Sözler ve diller kalbin aynasıdır!

Sözler ve diller kalbin aynasıdır!

Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, sözünü hatırlamayanımız yok. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e ait bir söz. Doğru bilgi her zaman insanlığa yol gösterir, ışık olur… Şahsi emeller için çarpıtılıp rayından çıkartılmadığı takdirde…

Bir partide adaylığı konusunda ismi geçmiş bir zatı muhterem… Geçenlerde bir yerde “bilginin erdemliğinden ve insanoğluna ne kadar gerekli olduğundan” bahseden bir konuşmasına şâhit oldum. Özellikle şahsın sunumunda tarihi olaylar ve geçmişteki maarif ile ilgili yaptığı yanlışlara şaşa kaldım!

Sunucuyu neyin nesidir diye biraz araştırayım dedim… Adres CHP’yi gösterdi…

Bir de gördüm ki uzaktan yakından doğru olmayan aynı ifadeleri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da kullanmış… Hem de 2017 yılında Bilkent Otel’de düzenlenen “Eğitimin Üç Şartı, Bilimsellik, Laiklik, Adalet” çalıştayında gerçekleştirdiği açılış konuşmasında…

Tabii Türkiye’nin sağduyulu tarihçileri de var…

Kılıçdaroğlu’nun tarihî çarpıtmalarına müsaade eder mi… Elbette izin vermez…

Nitekim vermemiş de…

Tarihçi yazar Murat Bardakçı, Kılıçdaroğlu’nun o çalıştayda yaptığı tarihsel yanlışları analiz edip ortaya dökmüş.

***

Usta tarihçi mealen şöyle demiş:

-Ey Kılıçdaroğlu, sen Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşamış matematikçi, uzay bilimci Takiyyuddin’i  getirdin III. Selim zamanına koydun. Yanlışın üstüne üstlük koskoca matematikçiyi III. Selim’e müneccimbaşı yaptın. Takiyyuddin 1526’da dünyaya geliyor, 1585 yılında vefat ediyor. III. Selim ise 1789 ile 1807 yılları arasında padişahlık yapıyor. Arada nereden baksan 200 sene var…

-Takiyyuddin’in sinüs, kosinüs ve tanjant ilimlerini ünlü gök bilimci Nicolas Kopernik’ten önce kullandığını söylüyorsun. Takiyyuddin’in doğumu 1526… Kopernik’in ölümü 1543… Kopernik öldüğünde Takiyyuddin henüz 17 yaşındaydı. Bu da doğru değil…

-En fahiş hataya gelelim… İfadelerinize göre Takiyyuddin, III. Selim devrinde yaşamışsa 1473 yılında doğan ve 1543 yılında ölen Kopernik ile aynı devri nasıl paylaşıyor?

-Diğer yanlış ise III. Selim devrinde Takiyyuddin’in kurduğu Galata Kulesi’ndeki rasathanenin fetva ile yıkıldığını ileri sürüyorsun. Bu ise hem tarihen hem de bilgi açısından gerçek dışı.

Demek ki kılavuzun karga ise dikkatli olacaksın! Yüzünü karanlığa çevirirsen aydınlanmanın en önemli padişahı III. Selim’i dahi tanıyamaz hâle geliyorsun!

***

Kılıçdaroğlu’nun Bilkent Otel’deki konuşmasında bir galiz hata daha var ki… Evlere şenlik… O da maarif, yani eğitim ile alakalı… Adam diyor ki: Osmanlı İmparatorluğu’nda okuma yazma oranı yüzde 3, kadınlarda ise binde 8 idi…

Küçük bir anekdot vereyim…

Osmanlı’da memur yetiştirmek amaçlı eğitim kurumları, askeri okullar, tıbbi okullar haricinde sivil halka yönelik; sıbyan mektebi, iptidai – idadi – rüştiye, darüşşafaka, darülmuallimat, darulfünun, darülkurra, medrese ve hatta kıraathane denilen okuma evlerine kadar geniş bir eğitim halkası mevcuttu. Çok bildiğiniz Atatürk’ün tahsil gördüğü okullara bir göz atmanız yeterli olur!

Osmanlı okuma yazmanın herkes tarafından bilinmesinin gerekli olmadığı bir toplum yapısına sahip olduğu halde 1897 yılına ait bir istatistikte sadece sivil halka yönelik okullaşmanın yüzde 57’sinin ilkokul öğrencisi olduğu görülüyor.

Bununla da yetinilmemiş II. Abdülhamit döneminde ilkokula gitmek mecburi hale getirilmiş. Osmanlı en kötü durumda olduğu ve Çanakkale Savaşları’nda binlerce öğrenci evladını kaybettiği halde 1900’lü yıllarda dahi okuma yazma oranı yüzde 50’lerin altına düşmemiş…

***

Dumanın çıktığı ateşin kaynağını söyleyeyim, isterseniz…

Türk milletini “cahil bir toplum” olarak vasıflandırmaya bayılıyor garibim!..

Evet gaflar say say bitmiyor…

Kılıçdaroğlu’nun diğer yanlış bildiği konu da demiryolları ve Türk parasıyla alâkalı.

Zatı muhterem diyor ki:

“Osmanlı battığında ülkede 1 metre demiryolu, parasını basacak milli bankası yoktu!”

Tabii kılavuzları yine yanlış bilgi vermiş, belli!

Tarihi gerçekleri ortaya koyalım…

Osmanlı Devleti döneminde 8 bin 619 kilometrelik demiryolu hattı vardı. 4 bin 136 kilometrelik hat bugünkü sınırlarımızın dışında kaldı. Türkiye’de halen 13 bin kilometre demiryolu hattı ise hizmette.

Gelelim, Kılıçdaroğlu’nun “milli para” iddiasına…

Osmanlı İmparatorluğu’nda kağıt para, ilk olarak Abdülmecid Dönemi'nde, 1840 yılında basıldı ve son padişah Vahdeddin Dönemi’ne kadar basımına devam edildi. Altın ve gümüş akçelerin geçmişi ise tarih kitaplarını süslüyor.

Vatan ve millet sevgisi, vicdanlara dokunan yanlış bilgiye asla müsaade etmez ve tahammül göstermez! Sözler, diller (gönüller) kalbin apaçık aynasıdır…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar