Hakkı Çiftçi

Hakkı Çiftçi

“Paylaşanlar Çağı”, sadece ekonomik değil; ahlâkî bir seferberliktir."

*2️. Paylaşanlar Çağı: Alternatif Medeniyet Tasarısı

Teknolojinin son iki yüzyılda ekonomiler ve toplumlar üzerindeki dönüştürücü etkisi, özellikle bilgi toplumuna geçiş süreciyle birlikte daha da belirginleşmiştir. Bu dönüşüm, üretim sistemlerinden toplumsal sınıfların yapısına, siyasal kurumlara kadar geniş bir alanı etkilemektedir (Tekeoğlu, 1993: 13; Eser, 1993: 36). Bu bağlamda Ahilik sistemi, teknolojik değişimlerin yarattığı sosyal ve ekonomik dönüşüme tarihsel ve etik bir perspektif sunabilecek niteliktedir.

Ahilik, üretim ve ticaretin merkezine ahlaki değerleri yerleştiren bir sistemdir. Bilgi toplumunun temelinde yer alan enformatik teknolojiler, bireylerin ve kurumların karar alma süreçlerini hızlandırırken, aynı zamanda etik sorumlulukları da ön plana çıkarmaktadır. Ahilik’in “dürüst üretim”, “toplumsal fayda” ve “helal kazanç” ilkeleri, bu yeni toplum biçiminin gerektirdiği insani ve ahlaki altyapıyı tarihsel olarak sunmaktadır (Erdoğan, 1997: 54).

Bilim ve ileri teknolojiye dayalı üretim yöntemleri, ülkelerin kaynak dağılımı ve toplumsal sınıfların yapılarını dönüştürürken, Ahilik’in lonca sistemi bireyin mesleki gelişimini ahlaki olgunlukla bütünleştiren bir model sunar. Bu sistem, sadece teknik becerileri değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluğu da önceleyen bir eğitim anlayışıyla bilgi toplumunun ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine katkı sağlar (Karagül, 2014: 67).

Ayrıca Ahilik’in örgütlenme biçimi, üretim sistemlerinde ortaya çıkan yeni organizasyon modelleriyle uyumlu bir yapı sunar. Emek-sermaye ilişkileri, para-kredi mekanizmaları ve pazar yapılarındaki değişimlere karşı, Ahilik’in dayanışma ve paylaşım temelli yaklaşımı, sosyal istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynayabilir (Pektaş, 2023: 15). Özellikle dijitalleşmenin bireyleri yalnızlaştırdığı ve yüz yüze iletişimi zayıflattığı bir dönemde, Ahilik’in yârenlik, oda sohbetleri ve barana gibi sosyal iletişim biçimleri, toplumsal bağların güçlendirilmesi açısından örnek teşkil etmektedir, bilgi toplumuna geçiş sürecinde yaşanan teknolojik ve kurumsal dönüşümler, Ahilik’in tarihsel deneyimiyle yeniden yorumlanabilir. Ahilik, sadece kültürel bir miras değil, aynı zamanda çağdaş ekonomik sistemlerin insani ve etik boyutlarını güçlendirecek evrensel bir model olarak değerlendirilebilir (Tıraşçı ve Akdoğan, 2018: 22).Ahîlik felsefesiyle Taha Abdurrahman’ın ahlâk merkezli düşüncesini birleştiren bu yaklaşım, çağımızın krizlerine karşı vicdan merkezli kalkınma öneren bir medeniyet tasarısıdır. Hem tarihsel kökleri hem de çağdaş felsefî temelleriyle bu model; üretimi, bilgiyi ve sosyal ilişkileri erdemle yeniden örgütlemeyi amaçlar. Ahîlik Perspektifiyle Vicdan Merkezli Kalkınma; Ahîlik, üretimi sadece ekonomik değil; ahlâkî ve toplumsal bir sorumluluk olarak görür. Bu anlayışta: Kazanç helal, bölüşüm gönüllü olmalıdır. Usta–çırak ilişkisi, karakter aktarımıdır. İş hayatı ibadet; meslek ise hizmettir. Toplumsal huzur, bireysel erdemle başlar (Bayraktar, 2016). Ahîlik, bireyi sadece üretici değil; vicdanlı bir kalkınma aktörü olarak tanımlar.

