Dinamiklerimize elbette güveniyoruz!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 7'inci Olağan Büyük Kongresi'nde yaptığı konuşmalar dikkate alındığında, reel ekonomiye yönelik tespitlerin doğruluğuna bir diyeceğim bulunmuyor.

Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle “Türk sanayisi, salgın dönemindeki performansıyla direncini ve gücünü fazlasıyla ortaya koydu.”

Eyvallah! Üreten sektör, tüm finans ve piyasa oyunlarına rağmen istidadının ve takâtinin çok çok üzerinde çalışıyor, çabalıyor. Bu durumu kimse inkâr edemez. Ama gücün ve direncin de bir sınırı olması gerekiyor ki üreten sektör bu sınıra hızla yaklaşıyor.

Öncelikle halkın satın alma gücünü düşünen çok sayıda üretici, artık pahalı üretip, pahalı satmaktan yana değil. Üretim maliyetlerini olumsuz etkileyen para piyasası şartlarının haftalık, günlük hatta gecelik değiştiği bir ortamın âcilen düzeltilmesini, stabil, takip edilebilir, sürdürülebilir, helal, hak edilebilir ve öngörülebilir hâle getirilmesini bekliyor.

Diğer taraftan, milyar dolarları çoktan bankalara gömmüş, - nereye götürecekse- daha fazla zengin olmak için dövizin ve faizin patlayacağı güne yığınak yapan para cambazlarına da hemen derslerinin verilmesi elzem gibi görünüyor.

***

Gelelim, normal vatandaşa…

Onlar ellerindeki altın ve dövizi çeşitli finans araçlarına yatırma gibi ne kabiliyetleri var, ne de uğraşacak vakitleri. Çoğu geçim derdinde. Zaten piyasa bilgisinden de yoksun… Finansal okur-yazarlık denilince akıllarına, “arsa, ev, araba alma, yastık altı veya bankaya döviz koyma” geliyor. İkinci bir şık yok. Zirâ çok sayıda amatör kişinin yem olduğu piyasalara karşı ferasetleri ve dinî hassasiyetleri sebebiyle uzak duruyorlar.

Üretim ve sanayimizin gücüne sonsuza kadar inanıyorum ve her koşulda destekliyorum. Ancak bunu piyasalar için söyleyemeyeceğim. Çünkü Müslüman ne aldanır, ne de aldatır. Sadece Müslüman değil, insan için de bu haslet geçerli olmalı...

Dolar 7,21 lira iken bir gecede 8,47 liraya çıkabiliyorsa, Londra swap piyasasında TL faizleri yüzde 10.000’leri zorluyorsa, Türkiye’nin 2 yıllık tahvil faizi aniden yüzde 20’lere fırlıyorsa, Türkiye’nin 5 yıllık risk primi CDS’ler yine bir gecede 308’den 438’e sıçrayabiliyorsa – şu anda 465’te- ; kazanın altındaki ateşe iyi bakmak gerekiyor, diye düşünüyorum.

***

Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle “Battık, bittik” diyenlere ben de inanmıyorum. Onların her yaklaşımı ikiyüzlülük ve menfaat perestlik üzerine kurulmuş. Çünkü onlar, Türkiye’yi değil, Türk milletini değil kendi istikballerini seviyor… Yatırımlarını Türkiye’nin mağduriyeti, küçük düşmesi ve iş yapamaz hale gelmesi üzerine kurmuşlar. Onların tek düşünceleri; “Türkiye batsın ama biz kazanalım…”

“Türkiye gücünü, ekonomisinin sağlam altyapısından, üretiminden, yetişmiş insan kaynağından, girişimcilerinden, ihracatçılarından; velhasıl reel ekonomisinden alan bir ülke” cümleleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait.

Diyorum ya; reel ekonomiye bir diyeceğim yok. İş insanlarımız pandemi ortamındaki zorluklara rağmen hükümetin de verdiği desteklerle tıkır tıkır çalışıyor. Mamafih, üreten sektör sayesinde şoklara dayanabiliyoruz.

Ancak maalesef piyasa ekonomisi konusunda dünya ölçeğinde oldukça zayıf bir görüntü çiziyoruz. Serbest piyasa ekonomisine bağlıyız, ama bize kazandırdıkları ve kaybettikleri arasında bir mukayese yapamıyoruz. Piyasa derinliğinden tutun, diğer birçok piyasa aktörlerine kadar henüz bu işleri amatörce yapıyoruz. Her şeyden önce uluslararası piyasalarda isim yapmış bir fon sahibi insanımız bile yok.

***

Türkiye’deki son piyasa operasyonunu kimler gerçekleştirdi anlamak zor fakat, 24 saat içindeki sert dalgalanmada belki de 7-8 milyar dolarlık döviz ve altın el değiştirdi. Yerli sattı, birileri topladı. Hadi bu kadar altın ve doları anladık da tüm sektörlerin borsadaki kayıpları ne olacak. Ya kaybedilen itibar?

Daha birkaç hafta önce Türk Lirası’nın dünya para birimleri karşısındaki başarısından bahsederken bugün ne olduysa, TL varlıklarının geleceği konusunda şüpheler oluşmaya başladı.

Küresel piyasa yorumcuları birkaç hafta önce TL’yi överken bugün tüm projeksiyonlarını değiştirmiş durumdalar. En çarpıcı örneği Societe Generale… Bankanın ekonomisti daha önce 2021 yılsonu 6,20 olan dolar/TL kuru tahminini 9,30 olarak değiştirdi.

Türkiye’de ekonomiyi müspet olarak her ortamda destekleyen Hollanda’nın en büyük bankası Rabobank ekonomisti Pitry Matys bile, Türkiye’de oynaklığın sürebileceğini ve kurun çift haneli olabileceğini dile getiriyor. Matys’in BloombergHT’ye verdiği açıklamada, “Ben Türk Lirası konusunda iyimserdim, para biriminin dolar karşısında değer kazanmasını bekliyordum fakat bu her zaman kısa vadeli bir düzeltme olacaktı. Dalgalanmalara karşı yatırımcının güvenini kazanacak acilen tedbirlere ihtiyaç var” diyor.

Demek istediğim, fotoğraf bir an önce değiştirilmeli…

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.