Merkez Bankası'nın ince yol haritası!

Merkez Bankası'nın (TCMB) Ocak ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz artırmasa da "şahin" duruşunu biraz daha derinden analiz etmeye çalıştım.

Başkan Naci Ağbal’ın politikası “izle-gör” mü, yoksa “bekle-gör”mü ya da başka bir plan mı var, o önümüzdeki aylarda ortaya çıkacak. Fakat hissedilen sıkı parasal duruşun uzun süre korunacağı ve sözlü de dahil ilave sıkılaştırmaların PPK toplantıları dışında dahi gelebileceği vurgusu şu anda piyasalar tarafından benimsenmiş görüntüsünde.

Küresel anlamda bakıldığında tüm merkez bankaların “güvercin” yaklaşımı ön plana çıkarken TCMB’nin “şahin” duruşundaki manayı Türkiye’nin özel şartlarına bağlamak gerekir elbette. Bu duruş tabii ki kısa vadeli piyasa etkisinde müspet neticeler doğuracak. Ancak orta ve uzun vadede mutlaka yapılması icap eden hususların planlanması ve bir program dahilinde en üst perdeden halledildiğinin gösterilmesi de elzem diye düşünüyorum.

***

Bugün fiyat istikrarına karşı o kadar risk var ki… Yurt dışını mı anlatayım… Yurt içini mi? İşte bu noktalarda verilecek mesajlar her zaman ifade etmiş olduğumuz ülke risk primi CDS’lerin düşüşünde önemli rol oynayacak düşüncesindeyim.

Son dönemde ABD ile ilişkiler, Avrupa Birliği’ne (AB) yönelik sıcak yaklaşımlar, Türkiye’nin bölgesinde ve küresel anlamda bir istikrar adası olmaya aday bir ülke olarak algı uyandırması 400’lerin üzerinde seyreden CDS’leri 300’lere çekti. Hatta son günlerde atılan dış politikaya dair atılan adımlar 350’lerden taviz vermeyen CDS’leri 323’lere kadar çekti.

Sık sık yazıyorum… Dolarizasyonda halen yükselen hacim, yeni ekonomi politikalarına yönelik tavra aslında bir tepki niteliğinde. Gerek yerleşikler ve gerekse yabancı döviz mevduatının her ay artış göstermesi yapılması gerekenlerin aciliyetini haber veriyor.

Mamafih geçen Ocak PPK toplantısında belki faizleri sabit bırakmak yerine farklı bir politika uygulaması gündeme gelebilir, sıkı duruşun devamına yönelik cephanenin bitmediğine dair hem para hem de mali politikalar cephesinden daha sert ve sağlam mesajlar verilebilirdi.

***

Enflasyondaki düşüşü sağlamanın başlıca yolunun dolarizasyonu tersine çevirmek olduğunu tüm kurumlarımız ve piyasalarımız özümsemeli ki fiyat istikrarına sürdürülebilir şekilde kavuşalım.

TCMB bu konuda hamleli veya sözlü görevini yerine getirmeye çalışıyor ve çabalıyor. Ama TCMB’nin elini rahatlatacak, hareket alanını genişletecek uygulamalara da ihtiyaç olduğunu söyleyeyim.

Özellikle Şubat’tan sonraki dönemde hazırlıklarının tamamlandığı belirtilen yapısal reformlarla ilgili haberler kamuoyu ile paylaşılmadığı ve reformların hangi ölçekte ve hangi alanlara matuf izleneceği ifade edilmedikçe dolarizasyon belasının çözülmeyeceğine ve portföy girişlerine sağlam zemin hazırlanmayacağına dikkat çekmek istiyorum.

Bu arada enflasyonu yukarı çeken dolarizasyona destek veren en önemli argüman ise gıda fiyatları. Gıdada yüzde 20’lerden aşağı inmeyen enflasyonun düşürülmesi, dolaylı da olsa portföy yatırımlarının artmasını sağlayabilir.

Tarım Bakanı Ekrem Pakdemirli’nin, geçici bir gıda enflasyonu olduğunu ve Mayıs’tan itibaren bir rahatlama dönemine girileceğini belirtse de pandemi, iklim şartları, dünyada artan gıda stoklamaları, küresel gıda ve emtia fiyatlarındaki yükseliş enflasyonda artışların yukarı yönlü olduğuna işaret ediyor.

***

Türk Lirası’nın değerini korumada yüzde 17’lik politika faizinin ne kadar etkili olduğunu bugün tam anlamıyla görüp görmediğimiz konusunda tedirginliğimiz yok değil. Politika faizinde zirvenin nerede olduğunu da hesap etmek şimdilik zor. Zira enflasyon sâikleri hâlâ çeşitli, güçlü ve etkili.

Dolayısıyla Merkez Bankası’nın gelecek toplantılarda elini sağlam tutup politika faizinde boş geçmeyeceğini düşünenlerdenim. Zirâ TCMB’nin faiz artışına gitmede opsiyonu halen var. Ana tema tabii ki fiyat istikrarı… Sürdürülebilir finansal bir yapı…

Mamafih, gözler Merkez Bankası’nın 28 Ocak’ta yılın ilk Enflasyon Raporu’nu açıklayacağı basın toplantısında. Bu toplantıda CDS’lerin düşüşünü hızlandıracak ve kamuoyunun güvenini hızlandıracak ve bazı kesimleri teskin edecek girişimlerin artık gündeme gelmesi şart.

3 Şubat’ta açıklanacak Ocak ayı enflasyonuyla birlikte dolarizasyon ve dezenflasyonda yol haritasının iyice hassaslaşacağı ana fikriyle; Şubat, Mart ve Nisan aylarındaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantılarında yol haritasının mali politikalarla eşgüdümlü olarak artık eylem noktasında olgunlaştığı kanaatini taşıyorum.

analizgazetesi.com.tr/yazının devamı..

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar