Elin parasıyla tüketmek ârıma gidiyor!

Yıllardır ABD'nin büyüme, Avrupa'nın enflasyon, Türkiye'nin ise döviz kuru meselesi var…

Küresel virüs salgınında söz konusu sorunlar daha fazla ortaya çıktı. Bunca parasal genişlemeye karşılık küresel ekonomide daha doğrusu gelişmiş ekonomilerde enflasyon yerlerde sürünüyor. Büyümeler dip yapmış, işsizlik ise ciddi boyutlarla ifade ediliyor.

Nitekim gelişmiş ülkelerde yüksek likidite, ekonomiyi genişletse de genel anlamda enflasyonu yerinden oynatamadığı gibi eksilere düşmesine sebep oluyor.

Peki neden? Gelişmiş ülkelerde ve özellikle Avrupa’da ve Japonya’da enflasyon niçin artmıyor?

İnsan ister istemez psikoza giriyor!.. Negatif veya sıfır enflasyon gelişmenin itici gücü mü acaba, diye!

***

Yok yok… Vehbi’nin kerrakesi öyle değil. Anlatalım…

İnsan psikolojisi bu… Zaten ekonomi, büyük bir oranda psikolojiye bağlı değil mi? Talep olmadan arz yani üretim nasıl olacak? Adam ister alır, ister almaz… Keyfine kalmış!

Japonya, Almanya gibi gelişmiş ülkeler için söylüyorum… Siz istediğiniz kadar piyasayı para ile doldurun… Talebi artıramazsınız… Yapısal olarak paraya, mala ve mülke müptela olan insanoğlu, elbette likitide genişlemeleriyle ortalığa saçılan fonları “Ak akçe kara gün içindir” diyerek tutacak ve harcamayacak... Zira bu haslet tüm insanlarda var. Dolayısıyla para arzını, emisyonu ne kadar şişirseniz de faydasız.

***

Hep şikayet ederiz… Türkiye bugün orta gelir tuzağına takıldı kaldı, alınan tüm tedbirlere rağmen ileriye adım atamıyor, diye… Sebebi gayet açık… Yabancının tasarrufuyla, elin parasıyla ekonomi yürütmeye çalışıyoruz da ondan!

El kim?.. Gelişmiş ülkelere ait fon ve sermaye sahipleri… Hatta hane halkı tasarrufları… Onlar ellerindeki geniş likiditeyi harcayıp da kendi memleketlerinde enflasyon oluşturmuyor. Bilakis paralarını daha fazla büyütmek için getirisi yüksek Türkiye gibi gelişen ülkelere koşuyorlar.

Bunun en çarpıcı örneği kısa süre önce yaşandı… Daha çok yaşayacağız… Japon ev kadınları dahi kendi bankalarından çok düşük faizlerle alınan paraları Türkiye’ye getiriyorlar. TL varlıklarına yatırım yapıyorlar. Yüksek kâr yakaladıklarında Türkiye’den bol sikkeli şekilde ülkelerine dönüyorlar.

***

Peki bu parayı harcayacaklar mı? Hayır… İleriki günler için ya tutacaklar ya da farklı yatırım enstrümanlarında değerlendirecekler. Yani kendi ülkelerinde yine harcamayacaklar… Enflasyonun artmasına katkıda bulunmayacaklar.

Diğer taraftan insanlar, ihtiyaçlarını karşılamada sıfır veya negatif enflasyon ve faizlerin olduğu ortamlarda özellikle dayanıklı mal alma konusunda isteksiz oluyor. Niçin… Çünkü bugün aynı fiyattan alabileceği malı 10 sene sonra yine aynı fiyattan veya daha ucuza alabileceği düşüncesiyle harcama yapmıyor… Paralar yine elde kalıyor. Doğru mu yapıyorlar, orası tartışılır…

Olaya başka çerçeveden de bakalım… İnsanlar teknoloji sayesinde ihtiyaçlarını çok daha ucuza mal edebiliyorlar. E-alışveriş, e-ticaret insanları daha az para harcamaya yönlendiriyor. Bu da enflasyon ve faizlerin negatif kalmasını sağlıyor.

***

Peki bizler bu işleri niçin beceremiyoruz? Kabiliyetimiz mi, bilgimiz mi yok? Yoksa medeni cesaretimiz mi? Hepsi var da ortam müsait değil.

Gelişen ülke olarak burası bir pazar. Öncelikle ithalat ile ayakta duruyoruz. İhracatın ortalama yüzde 70’e yakını ithalat girdileriyle karşılanıyor. Diğer taraftan otomotiv başta birçok teknolojik ürüne dağlar gibi döviz akıtıyoruz…

Türkiye’de Ağustos ayı enflasyonu yüzde 11,77. Birkaç gün sonra Eylül ayı enflasyon gerçekleşmeleri kamuoyu ile paylaşılacak. Yüzde 12’lerin üzerini görme ihtimalimiz yüksek. Zira İstanbul Ticaret Odası (İTO) fiyat hesaplamalarına göre Eylül’ü enflasyonda bir dert ayı olarak hep birlikte yaşadık. Neticede yüksek giden döviz kuru yüksek enflasyon doğurdu...

Şimdi sıra Türkiye İstatistik Kurumu’nda (TÜİK)... O veriler, İTO’ya benzer oranları ortaya koyarken kur-enflasyon-faiz sarmalının bir an önce çözülmesi noktasında yine uyarılar yapacak ama söz konusu ikazları ne kadar değerlendirebileceğiz?

Demek istediğim şu… Elâlem sırtımızdan parasına para katarken bizler elin parasıyla tüketmeye devam ediyoruz… Ârıma gitmiyor desem, yalan olur… Zaten canımızı sıkan da burası!

Önceki ve Sonraki Yazılar