Türkiye "az borçluluk"ta dünyada ilk 5'e girer!

Hesapları resmi rakamlar üzerinden yapmak sizi her zaman doğruya ulaştırır. Neticede bunlar arşive ve tarihe geçen kayıtlar…

TCMB’nin Kasım’da yayımlanan 31’inci Finansal İstikrar Raporu gösteriyor ki, dünyada borçluluk artarken ülkemizde giderek düşüyor. Salgında menfi gidişâta karşılık olumlu gelişme olarak özellikle yabancı para cinsinden borçluluk, tüm sektörlerimizde azalıyor.

Söz konusu verilere göre pandemi, küresel ekonomideki daralma ve jeopolitik risklere bağlı dünyada reel sektör ve kamu borçluluğu kırılganlığını devam ettiriyor. Salgının etkisini aza indirmeye yönelik likidite baskısı borçları yükseltiyor.

Tabii finans sektörünü söz konusu olumsuzluktan ayrı tutamayız. Pandemi sürecinde merkez bankaları öncülüğünde ekonomileri ayakta tutma adına halen yürütülen genişlemeci politikalar sebebiyle bankalar da ciddi sıkıntılar yaşıyor.

Zirâ getiri eğrilerindeki yatay seyir, düşük faizler paralelinde özkaynak kârlılıklarının aşağı yönlü baskılanması, zayıf büyümeler ve artan takipteki krediler bankalarda temkinliliği üst perdeye taşıyor. Bankaları bu zamana kadar ayakta tutan ise 2008 finansal krizinde alınan agresif tedbirler.

***

Türkiye’yi borçlulukta dünyadan ve dengi olan gelişmekte olan ülkelerden ayıran bir özellik var. O da borçluluk düzeyi, GSYH’ye göre düşük olması. Belki “az borçluluk”ta dünya lideri değiliz ama bu vasfımızla ilk 5’e rahatlıkla girebiliyoruz.

Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında 2020 yılı II. Çeyreği itibariyle Türkiye’de kamu, yerleşik sektörler ve hane halkının toplam borcunun oldukça düşük seviyede kaldığı parametrelerden okunabiliyor.

Şöyle ki:

Meselâ gelişmiş ülke olarak bildiğimiz Japonya’nın kamu borcu GSYH’sinin yüzde 228’i... Bankaların borcu yüzde 171’e… Finans dışı kuruluşların borcu yüzde 105’e ve hane halkının borcu GSYH’sinin yüzde 59’una ulaşmış.

***

Küresel ekonominin zirvesindeki ABD’nin kamu borcu da yüzde 105 ile GSYH’sini aşmış. Banka borçları yüzde 98 ile GSYH ile kafa kafaya gelmiş. Reel sektör borcu yüzde 78’e dayanmış… Hane halkı borcu da yüzde 75’le pik yapmış.

Kanada’da kamu borcu GSYH’sinin yüzde 89’una çıkmış. Bankaların borcu yüzde 147’ye, finans dışı kuruluşların borcu yüzde 119’a ve hane halkının borcu yüzde 102’ye merdiven dayamış.

İngiltere’nin kamu borcu GSYH’sinin yüzde 109’una, bankaların borcu yüzde 182’ye, reel sektörün borcu yüzde 78’e ve hane halkı borcu yüzde 84’e dayanmış.

Kriterleriyle övünen Avrupa Birliği’nin ekonomik durumu ise içler acısı…

Kamu borcu, Maastricht standartlarına göre en fazla GSYH’in yüzde 60 olması gerekirken Euro Bölgesi’nde yüzde 101’e çıkmış. Yani ne kriter kalmış, ne ölçü!.. Avrupa’da bankaların borcu GSYH’nin yüzde 122’sine, finans dışı şirketlerin borcu yüzde 109’a ve hane halkı borcu yüzde 58’e yükselmiş.

Medeniyetin merkezi şeklinde nitelenen Belçika’nın, sosyal demokratlığı öve öve bitirilemeyen Norveç’in, İtalya, Avusturya, Macaristan ve bize kafa tutan Yunanistan’ın kamu, şirket ve hane halkı borçları GSYH’lerini katlayarak geçmiş.

***

Dünyada “az borçluluk”ta dünyada ilk 5’e girer, dediğimiz Türkiye’mize gelince…

Bugün bu alanda Güney Kore ile yarışıyoruz. Hatta Güney Kore’den borçlulukta çok daha iyi yerdeyiz. Özellikle hane halkı borcu düşüklüğü olarak dünyada birinciliğe oynuyoruz.

Güney Kore’de kamu borcunun GSYH’ye oranı yüzde 47. Bankalarının borcu yüzde 76… Reel sektör borcu yüzde 100 ve hane halkı borcu yüzde 42.

Türkiye’nin kamu borcu GSYH’ye göre yüzde 42 seviyesinde. Bankaların borcu yüzde 30, reel sektörün borcu yüzde 74… Bizdeki sıkıntı finans dışı sektörlerimizin yüksek borçluluğu… Diğer yandan hane halkı borçluluğunda ise yüzde 17 ile dünyaya örnek bir ülkeyiz.

Bizi kamu borcu konusunda zorlayan iki ülke yüzde 33’le Şili, yüzde 38 ile Çekya. Onların da banka ve hane halkı borçlulukları bizden oldukça yüksek.

Ekonomik büyümede, sanayi üretiminde, ihracatta ve piyasalarıyla yatırımcısına kazandırmada üst sıralarda bulunan Türkiye, “az borçluluk”ta da dünyaya âdeta ders veriyor.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar