Piyasaya etkili "güven aşısı"

Enflasyon ve fiyat istikrarındaki bozulmanın birinci sebebi döviz kuru oynaklığına, reformist çareler üretiliyor. Dövizin yurt içi fiyatlara etkisi olan kur geçişgenliğini düşürmeyi hedefleyen politikalarla fiyatlar baskılanıyor. Yurt dışı emtia fiyatlarındaki yükselişin enflasyona en az şekilde yansıması için eşgüdümlü politikalar öne alınıyor. Risklerin finansal istikrarı etkilememesi ve piyasa güveninin artırılması için kararlı duruştan taviz verilmiyor.

Dünya koronavirüs salgını endişesiyle resesyon tehdidi altında yüksek çapta risk ve belirsizlikler yaşarken Türkiye’de Kasım ayı itibariyle başlayan ekonomik değişim ve dönüşümle Türk Lirası varlıkları küresel çapta pozitif ayrışmaya devam ediyor. Yurt dışı ve yurt içinden TL’ye gelen güven artışının, yeni ekonomi yönetiminin piyasalara yönelik ekonomi ve hukuk alanında kararlı reformist adımlarla sağlandığı gözleniyor.

Genel çerçevede yeni ekonomi yönetimi tarafından enflasyon ve fiyat istikrarındaki bozulmanın birinci sebebi döviz kuru oynaklığına, reformist çareler üretiliyor. Dövizin yurt içi fiyatlara etkisi olan kur geçişgenliğini düşürmeyi hedefleyen politikalarla fiyatlar baskılanıyor. Yurt dışı emtia fiyatlarındaki yükselişin enflasyona en az şekilde yansıması için eşgüdümlü politikalar öne alınıyor. Risklerin finansal istikrarı etkilememesi ve piyasa güveninin artırılması için kararlı duruştan taviz verilmiyor.

Kredi genişlemesiyle birlikte iktisadi faaliyetlerdeki artışın enflasyonu menfi yönde etkilemesi ve dezenflasyon sürecinde dalgalı politikaların belirsizliği yeni ekonomi yönetimini para ve maliye politikalarında sadeleşmeye gitmesi memnuniyet oluşturuyor.

Kısa zamanda güven oluştu

Özellikle para politikası merkezine alınan kademeli sıkılaştırma adımları, kredi büyümesinin ekonomiye verdiği zararı minimize ederken piyasalara yönelik hamleler sayesinde makro ekonomik denge ve finansal istikrarın kısa zamanda sağlanması dikkat çekiyor. Ekonomi ve hukuk alanında gündeme alınan seri reformların birer birer devreye alınması; finansal ve makro ekonomide dayanıklılığı daha da artırıyor ve piyasalara yönelik güven tazeleniyor.  

Süreç şöyle gelişti: Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal’ın 6 Kasım’da Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile yerini Naci Ağbal’a bırakması “piyasa ve üretim dostu dönüşüm”ün ilk adımı oldu. 8 Kasım’da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yerine Lütfi Elvan’ın tayin edilmesi para ve maliye politikalarını yürütecek yeni ekibi ortaya çıkardı. Naci Ağbal ile Lütfi Elvan’ın piyasada kredibilitesinin yüksek olması ve göreve gelir gelmez verilen piyasa dostu farklı mesajlar Türk varlıklarına olan güvensizliği bir anda tersine çevirdi. Güvenin tazelenmesinde Ağbal ve Elvan’ın net ve sade açıklamaları etkili oldu.

Reformlar itici güç oldu

Ekonomi yönetiminin diğer sac ayağı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ekonomide istikrar, büyüme, üretim ve istihdam odaklı yeni bir değişimin başladığını haber vermesi, enflasyonu düşürmekte kararlılığı belirtmesi ve hemen hukuk ve ekonomide reformlara odaklanacaklarını belirtmesi, her şeyden önce enflasyon hedeflemesi, para politikasında şeffaflık, öngörülebilir ve istikrarlı seviye vurgusu tüm yatırımcıları Türk varlıklarına yöneltti.  

Ekonomide yeni değişim ve dönüşümde ilk hareketi beklemeye başlayan piyasalar 19 Kasım’da gerçekleştirilecek Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına odaklandı. Eylül ayındaki 200 baz puanlık faiz artışından sonra TCMB’nin bu tarihte 475 baz puanla son 2 yılın en güçlü faiz artışı gerçekleştirmesi ve sadece politika faiziyle piyasanın fonlanacağını duyurması yani sadeleşmeye geçmesi, para politikasında zihinlerde oluşan kargaşayı kaldırınca TL varlıkları, muadillerinin tersine dolara ve euroya karşı pozitif ayrışmaya başladı.

TCMB’den etkili rapor

TCMB faiz artışı, swap ve diğer hamleleriyle dikkat çeken TCMB, son Finansal İstikrar Raporu’nda, yeni oluşturulan para politikasının makro finansal riskleri sınırlayacağını bildirdi. Raporda, dünyada merkez bankaları genişleyici para politikası duruşlarının büyük ölçüde korumayı tercih ettiklerine işaret edilerek, 2008 küresel finansal kriz sonrası devreye alınan reformların sistemi desteklediği hatırlatıldı.

Raporda, bugün virüs salgını sebebiyle devam eden genişlemeci politikaların enflasyon ve cari denge görünümünü olumsuz etkilediği belirtilerek, TCMB’nin kademeli sıkılaşma adımlarının katkısıyla kredi büyümesi ve parasal büyüklüklerde gözlenen yavaşlama, makro iktisadi dengeleri ve finansal istikrarı destekleyeceği vurgulandı. Merkez Bankası raporunda, döviz kuru oynaklığına bağlı enflasyondaki yükselişin para politikasındaki kararlı duruşla geçici olduğunun görüleceği kaydedildi.

Aynı raporda, “Türk lirasındaki değer kaybının gecikmeli etkileri, uluslararası emtia fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon beklentilerindeki bozulma enflasyon görünümünü olumsuz etkilemektedir.  Kasım ayına ilişkin takip edilen veriler, enflasyonda yakın dönemdeki döviz kuru oynaklığı kaynaklı bir yükselişe işaret etmekle birlikte, para politikasındaki kararlı duruşla beraber bu artışın geçici olacağı değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda Kurul, enflasyon görünümüne dair risklerin bertaraf edilmesi, enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve dezenflasyon sürecinin en kısa sürede yeniden tesisi için, net ve güçlü bir parasal sıkılaştırma yapılmasına karar vermiştir” ifadelerine yer verildi.

TL varlıkları ezdi geçti

6 Kasım’da TCMB Başkanı Murat Uysal’ın yerine Naci Ağbal’ın, hemen ardından Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yerine Lütfi Elvan’ın atanmasıyla başlayan ekonomideki operasyonla piyasalar kontrol altına alındığı gözleniyor.

Kasım ayı başı itibariyle başlatılan ve 19 Kasım Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısıyla devam eden finansal alandaki reformların etkisi piyasalarda normalleşmenin bir işareti olarak onay bulurken yurt dışı yatırımcının da Türkiye’yi yeniden portföyüne aldığı görülüyor. Politika faizinin yüzde 15 olduğu bir dönemde gösterge tahvil faizinin yüzde 13’lerde bulunması ve dövizdeki aşağı yönlü hareket yeni politikaların kararlı bir şekilde uygulandığına ve bu kararlılığın devamına işaret ediyor.

Söz konusu süreçte iki, beş ve 10 yıllık tahvil faizlerindeki gerileme, ülke risk priminde 200 puanlık ani düşüş borsada tarihi rekorları getirirken Türk Lirası da dolar ve euroya karşı ortalama yüzde 11 civarında bir değer kazandı. Yeni yönetim atanmadan 6 Kasım’da 8,58 lira olan dolar, TCMB’nin 475 baz puanlık faiz artışından sonra 7,5 liraya kadar geriledi.

Endeks ve işlem hacmi rekoru

Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi 26 Kasım Perşembe günü seans içinde rekor seviyede 1343 puana dayandı. BIST 100 endeksi 1 Kasım’da 1112 seviyesinden kapanmıştı. Borsa İstanbul sadece endeks puanı ile değil bir günde 56 milyar liraya yakın işlem hacmiyle tarihi rekorlara imza attı.

Hem TL hem de dolar bazında yüksek bir kazanç sağladı. Özellikle bankacılık endeksinin kısa sürede dolar bazlı yüzde 36’lık performansı son yılların en güçlü performansı olarak ortaya çıkarken TL varlıklarına dayalı piyasalar, yeni ekonomi yönetimi uygulamalarına tam onay verdi.

Piyasaların normalleşmesinde net açıklamalar ve reformların gündeme gelmesi jeopolitik risklerden kaynaklı yükselen Türkiye’nin 5 yıllık CDS’lerini dahi etkiledi. 6 Kasım öncesi  558 seviyesindeki CDS’ler 23 Kasım itibariyle 367’ye kadar düştü. Hafta sonu itibariyle CDS’ler 391 seviyesinde seyrediyor.

Yeni yönetim kaynaklı hamleler tahvil piyasasında da etkili oldu. Politika faizi yüzde 15 olan Türkiye’nin 5 ve 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 12’ye kadar düştü. 2 yıllık tahvil faizleri ise hafta sonu itibariyle yüzde 13 seviyesinden işlem gördü.

Eylül ayında Merkez Bankası eski başkanı Murat Uysal ile başlatılan bugünkü yeni para politikaları çerçevesinde piyasaların ağzına sakız yaptığı TCMB rezervleri Ekim’de yüzde 6 artışla 84,5 milyar dolara yükseldi. Döviz varlıkları yüzde 12,4 artarak 40,8 milyar dolara, altın varlıkları da yüzde 0,8 artarak 42,1 milyar dolara çıktı.

Ekonomistler, para ve maliye politikalarının eşgüdümüyle hayata geçirilen yeni ekonomi uygulamalarının piyasalara etkili bir güven aşısı olduğu yolunda yorumlar yaptılar.

Dinlenen TL gelecek hafta için çıkış arıyor

TCMB Başkanı Naci Ağbal ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın üstlendiği yeni para ve maliye politikaları hamleleriyle geçen hafta önemli bir ivme kazanan Türk Lirası varlıkları bu hafta borsa ve tahvil piyasası dışında biraz dinlendi. Dövizin yüzde 12’ye yaklaşan değer kaybını fırsat bilen yatırımcı alt fiyattan dolar ve euro alması bu hafta dövize kazanç sağladı.

Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 0,36, dolar/TL yüzde 2,70, euro/TL yüzde 3,20 değer kazanırken altının gram satış fiyatı yüzde 3,01 değer kaybetti. Yurt içi piyasalarda 1000 TL’lik yatırım borsada 1003,6 lira, dolar 1027 lira, euroda 1032 lira, altının gramı 969,9 lira oldu.

Altın kaybettirdi bakır kazandı

Uluslararası alanda altın kaybettirirken bakır önemli kazanç sağladı. Güçlü talep bakırı 6 yılın zirvesine taşıdı ve maden 7 bin 360 dolara yükseldi. Bakır fiyatlarının yükselmesine zayıf dolar ve aşı haberleri etkili oldu. Diğer taraftan yenilenebilir enerjiye geçişin ve 2 trilyon dolarlık çevreci yatırımların bakıra olan talebi artırması, talep artışıyla birlikte salgın sebebiyle arzın düşmesi bakır fiyatlarını yukarı çekiyor.

Gelecek hafta piyasaların gündemi yoğun. Yurt içi piyasalar; üçüncü çeyrek büyüme (GSYH), Markit / İSO PMI imalat, dış ticaret dengesi, enflasyon ve Moody’s’in kredi notu değerlendirmesi takip edecek. Yurt dışında ABD’de ISM PMI imalat- imalat dışı, ADP istihdam raporu, FED’in Bej Kitabı, Tarım Dışı İstihdam, Çin’de ise CFLP PMI imalat-imalat dışı veriler piyasalara damgasını vuracak.

