Var mı itiraz edecek olan!

Dünyanın yeni bir ABD/Çin gerilimiyle yüz yüze gelmesi, diğer taraftan ABD ve Avrupa'nın artış kaydeden pandemiye karşılık ekonomiye desteklerini artıracaklarını ima etmesi bile son dönemde dalga üzerine dalga yapıp negatif havaya giren ekonomilere moral oluyor. Aynı iyimserlik bize de yansıyor tabii.

Malûmunuz her yiğidin bir yoğurt yiyişi var... Türkiye belki ABD ve Avrupa gibi ekonomiye trilyon dolarlar aktaramıyor ama, inanın sektörlere aktarılan paralar o devasa paketlerden daha etkili oluyor.

Sebebi, Türkiye’nin bahsettiğim ülke ve bölgelerden farklı olması… Bizde bir veriyorsun 10, 20, 50, 100 alıyorsun… Onlar ise 1 veriyor… Karşılığında 1 dahi alamıyor. Zira tek dişi kalan medeniyetin artık verimli toprağı kalmamış… Verimli toprağı olmadığı gibi tohum ekecek adamı da yok

100’lük dişi çıkmış bu medeniyette yaş ortalaması artık 65’lerin üzerinde… Mezkûr nesiller etraflarına ördükleri inançsızlık duvarları arasında  “ebter” yolculuğuna çıkmış, eriyip tükeniyor. Bed çok ama “bereket” hak getire… Milyonlar bedbaht, beddua ve bednam denizinde tuzlu su içerek hayat bulmaya çalışıyorlar ama nafile! Adamların ciğerleri yanıyor!

***

Evet ekonomik krizler kabul edelim veya etmeyelim; insanlık hayatının bir döngüsü, parçası. Krizler sadece ekonomik sonuçlar doğurmaz, aynı zamanda toplumsal etkileri de bağrında gizler. Kriz hastalık gibidir… Önce toplumdaki zayıf halkaları vurur, sonra insanlık sosyal bir facianın karanlığına hapsolur.

Firmalar, işletmeler kapanır… Ticari faaliyetler durur… İflaslar peşi peşine gelir… Borçluluk artar da artar… Bahsettiğim şey, genel manzara…

Koronavirüs pandemisi de yeryüzünde büyük bir ekonomik krizin ateşini yakmadı mı, yaktı! Hastalık toplumların en zayıf halkalarını etkilerken irili ufaklı işletmeler nefes alamaz hale geldi mi, geldi!

Evet insanoğlu  salgın sebebiyle ekonomik krizin tam ortasında debelenip duruyor. Peyder pey iyimserlik adına ışımalar olsa da küresel belirsizliğin derecesi henüz kâfi şekilde ölçülemedi.

***

Hakikat ki, insanlık her zaman istediğini bulamaz... Madem ekonomiden konuşuyoruz… Zaman zaman kıtlık, kuraklık, savaş, hastalık ve krizlerin hayatın akışına sekte vurabileceğini bilmek lâzım. Bunlar insanlığın gerçekleri… Bu durum inanan için de inanmayan için de geçerli…

Cenabı Hak, Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresi 155’inci ayetinde, “Biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz mallardan, canlardan, ürünlerden kısarak imtihan ederiz. Sabredenlere müjdele” buyurmuyor mu?

İşte burada önemli olan metanetli durabilmek, direnci koruyabilmek… Bereketi, bereket anlayışını kaybetmemek... İman esaslarımızdan olan “Hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine” inanabilmek ve sabredebilmek… Masivadan değil, Yaradan’dan yardım isteyebilmek…

Kısacası Âsım’ın nesli olabilmek… Gerisi lâfu güzâf!

Türkiye’de de “öldük, bittik” diyen bir kesim var… Elbette olacak… Ancak bilinmeli ki kainatta her şey zıttı ile kâim. Diğer tarafta; gencecik, gelişmeye, üretmeye, büyümeye açık, ufku geniş, dünya gerçeklerinden haberdâr bir nüfus, daha doğrusu gençlik var… Mübarekler bir avuç tohum atıyor, ovalar, yaylalar dolup taşıyor.

***

Ne de olsa Âsım’ın nesli! Mehmet Akif Ersoy’un ifadesiyle karakterli, ahlâklı, erdemli, bilgili; kendisinde güzel ve kahramanca özellikleri barındıran, bugünün ve geleceğin de modeli bir gençlik…

Elbette ki Âsım’ın saçtığı tohumlar neşvü nema bulacak, nimetler arttıkça artacak…

İşte bunun adı bereket… Bunun adı Allah’a hakiki iman… Bunun adı masivayı elinin tersiyle itip Rabbine kul olmak

Neticede Allah da bereketini veriyor… “Kendini tanıyan, Rabbini tanır” diye iman edenlere bol bol ihsân ediyor.

İşte en taze örneği… Türkiye İMSAD’ın pandemi sürecinde daralan faaliyetleri 2020 Haziran ayı İnşaat Malzemeleri Sanayi Bileşik Endeksi’ne göre birden 71,07 seviyesine yükselerek “V” çıkışı gerçekleştirdi. Zaten Mayıs ayı da Haziran’da yüksek bir yükselişin haberini vermişti.

Peki bu çıkış ne anlama geliyor? Şöyle ki; Türk ekonomisi canlı mı canlı… Yay gibi sıçramaya her an hazır…

Mayıs’ta faaliyetler başladı… Haziran’da hızlandı… İç pazar beklenmedik şekilde hareketlendi… Pazarların açılmaya başlamasıyla ihracatta da yüksek bir artış kaydedildi… Tahsilat hızı uzun süre sonra yükselişe geçti… Artan cirolarla kasalar doldu taştı… Böyle gidişât ile daha da dolacak!

Yeni habere göre özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcu Mayıs sonunda yılbaşına göre 17,3 milyar dolar azalarak 162 milyar dolara gerilemiş… Pandemi sürecindeki 5 ayda 17-20 milyar dolar borç ödeyen bir özel sektör, pandemi sonrası yüksek bir ivmeyle borcunu kısa sürede eritir, diyorum…

Var mı itirazı olan!

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar