Gerçek sanayi üretimini "vergi"ler belirleyecek

Eldeki mevcut verilerle belirlenen sanayi üretiminin Nisan'da yıllık yüzde 31,4, aylık yüzde 30,4 gerilemesi pandemi döneminde gerçekleştirilen üretimin piyasaya yansımamasından kaynaklandı. 2020 yılı Mart, Nisan ve Mayıs ayları KDV beyannamelerinin verilme süresi Temmuz sonuna ertelendiğinden, gerçek sanayi üretim verisinin Ağustos'ta revize edileceği ön görülüyor.

Virüs pandemisi sebebiyle tüm ekonomik faaliyetlerin durması sebebiyle dünya gibi Türkiye ekonomisi de veriler doğrultusunda olumsuz bir grafik çiziyor.

Euro Bölgesi’nde Nisan ayında yüzde 28, İngiltere’de yüzde 24,4, imalat sanayiinde yüzde 28,5’luk düşüş sebebiyle ada ekonomisi yüzde 20,4’lük bir daralmaya imza attı. İngiltere’de ülke ekonomisinin son 10 yıllık kazanımlarını geri vermesi dikkatlerden kaçmadı. Sanayi üretimi ABD’de aylık ayda yüzde 11,2 seviyesinde daralma gerçekleşti.

Diğer taraftan Mayıs ayı verilerinde açıklanan kısmın Nisan’daki dip seviyeye göre yükseliş göstermesi piyasalarda olumlu fiyatlama sağladı ve bu hafta ortasına kadar küresel risk iştahı arttı. Ancak ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell’ın yüksek risklere ve yavaş toparlanmaya vurgu yapması ile piyasalarda güvenli varlıklara yönelme çoğaldı. Endeksler ve gelişen ülke paralarında ise değer kayıpları gözlendi. Piyasalar durumun sanılan kadar hızlı toparlanmayacağını düşünmeye başladı ve bu da yükselişin hız kesmesine neden oldu. Bu da ikinci çeyrek için olumsuzluk oluşturdu.

Revize beklentisi yüksek

Ekonomik faaliyetlerin Nisan ayı boyunca kapalı olması nedeniyle Türkiye dahil tüm ülke ekonomik göstergelerinde görülmemiş düşüşler yaşandı.  

Aynı ayda sanayi üretimi Türkiye’de aylık bazda yüzde 30,4 ve yıllık bazda yüzde 31,4 geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ise Türkiye’deki Nisan sanayi üretim verisinin gerçek rakamları ortaya koymadığını, Temmuz sonunda elde edilecek ekonomik faaliyet verileriyle Ağustos’ta geniş çaplı bir revizenin gerçekleşebileceğini bildirdi.

TÜİK açıklamaları düşünüldüğünde, Türkiye ekonomisinin gerek ABD ve gerekse euro bölgesine göre daha avantajlı seyir izlediği gözleniyor. Buna göre, Ağustos ayından itibaren temin edilecek vergiler, dış ticaret verileri, kartlı ödemelerle revize edilecek sanayi üretimindeki düşüşü azaltacak. Eldeki mevcut verilerle belirlenen sanayi üretiminin Nisan’da yıllık yüzde 31,4, aylık yüzde 30,4 gerilemesi pandemi döneminde gerçekleştirilen üretimin piyasaya yansımamasından kaynaklandığı ifade ediliyor.

2020 yılı Mart, Nisan ve Mayıs ayları KDV beyannamelerinin verilme süresi Temmuz sonuna ertelendiğinden, gerçek sanayi üretim verisinin Ağustos’ta revize edileceği ön görülüyor. Aynı ayda KDV beyannamelerinin yanı sıra e-fatura, e-arşiv fatura, e-bilet, e-serbest meslek makbuzu, kartlı ödeme ve dış ticaret verilerinin eklenmesiyle sanayi üretiminin daha makul seviyelere geleceği belirtiliyor.  

Nisan ayı en kötüsü

Koronavirüs pandemesiyle Mart ayında yavaşlayan Nisan ve Mayıs’ta tamamen duran ekonomik faaliyetler verilere de yansıyor. Tüm dünyada sanayi üretimi, kapasite kullanımla birlikte büyümelerde  düşüşler salgının azalarak daha bir müddet etkisini devam ettireceğini gösteriyor.

Nisan ayı tüm ülkeler için ekonominin tamamen frene bastığı bir ay oldu. Talep ve iç tüketim kanallarının durmasına ek olarak dış ticaret pazarlarındaki sert gerilemeler Nisan’ın karakteristik özelliği oldu. Sanayi üretimi imalat sanayinin aylık yüzde 32,5, yıllık yüzde 33,3’lük sert daralması Nisan ayı rakamlarını ortaya çıkardı.

