Mustafa Yürekli
Belalar değirmeninde niyaz duruşu

Belalar değirmeninde niyaz duruşu
1980 kuşağı şairlerinden Mustafa Çelik, ikinci şiir kitabı Niyaz Duruşu’nu yayınladı (2025). Ketebe Yayınları’ndan çıkan Niyaz Duruşu, hacc üzerine yazılan şiirlerden oluşmaktadır.
“Mustafa Çelik’in Hac Şiirleri” başlıklı tanıtım yazısından sonra bu ikinci çalışmada kalan “Gidişler ve Gelişler” ve “Taşlamalar” bölümlerindeki şiirler ele alınacaktır.
Bu metinde kitaptaki şiirlerin berceste dizlerini paylaşıp Mustafa Çelik’in şiir dilini ve imge dünyasını ortaya koyuyorum.. Bir şiir kitabını tanıtmak için doğru olun bu olduğunu düşünüyorum. Yazının sonunda da genel bir değerlendirme yapacağım.
Niyaz Duruşu’nun “Gidişler ve Gelişler” adlı üçüncü bölümünde, yedi şiir anlatılıyor. Gidişler ve gelişler derken sa’y ifade ediliyor.
Sa’y, Hz. Hacer’in ciğerparesi oğlu İsmail’e su ararken bir o tepeye bir bu tepeye koşmasını temsil eder. O, bu hayati ihtiyacını Allah’tan talep etmiş ve zemzemin fışkırmasına vesile olmuştur. Ondan sonra gelen bütün hacılar da bu durumu göz önünde bulundurarak Rablerine en hayati dileklerinin yerine getirilmesi için niyaz ederler ve dualarının kabul olacağına inanırlar. Burada zemzem maddi ve manevi arınmayı temsil eder; aynı zamanda çaresiz fakat mütevekkil olan bir kula Allah’ın büyük ve sonsuz ikramını anlatır.
Sa’y, yedi şafttan oluşur. Bu yüzden “Gidişler ve Gelişler” bölümünde, üç gidiş geliş şiiri ve bir de sadece gidiş şiiri yer almaktadır.
Gidişler 1 şiirinden “bir koşu Safa’yız bir soluk Merve ellerde dolu dolu gökler / ardına bakmadan yarar geçer bu denizleri bu yürüyüşler” (s. 43) dizelerini seçtim.
Gelişler 1’de de “korku ve umut arasında kanat çırpan ırmaklara / başımızı çarpa çarpa ayağa kalkıyor kalbimiz anne” ((s. 45) dizelerinin altını çizdim..
Gidişler 2’de “beni nice belaların değirmeninde öğüttün eledin / sevmeyi sevilmeyi savaşı barışı seni sen öğrettin” (s. 46) dizeleri ile;
Gelişler 2’den de “bize mukayyet ol Allah’ım koru bizi gecelerin gündüzlerin şerrinden / kaostan kargaşadan yeryüzünün gökyüzünün yer altının azabından” (s. 47) dizelerini alıntılıyorum..
Gidişler 3’te “yağmurlarla bulutlarla rüzgarla sırdaş söğüt dallarıyla / tozla toprakla aşkla acılarla denizle deryayla dalgayla / kara kışlara karlar altında meydan okuyan tohumlarla / tanık olsun diye ahir zamanda şiirler türküler ağıtlarla / arz ettim halimi Ulu Zat’ına inan bana zor zamanlardayım ilahi” (s. 48) dizeleri;
Gelişler 3’te de “imdad eyle ilahi sen tut sendeleyip duran bu kulun elinden / inayetini bol eyle hem çok görme sevgini Allah’ım bu fakirden” (s. 52) dizeleri öne çıkıyor..
Gidişler 4’te Hz.Hacer’e hitap eden “çağın birinde izini kaybedersek anne / yeniden bulabilelim diye / koşarken telaşını düşürmüşsün / onu bulmaya geldiğimiz doğrudur anne” (s. 53) dizeleri gerçekten çok hoş.
Niyaz Duruşu’nun yirmi beş şiirden oluşan dördüncü bölüme de “Taşlamalar” adı verilmiş.
