İlişkiler asla eskisi gibi olmaz!

ABD belki tarihinin en kritik ve en kaotik seçimlerinden birine yaşıyor. Zira sonucu belli olsa da dünyayı en fazla düşündüren seçim sonrası uygulanacak politikalar noktasındaki belirsizlik. Bir yanda yaygınlığını artıran pandemi, durağanlaşan küresel ekonomi ve artan jeopolitik riskler sırlarını içinde saklıyor.

Yazıyı kaleme aldığım saatlerde; Demokrat lider Joe Biden yüzde 49,4, Cumhuriyetçi lider Donald Trump 49,1 oy oranına sahipti... Biden 238, Trump 213 delege kazanmış ancak henüz sayılmayan eyaletlerde hem oy hem de delege olarak Trump daha şanslı görülüyordu.

Başkanlığa kimin seçileceği dünya siyaseti ve ekonomisi için elbette önemli. Ancak Biden mı, Trump mı, diye fikir yürütmeye gerek yok… Her ikisini de icraatları ve söylemleriyle yakından tanıyoruz. Biliyoruz ki, seçimden sonra Türkiye – ABD ilişkileri eskisi gibi olmayacak!

***

Türk – Amerikan ilişkilerinin Barack Obama’dan bu yana iyi gitmediği bir gerçek. Olayın temelinde ABD’nin Kürt devleti kurma çabaları doğrultusunda PKK eliyle Suriye’ye yerleşme, Türkiye sınırına paralel Akdeniz’e koridor açarak Doğu Akdeniz’e doğudan hâkimiyet kurma ve İsrail’i koruma isteği yatıyor. Obama’nın başkan yardımcısı Joe Biden da o dönem özellikle söz konusu hareketin baş aktörlerinden biri haline gelmişti.

Trump’a gelince… Obama politikalarını zorlamayla sürdürdü. Suriye’de PKK’yı tahkim eden, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan bir Trump, bazen rahip krizi, bazen S-400’ler, bazen F-35’ler, bazen Doğu Akdeniz, Libya ve Kafkasya’da bazen Türk Lirası varlıklarına yönelik gerçekleştirdiği ataklarla Türkiye ekonomisini zor duruma düşürmeye çalıştı. Ne hikmetse Trump, Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası’nı (CAATSA) Türkiye’ye karşı koz olarak kullanmasına karşılık ne bu yasayı ne de yaptırımları gündemine aldı.

***

Dolayısıyla 2016 yılından bu yana başkanlık yapan Trump’ın Türkiye politikalarını iyice öğrendik. Birçok veri Trump’ın seçilirse bundan sonra bize karşı daha mutedil olacağını gösteriyor. Çünkü Obama politikaları seçim sonrası işlerliğini yitirecek, Trump’ın kendine has icraatı devreye girecek. Zaten dünya gerçekleri de bunu gerektiriyor.

Birazcık fikir yürütürsek… Seçimleri Trump’ın kazanması durumunda Türkiye – Amerikan ilişkilerinde daha sıcak temas ve yakınlaşma ihtimali yüksek. Türkiye’nin bilhassa global ve ulusal meselelerde dik duruşu Trump’ın oldukça hoşuna gidiyor.

Hele hele bölgesinde söz sahibi küresel bir güç haline gelen Türkiye’yi kazanmak ve NATO’nun gücüne güç katmak Trump’ın Ortadoğu’ya yönelik politikalarının başında yer alacağı gözleniyor.  

***

Irak ve Suriye’de Rusya ve İran diplomasisini kırmak için yeni bir siyasi hamleye girişme zemini arayan Trump’ın yine Libya’da Türkiye’nin yanında yer alarak NATO kapsamında diğer müttefikleri desteklemeye zorlayacağı öngörüsü artıyor. Yine aynı tahminlerde; Trump’ın seçimi kazanması durumunda Türk Lirası varlıklarının daha mutedil seyredeceği, küresel altın fiyatlarının düşeceği ve dolar/TL’deki atakların normalleşeceği yer alıyor.

2019’da ABD ile 21 milyar dolarlık ihracat hacmini bu yılın ilk 8 ayında yüzde 3,5 artıran Türkiye’de 7 milyar dolarlık doğrudan yatırımın yanında toplam 13 milyar dolarlık yatırımlı 2 bine yakın Amerikan şirketinin bulunduğunu da düşünen Trump’ın söz konusu doğrultuda, ABD – Türkiye arasında 100 milyar dolarlık ticaret hacmi anlaşmasını prensip olmaktan çıkarıp hayata geçireceği tahminleri fazlalaşıyor. Trump’ın seçilmesi sonrası 20 Ocak’ta göreve gelmesiyle birlikte savunma sanayiine yönelik de Türkiye’ye yakınlaşacağı öngörülüyor.

***

2008 – 2016 yıllarında Barack Obama’nın yardımcılığını yapan 36 yıllık senatör Biden’ın seçimi kazanması durumunda ise Türk – Amerikan ilişkilerinin negatife döneceği bugünden belli.

Biden’ın Türkiye vukuatlarını sayarsak zaten parametre durumu gösteriyor… New York Times gazetesine verdiği röportajda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı muhalefeti iktidara taşıma niyetinden bahsetmesi zaten Biden’ın darbeci bir kafaya sahip olduğunun işareti. Biden terör örgütlerine yakınlığıyla da meşhur.

Sadece PKK değil FETÖ, DEAŞ ve diğer terör örgütlerine göz yumduğuna dair delilleri bulunan Obama yönetiminin iki numaralı adamı olması, seçildiği takdirde kendine başkan yardımcısı yapacağı Kamala Harris ile birlikte Türkiye’yi Azerbaycan’a silah göndermekle itham etmesi ve işgalci Ermenistan’ın yanında yer alması diğer yandan “Ayasofya yeniden müzeye çevrilmeli” açıklaması Joe Biden’ın nasıl siyaset yapacağına ayna tutuyor.

Her şerde mutlak bir hayır vardır… Fakat 3 Kasım ABD başkanlık seçimleri sonrasında kim seçilirse seçilsin Türk – Amerikan ilişkileri asla eskisi gibi olmayacağı kesin!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar