1. YAZARLAR

  2. Mustafa Yürekli

  3. Zehirli aymazlığa edebiyatla direniş...
Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Yazarın Tüm Yazıları >

Zehirli aymazlığa edebiyatla direniş...

A+A-



Kur?an-ı Kerim?deki Şuara Suresi?ni okumaya davet ediyorum, edebiyat meselesine doğru yaklaşım ve ele alış biçimi konusundaki tartışmaya yeni bir boyut getirmek için.

Kültür endüstrisi dışında, kültürümüzün direniş alanlarında, özellikle sanatımızın yozlaşıp bozulmasına karşı edebiyatımızdaki geleneksel duyarlılığın sürüşüne dair bir yazı kaleme almayı uzun zamandır düşünüyordum. Kamil Doruk?un ?Hikayevihikaye? isimli hikaye kitabı bana bu fırsatı verdi..

Nidai Sevim, ?Yazmak yayınlamaktan önemli..? başlığıyla yayınlanan röportajda ?Akabe Yayınları ve Mavera dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptınız. Birçok dergi ve gazetede şiirleriniz, makaleleriniz yayımlandı. Yayımlanmış eserleriniz, İnsan Yüklü ve Dirilere Ağıt isimli kitaplarınız var. En son yayımlanan eserinizin üzerinden neredeyse çeyrek asır geçti. Mutfakta hazır birkaç menünün olduğunu da biliyoruz. Efendim bu konuda biraz cimri davranmıyor musunuz? Bu eserler ne zaman gün yüzüne çıkacak?? diye sormuştu,.

Bu soruya, şu cevabı vermişim: ?Ben eserin inşasını dolaşımından önemli buluyorum. Şiiri yazmak daha önemli benim için, yayınlanması, dolaşıma girmesi ikinci planda. Şiirin kağıda bürünüp kitap olarak arz-ı endam etmesi çok zor günümüzde; şiir kitabı basmak istemiyor yayınevleri, kazançlı olmadığından.?

Etkisine bakıp şiir dediğiniz bir şey varsa, sahibine şair demeden önce ellerine bir bakın.. Sağ elinde güneş, sol elinde ay olabilir? Neyden vaz geçtiğini biliyorsunuz. Vali olmak, adam olmak meselesini halledemeyen kişiden şair olur mu? Şiirdeki güzellik bilinç ve özgürlükse, şair olmak herşeyden önce kişilik olmaktır. Şairliği kimlik görenler, edebiyat endüstrisinin adamlarıdır: "Hayal vadisinde şaşkın şaşkın dolaşırlar.."

Kitaplar görürsünüz, içi boş. Ne bir şiir var, bir öykü, bir deneme var, ne de ufuk açacak bir fikir, boş kitaplarda.. Üstelik medya şairlerini/yazarlarını yere göğe koyamaz.. Medyanın parlattığı isimler, Yunan tanrıları arasında konumlandırılırlar, hatta onlardan daha ünlüdürler.

Şairler görürsünüz; öykücüler, romancılar, fikir adamları.. Kitapları yok! Onlar, gerçek sanatçılardır ve kültür/sanat/edebiyat endüstrisinin dışında dururlar özellikle. Yazmayı, yayınlamaya öncelerler.

BİR EDEBİYAT HABERİ: ?HİKAYEVİHİKAYE?

Bütün bunları, Kamil Doruk?un ?Hikayevihikaye? isimli bir hikaye kitabı yayınladığını haber alınca düşündüm. Ömer Lekesiz, Yeni Şafak?taki köşesinde, ?Kamil Doruk? başlıklı bir yazı yayınladı, bu yazıyı okuyunca haberim oldu ?Hikayevihikaye?den; bu haberle sevindim, hatta coştum. Kamil Doruk, dikkatle izlediğim bir yazar. Kitaplarıyla okuyucularını uyanık ve diri tutar.

Ömer Lekesiz, ?Onu yakından tanımayanları için kartviziti: "Kamil Doruk: Antik Sevgililer (1987), Ağlamayın Efendim (1995); 1960 Kirmasti, Bursa, İstanbul" kelimelerinden ibarettir.? diye takdim ettiği Kamil Doruk?u gerçekten güzel tanıtmış: ?Edebî niyet ve istikameti sahih olmayanlar tanımazlar Kamil'i. Dergilerde boy göstermez, gazetelerde köşelere kurulmaz, mikrofonlara konuşmaz Kamil; edebiyatın İsa'sı olmak gibi bir hırsı olmadığından, havarilerileri de yoktur ki, sosyal medyada ondan inciler taşıyarak, adına efsaneler üreterek tanıtsınlar onu. Sessizce yaşar Kamil. Sessizce yaşar ama yalnızca yaşamaz. Asil öfkesiyle İhsan Deniz, daimi tevekkülüyle Hüseyin Atlansoy, mükrimliğiyle Nurettin Yaşar, sükunetiyle Hasan Aycın, tefekkürüyle Necat Çavuş.. yanında yürürler sanki Kamil'in. O hem müteşerri dostlarının toplamı hem de onların toplamına dahil olandır.?