BIST 100… Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi bu hafta en düşük 1.299,27, en yüksek 1.351,65 puanı gördükten sonra haftayı önceki hafta kapanışına göre yüzde 0,36 artarak 1.328,73 puandan tamamladı. Finans sektörüne yönelik alınan kararlar borsada banka hisselerine yoğun alım getiriyor. Piyasadaki pozitif hava yabancının ilgisini fazlasıyla çekiyor. Zorunlu karşılık oranlarındaki düzenlemeden sonra yeni ekonomi yönetiminin reel sektör temsilcileriyle biraraya gelmesi de borsa şirketlerine gelecek hafta ivme kazandıracağı tahminleri yapılıyor. Küresel aşı kaynaklı gelişmelerle birlikte Katar tarafından Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk hissesinin alınması da borsayı yukarı taşıyan argümanlar. Olumlu görünümün devam ettiği borsada 1320 destek, 1370’li puanlar ise direnç olarak takip edilebilir.

DOLAR/TL… TCMB’nin sert faiz indirimi ve beraberinde gelen hamleleriyle yüzde 12’ye yakın değer kaybeden kur, bu hafta dolar alımlarıyla yatırımcısına haftalık bazda yüzde 2,7 kazandırdı ve haftayı 7,8410 liradan kapattı. 7,78 lirayı test eden kur, alımlarla 7,83 seviyesine kadar çıktı. Hafta içinde olumlu haberlerle 7,78 desteğinin kırılması 7,40’lı seviyeleri gündeme getirebilir. Direnç ise 7,92 lira seviyesinde. TL’nin değer kazanmasında Türkiye Varlık Fonu yönetiminde değişiklik, Hazine ve Maliye Bakanı Elvan ve Adalet Bakanı Gül’ün TÜSİAD yönetimi ile görüşme ve yine ekonomi yönetiminin reel sektör temsilcileriyle biraraya gelmesi gelecek hafta etkisini gösterebilir. TL’yi olumsuz etkileyecek konu Doğu Akdeniz’e bağlı jeopolitik riskler. Yine Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye aleyhine alacağı yaptırım kararı çağrısı da TL için risk oluşturuyor. Doların zayıflığında ise ABD’de seçimi kazanan Biden’ın FED Başkanı Janet Yellen’ı Hazine Bakanı olarak seçtiğine dair haberler dolar endeksini 91 seviyesine düşürdü.

EURO/TL… Dolar gibi dolar da haftalık bazda yatırımcısına yüzde 3,2 kazandırdı ve haftayı 9,3580 liradan tamamladı. Kurda destekler 9,27 ve 9,15 lira, dirençler ise 9,50 ve 9,64 olarak görülüyor. Euro fiyatlarının düşmesinde Almanya Başbakanı Merkel’in yılsonuna kadar salgın kısıtlamalarının devam edeceğini açıklaması etkili oluyor. Ayrıca Avrupa’da salgın vakalarının artması euroyu menfi etkiliyor. Türkiye’de ise para ve maliye politikalarındaki piyasa dostu gelişmeler TL’ye değer kazandıracağı tahmin ediliyor.

ALTIN… ABD yeni yönetimine yönelik belirsizlik, korona virüs salgını etkilerine bağlı aşı çalışmaları ve dolar endeksinin 91 seviyelerine inmesi küresel altın fiyatlarını aşağı çekiyor. 1775 dolara kadar düşen ons altın, biraz toparlanarak 1787 dolara kadar yükseldi. 1760 doların destek, 1800 doların direnç olarak göründüğü ons altında zayıflığın sürmesi bekleniyor. Kapalıçarşı'da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 3,01 kayıpla 447,80 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,94 azalışla 2.972,00 liraya geriledi. Geçen hafta 748,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı ise 726,00 liraya düştü. Doların zayıflığı sebebiyle yurt içinde de altın fiyatları aşağı yönlü hareket ediyor. Altının gramı 448 liraya kadar geriledi ve 450 lirada toparlandı. Altında destek 445 lira, direnç 455 lira olarak görülüyor.

PETROL… Aşı çalışmalarıyla yukarı yönlü trend izleyen petrol fiyatları brentte 49 dolara kadar yükseldi. Petrol fiyatlarının yükselişine altın ve dolardaki kazanç kayıpları da sebep oluyor. Brent petrolde direnç 54 dolar, destek ise 45 dolar olarak takip edilebiliyor.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar