"Sermaye Servete Değil Yatırımlara Yönelmeli"

musiad-i

2020 yılı 3'üncü çeyrekteki yüzde 6,7'lik büyümenin artarak devam edeceğini belirten MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, imalat sanayiinin katkısı ve sabit sermaye yatırımlarındaki yükselişin dikkat çekici olduğunu, üretim ve yatırım paradigmalarında değişimlerin yapılması gerektiğini söyledi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Abdurrahman Kaan, tüm imkân ve projeleriyle yapısal reform çalışmasının destekçisi olacaklarını söyledi.

MÜSİAD Başkanı Kaan, ekonomideki son gelişmeleri Analiz Gazetesi’ne değerlendirdi.

Hükümet tarafından başlatılan reform hareketinin iş dünyası adına önemli bir gerçekleşme olduğunun altını çizen Abdurrahman Kaan, “Pandemi sürecinde başlatılan reform hareketini önemsiyoruz. Bizzat, pandemi süreci dâhil başkanlığım dönemimde yaptığım yurt gezileri ve yurt dışı şube ziyaretlerimde edindiğim kanı; üretim gücümüzün aslında gerekli koşullar sağlandığı takdirde yeniden ve hevesle çarkları döndürmeye hazır olduğunu göstermektedir. Nitekim son büyüme rakamlarının ayrıntılarındaki imalat sanayi katkısı ve sabit sermaye yatırımlarındaki artış, bu hususta umut vericidir” dedi.

Türkiye’nin pandeninin ardından hem tedarik hem de lojistik ağları açısından kendine hatırı sayılır bir yer bulması için şimdiden temel üretim ve yatırım paradigmalarında değişimlerin yapılmasının şart olduğunu belirten Kaan, “Bu nedenle Hazine ve Maliye ve Adalet Bakanlıkları nezdinde ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde başlatılan bu yapısal reform hareketini MÜSİAD olarak desteklediğimizin altını çiziyorum. Tüm imkân ve projelerimiz ile bu reform hareketinin destekçisi olacağımızı da beyan ediyorum” diye konuştu.

Uzun vadeli çözümler şart

MÜSİAD’ın tüm şube ve temsilcilikleri ile üyelerinden gelen saha bilgisini çalışma hayatı, finansman, vergi ve ödemeler, hukuk ortamı, sektörel talepler, gıda, tarım ve hayvancılık başlıkları altında tasnif ettiklerini hatırlatan Kaan, “Gördük ki, bu kez Türkiye’nin ihtiyacı olan, mikro düzenlemelerden ziyade zihinsel bir dönüşüm ve bilhassa yatırım-üretim-ticaret hattında senkronizasyonu teşvik edecek bir paradigma değişimidir. Bu nedenle kısa vadeli çözümlerin artık sermaye, emek ve hammadde piyasalarında istenilen etkiyi oluşturmayacağı kanaatindeyiz” bilgisini verdi.

Saha bilgilerini tasnif ederken öneri ve taleplerini makro ve mikro ölçekli düzenlemeler şeklinde iki ayrı kategoriye ayırdıklarını belirten Kaan, “Saha yaygınlığımızın verdiği avantaj ile ekonominin sinir uçlarından gelen veriler toplanırken bir yandan da makro düzeyde Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumda büyüme bileşenlerinin nasıl şekillenmesi gerektiği, sabit sermaye yatırımlarının nasıl artırılması gerektiği, yabancı yatırımcıların Türkiye’yi tercih etmesini sağlayacak ekonomik ve hukuki çerçevenin yeniden ortaya konması gibi hususları dile getirdik” dedi.

Sermaye servete gitmemeli

Kaan, Türkiye’nin bundan sonraki süreçte; sermaye, teşvik ve girişimcilik verimliliği alanlarında çok daha dikkatli olması gereken ve daha seçici adımlar atmasını zorunlu kılan bir ekonomik paradigma değişimine ihtiyacı olduğunun altını çizdi.

Sermayenin servete değil, yatırıma ve tasarruflara yönelik sermaye stokuna evrilmesi gerektiğine vurgu yapan Abdurrahman Kaan, firma ve devlet olarak bütçelerin dayanıklı bir yapıya kavuşmasını temin etmek için etkin proje yönetimlerine ihtiyaç olduğunu belirtti. 

Özel sektörün sermaye stoku oluşturma yükünü devletin omuzundan alması ve proje bazlı ortaklıklarla sisteme doğrudan dâhil olması gerektiğini dile getiren Abdurrahman Kaan, “Rezervlerin yeniden istenilen düzeye gelmesi adına sıcak para girişi yanında doğrudan yatırımların desteklenmesi gerektiğini belirtiyoruz. Doğrudan yatırımların bu ülkede sadece hizmet sektöründe toplanmaması ya da doğrudan firma satın alma şeklinde gerçekleşmemesi lazım” diye konuştu.

Pozitif büyümeyi destekler

Yeni ekonomi yönetiminin parasal sıkılaştırmanın yanında reel sektöre sağlanan yeni desteklerin tüketim ve yatırımları pozitifte tutmaya devam edeceğine inandıklarını belirten Kaan, Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında birbiriyle uyumlu, eşgüdümlü para ve maliye politikalarının yardımıyla ülkenin büyümeye devam edeceğini söyledi.

Hem uluslararası ekonomik ilişkilerin daha da düzelmesi, ihracatın artması konusunda Türkiye’nin Birleşik Krallık ile yaptığı serbest ticaret anlaşmasını (STA) önemsediklerini dile getiren MÜSİAD Başkanı Kaan, STA’nın bu yıla dair büyümeye, büyümeyi 9,1 puan aşağı çeken net dış talebin yönünü pozitife çevirmeye etkili olacağını kaydetti.

Kaan, “Nitekim 2019 yılı genelinde 10,9 milyar dolar, 2020 yılı Ocak-Ekim döneminde ise 9 milyar dolarla en çok ihracat yaptığımız ülke konumunda bulunan Birleşik Krallık, dış ticaret fazlası verdiğimiz ülkelerin başında geliyor. Söz konusu pazarda ülkemizin rekabet gücünün korunmasına yönelik atılan adımların birincisi olarak görüyoruz” hatırlatmasını yaptı.

KOBİ’lere yabancı ilgisi

Yabancıların KOBİ’lere ilgisini çekecek uygulamaların önemli olduğunu, bunun bir bakıma firma ihraç etmek olarak da tanımlanabileceğini anlatan Abdurrahman Kaan, “KOBİ Kuluçka Merkezleri’nin yaygınlaştırılması ve teşvik sistemlerinden daha ziyade KOBİ’lerin faydalanmasının sağlanması. Kilit sektörlerimiz başta olmak üzere, katma değeri yüksek sektörlere yapacağımız milli yatırımların, bilhassa orta ve uzun vadede fiyat istikrarı politikamıza sağlayacağı katkının hayati önem taşıdığı yadsınamaz” şeklinde konuştu.

Sadece ölçek büyüklüğü ile avantaj sağlayan firmaların değil; Türkiye ekonomisinin lokomotif unsuru, KOBİ’lerin de yatırıma teşvik edilerek ve onların başta mekân ve finansmana erişim olmak üzere, yatırım yapma iştahlarını olumsuz etkileyecek faktörlerin iyileştirilmesi gerektiğini dile getiren Kaan,  “Bu durum hem onların zamanla büyüyerek çok daha yüksek hacimli üretim kapasitelerine ulaşmalarını sağlayacak hem de istihdam politikalarımıza olumlu dönüşler sağlayacak” dedi.

Herkes için adalet şart

Teşvik, kambiyo ve vergi sistemlerinin sadeleştirilmesi, şehir ekonomilerinin desteklenmesi, ölü sermayenin geri kazanımı için gayrimenkul değersizleştirme sisteminin önüne geçilmesinin gereğine vurgu yapan MÜSİAD Başkanı Kaan, finansal tasarruf edindirme sisteminin ivedilikle yasalaştırılması ve piyasanın düzenlenmesi, kıdem tazminatı fonunun kurulması ve yabancı yatırımcılar açısından Türkiye’nin hukuki algısının yeniden şeffaflık ve ‘herkes için adalet’ temelleri üzerinden anlatılması gerektiğini ifade etti.

Mahkemelerde, bilhassa iş hayatında yaşanan uyuşmazlıkların halli adına bekleyen ve adalete ilave iş yükü çıkaran davalar için arabuluculuk ve tahkim sistemlerinin yeniden düzenlenerek daha etkin bir şekilde işletilmesi gerektiğini belirten Abdurrahman Kaan, “Enflasyon sepetinde gıdanın payı yüksektir; bu bağlamda gıda sektörüne yönelik katma değer üreten büyük teknoloji yatırımları, yatırım taahhütlü avans kredisi kapsamına alınmalı” diye konuştu.

Üretim ve stok planlaması

Hane halkı üzerinde büyümenin daha olumlu olması için değerlendirme yapan MÜSİAD Başkanı Kaan, gıda sektörünün temel tüketim gruplarında, yeterli miktarda yapılamayan üretimden dolayı yıllık bazda yüzde 25 ile 40 arasında değişen reel artışlar gördüklerine dikkat çekti ve “Kamudaki regülasyon görevi yapan şirketlerin özel sektör şirketleriyle birlikte üretim ve stok planlamasını yapması, enflasyonu kontrol altına alacaktır. Enflasyonun düşmesi, ekonomik rahatlamaya neden olacak” dedi.

Türkiye’de küresel salgına karşı alınan kararlar ve iş dünyasına yönelik desteğin Türkiye’yi birçok yönden dünyaya karşı pozitif ayrıştırdığına dikkat çeken Abdurrahman Kaan, bunun en güzel örneğinin Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında sunulan desteklerin üçüncü çeyrekte yüzde 6,7’lik büyüme getirdiğini, G-20 ve OECD ülkeleri arasında zirveye yükselttiğini söyledi. Büyümede tüketimden ziyade 5,2 puan katkı veren yatırımlara verilen desteklerin ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkardığını belirten Kaan, büyümeye yüzde 5,5 puanlık destek veren iç talebin de dünyaya göre Türkiye’de ne kadar canlı olduğunun görüldüğünü kaydetti.

Ekonominin pozitif alanda kalması için hükümetin geçmiş senelerde olduğu gibi işverene sunduğu desteklerin devamını ve işverenin üzerindeki yükün hafifletilmesini arzu ettiklerini belirten MÜSİAD Başkanı Kaan, memnuniyet verici enflasyon oranı üzerinde gerçekleşen yeni asgari ücret uygulaması sebebiyle sağlanacak desteklerle iş dünyasında istihdam kaybı ve kayıt dışılığın önlenebileceğini ifade etti.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar