Sait Özdemir
Geç Kalınmış Bir Farkındalık…
Geç Kalınmış Bir Farkındalık…
İnsanoğlunun en büyük hatası, zamanın sonsuz elindeki imkânların sınırsız olduğunu düşünmesidir.
Günleri, ayları, hatta yılları hiçbir zaman tükenmeyecekmiş gibi harcarız. Oysa hayat, parmaklarımızın arasından kayıp giden ince bir kum tanesinden farksızdır.
Hayatın bu kadar kısa olduğunu bilseydim, hiçbir şeyi uzatmazdım cümlesi, aslında bir pişmanlığın değil, geç gelen ama hayatı kökten değiştirebilecek güçte bir farkında lığın ifadesidir.
Eğer bu kısalığın ve geçiciliğin tam anlamıyla bilincinde olsaydık, her şeyden önce kırgınlıkları ve küslükleriuzatmazdık.
Ünlü yazar Tolstoy’un hayatının son günlerinde yaşadığı o trajik hikâye tam da bu duruma örnektir. Tolstoy, eşiyle yaşadığı şiddetli ve uzun bir tartışmanın ardından, 82 yaşında evini terk edip bir tren istasyonunda zatürreden tek başına ölmüştür. Gururun uzattığı o son kavga, koskoca bir ömrün vedasını buz gibi bir istasyon odasına hapsetmiştir.
İki günlük dünyada, gurur uğruna sevdiğimiz insanlarla aramıza ördüğümüz duvarların ne kadar anlamsız olduğunu anlamak için neden hep yolun sonunu bekleriz?
Bir hiç uğruna geçen sessiz aylar, yerini hızlıca dilenen özürlere ve içten sarılmalara bırakmalıdır. Zamanın azlığını bilmek, insanı affedici kılar; çünkü biliriz ki, yarın o insanı bir daha görme şansımız olmayabilir.
Eğer bu kısalığın ve geçiciliğin tam anlamıyla bilincinde olsaydık, her şeyden önce kırgınlıkları ve küslükleriuzatmazdık. İki günlük dünyada, gurur uğruna sevdiğimiz insanlarla aramıza ördüğümüz duvarların ne kadar anlamsız olduğunu anlardık.
Aynı zamanda kararsızlıkları ve ertelemeleri de uzatmazdık. Bir işe başlamak, bir hayali gerçekleştirmek veya sadece birine "seni seviyorum" demek için "doğru zamanı" bekleme gafletine düşmezdik.
Doğru zamanın, aldığımız o nefes olduğunu bilir, adımlarımızı hemen atardık. Kafamızda kurduğumuz senaryolarla, "acaba ne derler" korkularıyla zihnimizi saatlerce, günlerce meşgul etmezdik.
Sonuç olarak, hayatı uzatmak elimizde değildir ancak onu nasıl yaşayacağımızı seçmek bizim elimizdedir. Hayatın kısalığını kabul etmek, bizi her şeyi hızla tüketmeye değil, tam aksine gereksiz olan her şeyi hızla elemeye götürür. Süreçleri, acıları, vedaları ve kararsızlıkları uzatmayı bıraktığımızda; geriye sadece yaşanması gereken saf, hafif ve anlamlı bir hayat kalır.
Kalın sağlıcakla
Sait ÖZDEMİR
Uzman Psikolojik Danışman

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.