Su Varsa Kuyudur, Yoksa Çukur

hayati-koca.jpg

İzler Ve Yansımalar - 59

“...karanlıkta içine bakar, aydınlıkta içinden. Yakanı, yakışanı, yazgısı içindedir.”

 

Su Varsa Kuyudur, Yoksa Çukur

Gelsin diye beklenmez; ama beklendiği için gelir. Ansızın gelir, birdenbire... Çağırmadan, bağırmadan, kırmadan, dökmeden... Usulca ve usulünce.

Saçını taradığın ilk tarakla, baktığın ilk aynayla, evinin önünden geçerken seni tanıyan, tanımayan herkesten utandığın ilk adımla, başkası görmesin diye yazdığın ilk şiiri yırtıp cebine sakladığın elle, anlamsız ilk soruyu sorduğunda göz çukurunda ve burnunun üstünde beliren terle,ilk karşılaşmanızdaki titreyen ve konuşmaya yeni başlayan bir çocuk gibi hangi kelimeyi kullansam diye şaşırdığın söyleyenin anlamadığı; ama söylenenin anladığı o ifadeyle, dinlediğin ilk türküyle gelir. Geleni göremez kimse, bekleyeni bilmedikleri için.

“Su varsa kuyudur, yoksa çukur.” demesinin sebebi de odur.Ehl-i derdin, dermanı gölgesindedir. Karanlıkta içine bakar, aydınlıkta içinden... Yakanı, yakışanı, yazgısı içindedir. Kimse tutuşturmadan yanan, ilk gümüş kolyeyi yakıştıran, yazgısını duaya karıştıran... Yaptıklarıyla yalnız, yaşadıklarıyla kalabalık... Kendi kuyusunu kazan, suyu kuyuya taşıyan, derdini derman diye muska yapıp göğsüne takan... Böylece bir anlamı olan, gayrısını da yalan bilen.

Koştuğun yere varamıyorsun, içtiğin su yanan yerlerine değmiyorsa, konuştuğunda dilinden dökülenler sustuğunda gönlünde birikmiyorsa; kuyu kurumuştur. El görür, ona başka bir şey der.

Unutma! Kuyu ne kadar derinse, içi o kadar serindir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.