Sanayi üretimi koronavirüs öncesi üst üste altıncı ayda da büyüme göstererek Şubat’ta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7.5 artış göstermişti. Koronavirüs salgınının yol açtığı ekonomik faaliyetteki yavaşlama sebebiyle Mart’ta ise sanayi üretiminde artış beklentilerinin aksine yüzde 2 daralma başlamıştı. Mart ayı verisi daha sonra yüzde 2 düşüşten yüzde 1,7 düşüşe revize edildi.

Piyasa sanayi üretiminde ortalama yüzde 17 oranında daralma bekliyordu.

Dayanıklı tüketim malında aylık yüzde 41,7, sermaye malında yüzde 40,2, ara malında yüzde 30, dayanıksız tüketim malında yüzde 28,3, enerjide yüzde 13,5 ve madencilik ve taş ocakçılığı aylık bazda yüzde 13 daralırken yıllık bazda dayanıklı tüketim malının yüzde 49,3, sermaye malının yüzde 42,9, dayanıksız tüketim malı grubunun yüzde 31, ara mal grubunun yüzde 27,9, enerji grubunun yüzde 15,6 ve elektrik gaz buhar grubunda yıllık yüzde 14,9, daralması da mevcut düşüşü hızlandırdı.  

Türkiye’ye has değil

Sanayi üretimindeki sert düşüşün Türkiye’ye mahsus bir hal olmadığını tüm dünya ülkelerinin pandemi etkisiyle ekonomik yönden büyük gerilemeler yaşadığını hatırlatan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Mayıs ayından itibaren sanayi dahil sektörel toparlanmanın başladığını, Haziran’la birlikte hızlandığını söylüyor. İç ve dış talepteki daralmayla Nisan’da sanayi üretiminde ciddi düşüş gerçekleştiğine dikkati çeken Varank, toparlanmayı kalıcı hale getirip son iki çeyrekte güçlü bir ivmenin yakalanacağına inandığını belirtiyor.

İkinci çeyreğin ilk ayı Nisan’da dünya ve Türkiye’de ekonomik faaliyetlerdeki sert düşüşlerin yılın ikinci yarısı başında gözleneceği ve ilerleyen aylarla birlikte etkisini azaltarak yılsonunda ortadan kalkacağı tahmin ediliyor. Özellikle en kötüsünün Nisan’da olacağı, Mayıs ve Haziran’ı da içine alan gerileme trendi ile birlikte sanayi üretimi doğrultusunda ülke büyümelerinin de hasar alacağı kaydediliyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan analistler de, yüzde 2’lik Mart ayı sanayi üretim verisinin yüzde 1,7’ye revize edilmesinin Türkiye ekonomisindeki canlılığı gösterdiğini, Nisan ayı verisindeki sert daralmanın da ilerleyen aylarda daha hafifleyeceğini yorumluyorlar. Reuters kaynaklı analist bildirimlerinde daralmanın hafifleyeceğine dair yorum, “2020 yılı için daralma beklentisini yüzde 1,3’ten yüzde 0,75’e revize ettik. Türk ekonomisinin koronavirüs sonrasında bu yılın sınırlı da olsa pozitif bir büyüme ile tamamlayabileceğini gösteriyor” ifadeleriyle aktarılıyor.

Etkisini sürdürecek

Tera Yatırım’dan Enver Erkan da, Nisan ayı daralmasında imalat sanayi, dayanıklı tüketim malı ve sermaye malındaki azalmanın dikkat çektiğini belirtiyor ve “Haziran ile beraber normalleşmenin başlaması ve ihracat pazarlarımızın başta Avrupa olmak üzere açılması ilerleyen dönemlerde kademeli toparlanmayı sağlayabilir. Ancak Mayıs verileri de, kapanma döneminin içinde olduğundan sanayi üretimi açısından anormal koşulları yansıtmaya devam edecek” diyor.

Ekonomideki büyümenin seyrini tahmin etmek için kullanılan en önemli öncü göstergenin sanayi üretimi olduğuna vurgu yapan Erkan yılın ikinci çeyreğindeki daralmanın da yüksek olacağını kaydediyor. Üçüncü ve dördüncü çeyreklerdeki durumun, pandeminin seyriyle paralel yürüyeceğine işaret eden Enver Erkan, “ABD’den gelen veriler ikinci dalga endişelerini artırıyor. Ancak pandemide ikinci dalga olmasa da önümüzdeki aylarda kapasite kullanımı ve üretim hızındaki düşüşler kırılganlıkları beraberinde getirebilir” ifadelerini kullanıyor.

Krediler destek verecek

Analist Haluk Bürümcekci ise ilk çeyreğin ekonomik veri anlamında olumlu bir seyre girdiğini ancak sonraki aylarda olumlu seyrin pandeminin etkisini artırması sebebiyle negatife döndüğünü hatırlattı. Salgın sürecinde ekonomideki direncin finans sektörünün reel sektöre sağlayacağı kredilerle güçleneceğinin altını çizen Bürümcekci, “Salgının ekonomik faaliyetlerdeki ani duruşu ne kadar uzatacağı ve bugün itibariyle yüzde 70’i aşan trend büyümesi yaşayan bankacılık kredi hacminin sektörlere ne kadar destek vereceği ile doğru orantılıdır” diyor.

Genel trendin ikinci çeyrekte ekonominin daralacağını ancak sonrasında pandemideki başarı mücadelesinin ekonomiye yansıyacağını ve üçüncü çeyrekten itibaren hissedilir bir toparlanmanın başlayacağını dile getiren Bürümcekci, “Bu senaryoyu milli gelir tahmin modeline uyarlandığında, 2020 yılında büyüme yüzde 1 civarında gerçekleşebilir gibi görülüyor. Fakat bu tahmin üzerindeki risklerin mevcut durumda aşağı yönde olduğunu düşünmekteyiz” değerlendirmesini yapıyor.

İkinci dalga beklentisi

Avrupa Birliği (AB) sanayi üretiminde yüzde 30’a, büyümede ise yüzde 20’yi geçen sert daralmalar sebebiyle tedirgin. İnsanları yeniden evlerine kapatacak ikinci dalga pandeminin oluşması halinde orta ve yüksek derecede bir etki görülebileceğini yorumluyorlar. Ekim ayı ile birlikte hızlanacağı tahmin edilen salgına karşı bugünden sıkı tedbirlerin alınmasını isteyen AB uzmanları, insanların hafifletilen uygulamalara rağmen kısıtlamalara harfiyen uymaları gerektiği konusuna vurgu yapıyorlar.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) Direktörü Andrea Ammon salgının bitmediğini, yayılma ihtimaline karşı herkesin katkı vermesi gerektiğini söylüyor. Ammon, “Yaz tatili münasebetiyle ülkeler kısıtlamaları gevşetmemeli. İzolasyon yorgunluğuna rağmen salgına karşı inatla mücadele gerekiyor. Hangi iş yapılırsa yapılsın mesafe, hijyen ve temas kurallarına sıkı sıkıya uyulması lazım. İkinci dalga olursa ekonomik ve sosyal açıdan büyük bir yıkımla daha karşılaşabiliriz.

Risk iştahı azalıyor

Küresel ekonomide oluşan iyimserlikle iki haftadır yukarı yönlü hareketlenme yapan piyasalar ise ikinci dalga endişesi ve FED açıklamalarıyla iştahını azaltmış durumda. Nisan ayına ilişkin sanayi üretimi, ödemeler dengesi ve işsizlik rakamlarıyla birlikte Türkiye piyasalarını meşgul eden diğer bir konu ise İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli Metin Topuz’un Türkiye/ABD ilişkilerini yeniden gerecek seviyeye getirmesi şeklinde yorumlanıyor.

Uluslar arası piyasalarda ise risk iştahının azalmasıyla dolar değer kazanırken altın fiyatları da yukarı yönlü bir seyir izlemeye başladı. Petrol ise tekrar 40 doların altına indi. Özellikle ABD tipi petrolün iki gün bazında yüzde 10’a yakın değer kaybıyla 35 dolar seviyesine inmesi piyasaların moralini bozdu. Halen brent petrol 38 dolar, ons altın fiyatı ise 1738 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Dolar/TL kuru ise önceki gün yüzde 1 değer kaybıyla 6,83 lira bandına gelirken bugün ise küçük bir düşüşle 6,82 seviyesine indi. Son günlerde dolara karşı yüksek bir seyir izleyen euro da TL karşısında 7,71 seviyesine geriledi.

TL’deki düşüşü sınırlayan ise beklenen swap anlaşmaları ve kamunun 80 milyar dolar gibi beklenti üstü piyasaya yaptığı döviz arzı şeklinde gösteriliyor. Ancak yatırımcının riskten kaçıp dolara sığınması ise Türkiye CDS’lerini 474 sınırına yeniden taşıdığı ve bu da TL için bir risk oluşturduğu ifade ediliyor.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.