yaşıyoruz neylersin işte.

Kabe’nin fotoğrafının yerlere serilip üstünde tepinilmesi umurlarında bile olmamıştır.

Bilirim Kâbe fotoğrafı Kâbe değildir.

Alçakların derdi adım adım kutsallara el uzatmak.

Bugün bu, yarın başka alanlarda uluyacaklar.

Bunlar ve arkalarındaki çakallar sabrımızı taşırmasınlar.

Sabrımız korkumuzdan değil fikrimize olan saygımızdandır.

Bu zamanda uyku rehavetinde olmamak gerekir.

Sen ben uyursak olanlar olacaktır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.