Mustafa Yürekli
Medya caminin yerini alamadı..
İletişim uzmanları, sosyologlar, sosyal psikologlar, özellikle din sosyologları, kısaca akademik dünyada hazır kıta bekleyen uzmanlar ordusu, koronavirüs yasakları gölgesinde geçirilen ramazanda, kişiler arası temaslar azaldığı için geleneksel ve sosyal medyanın ağırlık kazanabileceği öngörüsünde bulunmuşlardı.
Bu ve bir çok öngörü ne kadar sevindirici ki boşa çıktı.
Bu yazıda, bazı gözlemlerimi paylaşacağım:
Koronavirüs yasakları çerçevesinde yaşanan 2020 Ramazanı, toplum açısından çok aşina olmadığı, görmediği, tecrübe etmediği bir süreçti kuşkusuz.
Geleneksel olarak ramazan vesilesiyle camilerde kurulan görece yoğun temas, 2020 Ramazanı’nda, Müslümanların yüreğini sızlatacak bir buruklukla kesintiye uğradı.
Mekansal olarak yüz yüze iletişimin sağlandığı cami ortamının eksikleri, 2020 Ramazanında zannedildiği gibi sosyal medyaya ve normal medyaya taşınamadı..
Bu açıdan, medyanın, bu korona dönemde caminin yapamadığı fonksiyonu yerine getireceği düşünülüyordu ama olmadı..
Yoksun kalınan camiye özlem büyüdü; caminin sosyal rolüne dair düşünceler herkesi yokladı..
2020 Ramazanı, televizyon kanallarında dini programlarla insanların dünyalarına giren ‘tuhaf bir hal’ olarak hafızalarda yer almadı.
Mesela medyada, öngörüldüğü gibi din daha baskın biçimde magazinleşmedi..
Şükürler olsun ekranda ateşli dini tartışmalar da olmadı.
Tarafların dangır dungur konuştukları bilinç seviyesi düşük, sevgi saygı gözetmeyen tartışmadan uzak duruldu.
Ana akım medyadaki ruhsuz ramazan programları alışılmışın dışına çıkmadı..
Diyanet TV'deki tematik dini programlarda dindarlık havası yoğunlaşamadı.
Kur’an dinleyecekler, bir kanalda yarışma olmasına rağmen televizyon ekranına koşmadı; evinde bir köşeye çekilip elindeki mushafa göz nuru döküldü..
Evlerde cemaatle namaz kılmak farklı bir duyarlık, farklı bir ortak zevk olarak yoğunlaştı, derinleşti. Bu eylem, oruçla birlikte medyanın dışında metafizik bir pencere açtı gündelik hayata..
Koronavirüs yasakları gölgesinde geçirilen 2020 Ramazanı’nda insanları ontolojik anlamda kendi içine döndürdü. Sevdiklerinin cenazesine bile katılamayınca, insan, hayatını, tercihlerini, varlığı sorgulamak zorunda kaldı.
Medeniyet bunalımı daha belirgin hale geldi; ne kadar ciddi bir problem olduğu anlaşıldı.
Dinin, kısıtlanmışlık duygusunu, iç sıkıntıyı, biriken tatminsizlik hissini ne oranda kapattığını hep beraber gördük.
İftar sofralarının aileyi toplaması, aile üyeleri arasında muhabbet ve hürmet duygularını uyanması aile hayatındaki ihmallerin fark edilmesini sağladı.
İslam’da ruhbanlık sınıfı olmadığından Diyanet İşleri Başkanlığı dahil tüm sosyal aktörlerin insanların rehabilitasyonuna hizmet edecek araçlar kullanması mümkün oldu..
Sadaka ve zekât, ramazan ayında her zamanki gibi toplumsallıkları harekete geçirdi..
Sosyal medya gruplarında insanlar, dua zincirleri, salavat zincirleri yoluyla duygularını pekiştirdiler. Bu gruplar, önceden, medya dışında oluşmuş geleneksel cemaatlerdi, sadece sosyal medyadan yararlanıyordu.
Kapalı hayat yaşadığımız için sosyal medya ile ilişkilerimizin biraz daha güçlendiği doğrudur. Eve kapanıp sosyal medyayı kendine zindan haline getirenler de vardı ama onlar bu kötü alışkınlıkları koronavirüs salgını öncesinde edinmişlerdi. Eve kapanma yüzünden sosyal medya bağımlılığının yaygınlaştığını söylemek ciddi bir araştırmayı gerektirir..

Çağdaş inanç sorunları: 1.Deizim
17 Ocak 2026 Cumartesi 15:10Enerji kaynakları, dünya sistemi ve orta doğu
14 Ocak 2026 Çarşamba 09:58İslam Milletinin Geleceği
10 Ocak 2026 Cumartesi 20:01Trump yüzsüz ve yalancı
08 Ocak 2026 Perşembe 00:31Şiirde Başörtüsü İmgesi
06 Ocak 2026 Salı 11:25Belalar değirmeninde niyaz duruşu
04 Ocak 2026 Pazar 00:48Mustafa Çelik’in hac şiirleri
31 Aralık 2025 Çarşamba 17:34Mevlâna’da etik ve estetik
27 Aralık 2025 Cumartesi 15:07Gazali’nin etik ve estetik düşüncesi
27 Aralık 2025 Cumartesi 15:01İslam düşüncesinde estetik
23 Aralık 2025 Salı 01:26
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.