İnsan, kaynağı kendinden bir ırmaktır; için kadar çağlarsın!

“…eylülle gelip gidenlere.”

" Çağrıldığın yere değil, içinin götürdüğü yere git, belki de oradasındır."

İnsan, kaynağı kendinden bir ırmaktır; için kadar çağlarsın!

İnsan, fizik ve ruh olarak henüz tam anlamıyla keşfedilmiş bir varlık değildir. Tıp, her geçen gün yeni bir hastalık tespit edip yeni tedaviler önermekte; psikoloji, her geçen gün yeni bir davranış ve ifade şekli keşfetmekte ve adlandırmaktadır.

Bugün konuştuğumuz hiçbir insan dünkü değildir. Yeni şeyler öğrenmiş, yaşamış; sevinmiş veya üzülmüş; susmuş veya konuşmuş; bilenmiş veya körelmiştir. Bunların hepsi bir kalbi olan içindir; olmayanlar ise bunları yaşar; ama başkası yaşıyor, kendi seyrediyormuş gibi yapar.

Ne başladığımız şey ilk, ne de bitirdiğimiz... Hepsinden geriye kalan kadarız. Kalbinin sesini dinleyen için huzur; başkasının görüntüsüne veya gürültüsüne kapılan için hüzün vardır. Gündüz güneşe inanıp akşam olunca karamsarlığa saplanmak gibi.

Kendimize yetecek kadar gökyüzümüz olduğu hâlde bir başkasının göğünü çalarak daha çok ışık göreceğimizi sanmak ne büyük açgözlülük! Bin bir hile ile sahip olduğun eşyayı hiç kullanamadan ölmek gibi.

İnsan içten kaynar; yangını da serinliği de içtendir. Dışarısı rüzgâr gibidir, size ait değildir, geçicidir; her zaman esmez bazen de istendiği gibi esmez.

İnsan dışa büyüdüğü kadar kalın, içe büyüdüğü kadar incedir. Arif ne güzel buyurmuş: "Her şey incelikten, insan kalbi kalınlıktan kırılır. "Kalp içe bağlar insanı. Gerçek yön de içe doğru olandır. Hesap da içe göre görülür.

Gidip de dönmeyenlerin neyi aklımızdaysa onu kalpten çıkarmamak lazım; muradımız bir kalbe girmekse…

( H. KOCA; İstiklâl Marşı Duruşuyla Cumartesi Yazıları, Karahan Kitabevi, Ocak 2019, s.31)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.