İhram ile şehevi isteklerden, nefsin arzularından, ziynetten, güç ve kuvvetten uzaklaşıldığı gibi cemrelere taş atılmasında da aklın sınırlarından uzaklaşmaya işaret vardır. Nitekim belirli bazı yerlere belli sayıda taş atılmasının akli bir izahı yoktur. Ancak hacı bu taşlamayı yaparak şunu demiş olur: Ya Rabbi! Kulun olarak el pençe bir vaziyette senin kapında, huzurundayım. Sevabını umarak ve azabından korkarak ne emrettin ise onu yerine getirmekte ve yasakladığın ne varsa ondan da kaçınmaktayım. Sana nasıl ibadet edeceğim hususunda kendi aklıma, fikrime, güç ve kuvvetime bakmıyorum.
“Taşlamalar” bölümünün “Ne Yana Baksam Taş” başlığı konulan ilk şiirinde “Önce düşeceği yere bakıyor taşlar / İşaret parmağımın ucuna dokunuyor / Avuç içlerimde tozlanan zamana / Ah taşlar / Biçare taşlar / Beni de aldınız bugün aranıza” (s. 61) dizeleri gerçekten güzel..
“Beşinci Taş Bir Veda” başlığı konulan şiirde “Taşlar sorularını soruyor kimi bulursa / Veda edebildiniz mi korkularınıza / Allah korkusundan başka” (s. 69) dizeleri de hoş.
“Sekizinci Taş Karanlığı Bir Tas Çorbanın” şiirinde “Sekizinci taşı gören cümle taşlar / Bir anda inlemee başladılar / Bir anda Efendimizin aç karnına / Bağladığı taşları hatırladılar” (s. 72) dizeleri çok etkileyici..
“Dokuzuncu Taş Tuzaklar Muzaklar” şiirinde ise “Büyük büyük şeytanlara taş ata ata / Yaşamayı nasip ettin Allah’ım bana / Getirdim sağ salim altmış aşımın sonuna / Taş ata ata şeytan oğlu şeytanlara” (s. 73) dizelerini seçtim.
“On Üçüncü Taş Bir Uyarı” şiirinde ise “On üçüncü taş seke seke gelir / Can evimden içeri düşer” (s. 77) dizeleri çok etkileyici.
“Yirminci Taş Amaca Götürür Bir Başka Taşı” şiirinde “Taşların ardından baka baka / Bir taş başka bir taşı çağırıyor /Biz de katılıyoruz taş kervanlarına” (s. 86) dizeleri de çok etkileyici.
“Taşlarla Sondan Bir Önceki Konuşma” şiirinde ise “Elime kalemi verdin gözlerimi açtın / Şahit tuttun beni bu zulümlere Allah’ım / Birden büyüdüm ben / Taşlara azıldım / Korktum büyüdükçe Allah’ım / İnan bana / Taş olayazdım” (s. 95)
Mustafa Çelik’in Şiiri
İslam’ın beş temel şartından biri olan hac ibadeti, Hz. Âdem’den Muhammed aleyhisselama kadar uzanan bir tarihe sahiptir. İslam’da bedenî ibadetler içerisinde hac kadar sembollerle dolu başka bir ibadet yoktur. Namaz da birtakım şekil ve hareketlere sahip olması bakımından sembolik yönü bulunan bir ibadettir. Ancak namazda yer alan hareket ve fiillerin özellikle tek mekânda ifa ediliyor olmaları yönüyle namaz hacca göre daha sade bir ibadettir. Hac ise belli mekânlarda ancak her bir mekânda yapılan hareketler farklı olmak üzere icra ve ifa edilmektedir. Bu bakımdan hac neredeyse baştan sona her birinin farklı anlamları bulunan sembollerle yüklü bir ibadettir. İbadetlerde şekil ve semboller, mükellefler açısından uygulama birliğini sağlaması bakımından son derece önemlidir. Ancak ibadet bilinci ve ruhu açısından esas önemli olan bu şekillerin anlamlarını kavramak ve ibadeti bu bilinçle yapmaktır. Bütün ibadetler gibi hac da ancak söz konusu sembollerin anlamlarının kavranıp ona göre ifa ve icra edilmesiyle hedefine ulaşacaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) ise şöyle buyurmuştur: “Hac ve umre yapanlar Allah’ın misafirleridir. O’ndan bir şey isterlerse onlara cevap verir. Af isterlerse onları affeder” (İbn Mace, Menasik, 5.). Tevhit anlayışının gelişip yerleşmesi, hac ibadetinin içselleştirilmesi ve haccın hedefine ulaşması için söz konusu şekillerin anlamlarını, sır ve hikmetlerini önemseyen İslam âlimleri konuyla ilgili birbirinden güzel açıklamalar yapmışlardır.
Hac ibadetinin sembol bakımından zengin olması şiir için büyük bir poetik kanak haline getirebilir. Mustafa Çelik, Niyaz Duruşu’nda hac ibadetini şiirinin kaynağı yaparak şiir diline büyük bir imkan kazandırmıştır.
Hac yolculuğu, dünyaya ait her şeyini terk ederek Allah için yola çıkmak, Allah’a hicret etmek ve bir mahşer provası yapmaktır. Hac yolculuğuna çıkan kimse yolculuk için en güzel azıkları edinmesi gerektiğini bizzat müşahede eder ve bunları artırmanın çarelerini arar. Bundan hareketle de ahiret yolculuğu için ahiret azığını artırmaya ve güzelleştirmeye gayret eder. Bu uğurda daha çok ibadet eder ve yapmış olduğu ibadetleri ihlas ile tezyin eder. Mustafa Çelik uzun bir süreç olan hac ibadetini bir anlam arayışı ve manevi bir eğitim olarak değerlendirmiştir; bu yaklaşım da şiirine derinlik kazandırmıştır.
İslam medeniyetinde sanat ve edebiyat eşyanın hakikatine ulaşma gayreti olup Allah’ın mutlaklığı sebebiyle bu gayret sürekli harlanır. Varılan her nokta kendinden öteye işaret ettiği için bir bitmişlikten değil yolda olmaktan ve yolda üretmekten bahsedilir. Bu yolculuk esnasında sanatçının anlam dünyasına giren her nesne, nesne olmanın ötesinden bir ayet olup Allah’ın Esma-ül Hüsna’sının bir tecellisidir.
Mustafa Çelik, Mavera Edebiyat Dergisi’nde Genel Yayın Yönetmenliği yaptı; belli bir edebiyat çevresi vardı, dahası kültür, sanat, edebiyat alanında ciddi bir birikimi var. “Adın Kaldı Bir” şiir kitabı da güçlü bir şairin eseri olarak karşılanmıştı. Müslüman sanatçı ve şairler arasında belli bir yeri var.
Mustafa Çelik’in “Adın Kaldı Bir” kitabına almadığı şiirleri vardı, Mavera sayfalarında kalan. Sonradan yazdığı şiirler “Niyaz Duruşu”na girmemiş olmalı. Dolayısıyla kitaplaştırılacak şiir dosyaları var.. “Niyaz Duruşu”, “beni nice belaların değirmeninde öğüttün eledin” diyen şairin yolculuğundan notlar.. Yolculuk devam ederken; “Niyaz Duruşu”ndaki şiirler, yayınlanacak yeni şiir kitaplarını haber veriyor olmalı; bu nedenle edebiyat çevresinde ve okuyucularında heyecan uyandırdı.. Mustafa Çelik’ten yeni şiir kitapları bekliyoruz.
Mustafa Yürekli / Haber7

Mustafa Çelik’in hac şiirleri
31 Aralık 2025 Çarşamba 17:34Mevlâna’da etik ve estetik
27 Aralık 2025 Cumartesi 15:07Gazali’nin etik ve estetik düşüncesi
27 Aralık 2025 Cumartesi 15:01İslam düşüncesinde estetik
23 Aralık 2025 Salı 01:26Mevlana’ya göre adalet ve zulüm
18 Aralık 2025 Perşembe 20:14Mevlana’ya göre cesaret, yiğitlik ve kahramanlık
13 Aralık 2025 Cumartesi 22:00Mevlana’ya göre iffet, haya ve edep
12 Aralık 2025 Cuma 00:16Mevlana’nın hikmet görüşü
06 Aralık 2025 Cumartesi 21:06Dünya güçleri ve küresel ahmaklık
06 Aralık 2025 Cumartesi 21:03Öteli genç ve sevgi
01 Aralık 2025 Pazartesi 01:48
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.