Bir edebiyat haberi olarak ?Hikayevihikaye?nin beni niçin etkilediğini anlatmaya başlamadan önce, kitap hakkında birkaç tanıtıcı cümle de alıntılamak istiyorum Lekesiz?in yazısından: ?Kamil "Kelimelerin Reisi"dir. Kendi kuşağımdan onun kadar kelimelerle ünsiyet kuran, onlardan yeni kumaşlar dokuyan; onları incitmeden, ürkütmeden, acıtmadan kesip, biçerek yeni kelimeler doğurtan birini daha tanımadım. İki kitabı şahidimdir ve şimdi bir şahidim daha var: "Hikayevihikaye".

"Hikayevihikaye" Kamil'in yeni "anlatı" kitabının adı. Aslında türü anlatıdan çok, hikaye. "Öykü demiyor, hikaye diyor" fitnesinden uzak tutmam gerekenler için söylemeliyim ki, benim anlatı, hikaye ve öykü ayrımım Kamil'in metinlerine sökmez, sökse de Kamil tınmaz zaten; yazarken moda söyleyişle kuram-metre kullanmaz çünkü. Tahkiyeyi hatırladığı, aklına konduğu anda hikayeleştirir /öyküleştirir Kamil.?

Ömer Lekesiz?den alıntı yapmanın üç nedeni var: İlki, kitabı henüz görmemiş olmam. Kitap, benim için henüz bir edebiyat haberi. İkinci nedeni, Lekesiz?in edebiyatın hikaye türüne ilişkin ciddi çalışmalar yapması ve değerlendirmelerine değer veriyor oluşum. Üçüncü ve en önemli nedeni ise, bir edebiyat haberi almanın önemine vurgu yapmak. Edebiyat haberinin heyecan yaratacak hale gelişine: Edebiyat alanı git gide daralıyor, sesi her geçen gün daha da zayıflıyor ve 80 sonrasında, özellikle 28 Şubat?tan itibaren aşama aşama edebiyatsız bir toplum haline gelen milletimizin sanat damarı tıkanmak üzere..

Ömer Lekesiz, Kamil Doruk?un hikayeciliğini tanımlarken ?Hikaye bir heves değildir onun için, dil ile oluşun müşterek cilvesidir. Metinlerini bu cilveyi tefekkür ederek inşa etmekten haz alır Kamil. Haz, şeklin, sınırın yokluğu değil midir?? şeklinde yaptığı tespiti, özellikle ?cilve? sözcüğüne yaptığı vurguyu dikkatlerinize sunuyorum. Dille cilve, önemli bir konu.

Fanilik ile ebedilik arasındaki insan, mekan ile dil arasında konumlanmıştır. Zamanın ve mekanın derlenip toplandığı yerdir bedeni, geçici yuvasını ve fani boyutunu oluşturur. Mekan, evidir; odaları hem beden, hem de yeryüzünden payına düşen, ev, şehir, ülke ve İslam coğrafyası. Dil ise ebedi olan ruhunun evidir. Dil, Allah?ın kelam sıfatının tecelligahıdır bu yüzden, Kur?an-ı Kerimle şereflendirilmiş yuvasıdır. İnsan çevresiyle ilişki/iletişim halindeyken dilin, bedenin ve mekanın içindedir. Dilde Allah?la buluşan ruh, mekanda da buluşacak, Kura?an ve kainat kitabı teke inecektir. Dil ve mekanın birleşme noktası insanda İlim, İrade, Kudret ve Kelam sıfatları başta olmak üzere bütün Esmau?l Hüsna yankılanacaktır, parlayacaktır. Sanat ve edebiyat, insanın Allah?ın hitabının yankısını verebilmesidir, yankıyla oynaması, dil ve mekanla cilveleşmesi, hoşa gidecek şekilde ortaya çıkması, görünmesi, kısaca edeptir. Kitap?ın yankısı olan bir edebiyattır, sözkonusu olan. Bu konu derin ve büyüktür. (Bir başka yazıda açabilirim.)