Bu, “Paylaşanlar Çağı”nın temelidir. Taha Abdurrahman Düşüncesiyle Ahlâkî Medeniyet Taha Abdurrahman, modernitenin soyut akıl ve logosantrik ahlâk anlayışına karşı; desteklenmiş akıl ve ilahi emanet paradigması ile yeni bir medeniyet önerir. Bu yaklaşımda: Ahlâk, din ve akıl birbirinden ayrılamaz. Eylem medeniyeti: Bilgi, davranışla bütünleşmelidir. Vicdan; burhan (delil), sultan (otorite) ve vicdan üçlemesiyle ahlâkî düzeni inşa eder. Şehadet, emanet ve tezkiye ilkeleriyle birey sorumluluk üstlenir. Bu yaklaşım, bireyin sadece düşünen değil; ahlâkî sorumluluk taşıyan bir varlık olduğunu vurgular. Modernliğin ruhunu ahlâkla yeniden inşa etmeyi hedefler (Abdurrahman, 2021; Hashas, 2015).

“Paylaşanlar Çağı”, sadece ekonomik değil; ahlâkî bir seferberliktir. Ahîlik, üretimin vicdanıdır; Taha Abdurrahman ise düşüncenin ahlâkıdır. Bu tasarı, hem tarihî kökleri hem de çağdaş felsefî temelleriyle vicdan merkezli kalkınma modelini yeniden inşa eder. Zenginlik Tanımı: Sermaye mi, İnsan mı? Ahîlik Perspektifiyle Değerlendirme: Modern iktisat, zenginliği genellikle sermaye birikimi ve servet stoku üzerinden tanımlar. Bu anlayışta zenginlik; ihtiyaçlardan fazla mala sahip olmak, yani mülkiyetin niceliğiyle ölçülür (TDV İslam Ansiklopedisi, 2025). Ancak bu tanım, insanın sınırsız ihtiyaçları karşısında sınırlı kaynaklara sahip olduğu gerçeğini göz ardı eder. Kapitalist sistemde sermaye birikimi, çoğu zaman insanî değerlerin önüne geçer. Ahîlikte Zenginlik: İnsan Merkezli Sermaye Ahîlik, zenginliği sadece maddî birikim değil; ahlâkî sermaye, sosyal güven ve vicdanlı üretim olarak tanımlar: Sermaye birikimi sadece araçtır; amaç, toplumun refahıdır. İnsan sermayesi, üretimin ve kalkınmanın asıl kaynağıdır. Sosyal sermaye, güvene dayalı ilişkilerle oluşur; bu, Ahîlik teşkilatının temelidir. Ahîlik sisteminde zenginlik, “iyi insan olma” modeline dayanır.

Servet, paylaşılmadıkça değer kazanmaz; bilgi, aktarılmadıkça hikmete dönüşmez. Sermaye İnsan Karşılaştırması: Ahîlikte Zenginlik, İnsanla Başlar; Zenginlik, kasada değil; kalpte başlar, Ahîlik, serveti değil; vicdanı biriktirmeyi öğretir, Ahîlik, sermayeyi insanın hizmetine sunar; insanı sermayenin kölesi yapmaz, Bu anlayış, sadece ekonomik değil; ahlâkî bir kalkınma modeli sunar.

Paylaşanlar Çağı: Ahîlik ve Taha Abdurrahman’ın Buluştuğu Noktalar ve Kapitalist Yaklaşım

İlke

Ahîlikte Yansıması

Taha Abdurrahman’da Yansıması

Vicdanlı üretim

Helal kazanç, gönüllü paylaşım

Eylem medeniyeti, ahlâkî sorumluluk

Bilgi–ahlâk bütünlüğü

Usta–çırak terbiyesi, karakter eğitimi

Din–akıl–ahlâk birliği, desteklenmiş akıl

Toplumsal hizmet

Meslek ibadettir, toplum için üretim

İlahi emanet, şehadet ve tezkiye

Modernliğe eleştiri

Gösterişsiz kalkınma, kanaat kültürü

Soyut akla karşı ahlâkî zaman ve değerler

Küresel etik önerisi

Bacıyân-ı Rum ve Ahîyân-ı Rum birlikleri

Emanet paradigmasıyla evrensel ahlâk modeli

Kriter

Kapitalist Yaklaşım

Ahîlik Yaklaşımı

Zenginlik Tanımı

Mal ve mülk birikimi

Erdem, güven, hizmet ve paylaşım

Sermaye Önceliği

Fizikî ve finansal sermaye

İnsan ve sosyal sermaye

Üretim Amacı

Kâr maksimizasyonu

Toplumsal fayda ve helal kazanç

Servet Kullanımı

Yatırım ve birikim

Paylaşım, istihdam ve eğitim

Bilgi kullanımı

Rekabet ve mülkiyet

Paylaşım ve hizmet

Sermaye tanımı

Finansal birikim

İnsan, ahlâk ve sosyal güven

Kalkınma modeli

Rekabet ve büyüme

Dayanışma ve gönüllü hizmet

Eğitim yaklaşımı

Beceri odaklı

Karakter ve gönül terbiyesi

Kazanç Tanımı

Kâr maksimizasyonu

Helal, adil ve vicdanlı kazanç

Üretim Amacı

Rekabet ve büyüme

Sadakat, hizmet ve toplumsal fayda

Emek Değeri

Maliyet unsuru

Onur ve ibadet değeri

Tüketici İlişkisi

Pazarlama odaklı

Güven, kalite ve memnuniyet

Kapitalizm Sonrası Medeniyet Modeli: Ahîlik ve Bilgi Çağı Perspektifiyle Bir Arayış; Kapitalizmin küresel krizleri; gelir eşitsizliği, çevresel yıkım ve toplumsal yabancılaşma gibi sorunları derinleştirdikçe, düşünürler ve toplumlar alternatif medeniyet modelleri arayışına yöneliyor. Bu arayışta hem tarihsel kökleri olan hem de çağın ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir model olarak Ahîlik felsefesi, bilgi teknolojilerinin sunduğu imkânlarla yeniden yorumlanabilir. Kapitalizm Sonrası Arayışın Temel Soruları; Zenginlik nedir: sermaye mi, insan mı?, Kalkınma nasıl olmalı: rekabetle mi, dayanışmayla mı?, Bilgi ne için kullanılmalı: kâr için mi, hizmet için mi?; Bu sorular, kapitalizmin sınırlarını ve yeni bir medeniyetin temelini sorgulayan anahtar kavramlardır. Paul Mason’un “Kapitalizm Sonrası” Yaklaşımı; Paul Mason, bilgi teknolojilerinin sıfır maliyetli üretim yapısıyla klasik piyasa mekanizmasını aşındırdığını savunur. Ona göre: Bilgi sınırsız ve rekabetsizdir. Üretim artık fiziksel değil; bilgi yoğun hâle gelmiştir. Kapitalizmin yerini alacak sistem, mikro mekanizmalarla çalışan, paylaşım odaklı bir model olmalıdır. Bu yaklaşım, Ahîlik’in gönüllü hizmet, helal kazanç ve sosyal dayanışma ilkeleriyle örtüşür. Taha Abdurrahman’ın Ahlâk Merkezli Medeniyet Tasarısı; Modernliğin soyut akıl ve seküler etik anlayışına karşı; emanet, şehadet ve tezkiye ilkeleriyle bireyi ahlâkî sorumluluk taşıyan bir varlık olarak tanımlar. Ona göre: Bilgi, davranışla bütünleşmelidir (eylem medeniyeti)., Ahlâk, din ve akıl birbirinden ayrılamaz., Medeniyet, vicdanla yoğrulmuş bir kalkınma süreci olmalıdır. Bu düşünce, Ahîlik’in mesleği ibadet, üretimi hizmet, bilgiyi hikmet olarak gören anlayışıyla birleştiğinde; kapitalizm sonrası için güçlü bir alternatif sunar.

Prof. Dr. Hakkı Çiftçi

* Prof. Dr. Hakkı Çiftçi : “Bir Medeniyet Alternatifi Paylaşanlar Çağı Kapitalizmin Ötesi, Erdemle Kalkınmak”, Akademisyen Yayınevi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hakkı Çiftçi Arşivi