Ömer Lekesiz?in ?Hikayevihikaye?nin okuyucuyla buluşma biçimine dikkat çekmesine de değinmeliyim: "Hikayevihikaye, Kamil'in yeni kitabı" dedim ama siz ona erişmek için hiç zahmet etmeyin. Kendi imkanlarıyla çıkarmış kitabı Kamil. Yayıncı kahrı, editör nazı çekemez, zaten yazıdan başka hiçbir şeyin nazını çekemez o. Edebiyat sektörünün muhalifidir. Kitap pazarının düşmanıdır. Ama sadece bunlar değildir Kamil'in kitabını kendisinin yayınlamış olması. O, metinlerini satın alabilecek olanlara değil, onları okumayı hak edecek olanlara göstermek ister. "Adamına yazdım, o okusun" der Kamil; tüketici okurdan, yetenek ve maharet kaşiflerinden kıskanır onları.? Edebiyat, gerçek bir buluşmadır. Edebiyat dışı buluşmaların aracı haline getirilmiştir. Kamili bulup ?Hikayevihikaye?yi edinmek ve okumak, edebi bir olaydır. Okuyucu, eser, edebiyat ve yazar arasındaki bağların yeniden sağlam bir şekilde kurulması anlamına gelecektir, bu olay.

KİTAP?IN YANKISI YA DA GÜRÜLTÜ

Kur?an-ı Kerim?deki Şuara (şairler) Suresi?ni okumaya davet ediyorum, edebiyat meselesine doğru yaklaşım ve ele alış biçimi konusundaki tartışmaya yeni bir boyut getirmek için. Surede dikkatimi çeken birkaç hususa değinmeden edemeyeceğim bu yüzden..

Şairlere ilişkin ayetler, Şuara Suresi?nin son bölümünde yer alır: ?Şairlere, sınırları aşan azgınlar uyarlar.? (Şuara Suresi, 224) buyrulmaktadır. Edebiyat alanı, söz alanı; bu yüzden edebiyatla ahlak ilişkisine vurgu var. Mekkeli müşriklerin, peygamberimiz Hz.Muhammet?in (s.a.v.) şair olduğunu söylemelerine cevap olarak indirilmiş bir suredir bu. Tevhit ilkesi, kutsal kitaplar ve Kur?an-ı Kerim, ölüm ötesi meselesi ve peygamberlik kurumu tek tek açıklandıktan sonra şairlik hakkında bir olumsuz hüküm bildirilmektedir.. Kısaca edebiyatın temellendirildiği bir suredir. Toplumların dine karşı aldıkları tavrın yedeğinde ele alınmaktadır edebiyat. İnançsız, cahil, ahlaksız ve zalim toplumlarda edebiyatın zevk meselesi olduğuna da vurgu vardır. ?Görmez misin şairler, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.? (Şuara suresi, 225, 226)buyrulurken, vahye dayanmayan kültürün, cahili kültürün temelindeki yalana ve şairlerin bozgunculuğuna vurgu dikkat çekmektedir.

Medeniyetimizde edebiyat, en birikimli ve en güçlü olduğumuz bir kurumumuzdur. Müslüman şairin nitelikleri ve edebiyatımızın mahiyet ve hüviyeti, ?Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alan şairler başka.? (Şuara suresi, 227) ayetinde tanımlanmıştır. Şair, inançlı olmaya, Allah?a karşı saygısını derinleştirmeye ve zulme karşı savaşmaya davet edilmiştir.

Edebiyat, Kur?an-ı Kerim?in yankısı olmalıdır. Kitap?tan kopuk, hayatı bozan, yalana dayalı ve zevk meselesi bir edebiyatın şeytanın gürültüsü olduğu da açıkça bildirilmektedir surede.

Sanatçı, önce Allah?a, sonra çağına ve toplumuna tanık olmalıdır. Gerçekliğe, doğruluk, iyilik ve güzellik ekseninde müdahale etmelidir edebiyat.

Toplumu Kur?an kültürüne, Kur?an devletine ve medeniyetine davet eden edebiyatımız, Hassan b.Sabit, Ka'b İbni Mâlik el-Ensârî ve Kaab İbn. Zübeyr?den günümüze gelen sahih edebiyat kanalıyla Allah sevgisi, peygamber sevgisi, tarih bilinci (cihat ruhu, şehadet ve vatan sevgisi) berrak ve coşkulu bir şekilde akmaktadır..

Kültür endüstrisi, inançsızlığa, ahlaksızlığa ve zulme dayanan edebiyat ve sanatı topluma dayatmaktadır. Edebiyat ve sanat, yalan, kötülük ve çirkinlik ekseninde yapılır hale geldiyse, o toplum ölüdür. Kültür endüstrisi, zehirli aymazlığa düşürmektedir toplumu..

Mustafa Yürekli / Haber 7
mustafa.yurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.