Sait Özdemir
Stresi Mutluluğa Dönüştürmek
Stresi Mutluluğa Dönüştürmek
Bağışıklık Sistemimiz bir tehlikeyle karşılaştığında, vücudun “dayan ya da yok ol” savunma mekanizmasını harekete geçer.
Ruhsal durumumuzun bozulmasındaki ilk suçlu yine stres hormonlarıdır.
Kaygılanmak ve korkmak son derece insani duygulardır ve bu duygular abartılı ve sürekli olmadığı zaman hastalık düzeyinde yaşanmayabilir.
Gerçek veya olası tehlike anlarında hormonlar o an için önemli olmayan vücut fonksiyonlarını minimuma indirir. Bu durumda ilk önce bağışıklık ve sindirim sistemlerini etkiler.
Kısa vadede stres kendini düşük öz saygı, sinirlilik, suçluluk duygusu, dünyaya olumsuz bakış gibi belirtilerle gösterir. Ancak uzun vadede bu durumlar kronikleşirse, depresyon, panik atak ve davranış bozuklukları meydana gelebilir
Eğer stresiniz normal bir düzeyde ise sorun yoktur. Eğer stres kronik bir hal alırsa, bağışıklık sisteminin düşer bu durumda vücut için tehlikelidir çünkü her türlü bakteri ve virüslere karşı daha zayıf olursunuz.
Kaliforniya Stanford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, stres hormonları hızlı ilerlemesi vücudun kansere karşı dayanıklılığını azalttığını ortaya çıkarmıştır.
Peki, bu tür durumlarda ne yapalım;
Kaygıyla baş etmede belki de en önemli nokta kişinin karşı karşıya bulunduğu riskin boyutlarını net olarak belirleyip, kontrolü dâhilinde yapabileceklerini uygulamaya çalışmasıdır.
Arkadaşlarınızla ve sevdiklerimizle bir araya gelemiyorsak en azından onlarla telefonla konuşalım. Araştırmalar gösteriyor ki arkadaşlarla ve sevdiklerimizle yapılan bir telefon konuşması sonrası, vücut oksitosin depolar (Oksitosin, stresi azaltan bir hormondur.)
Ev de kalmak zorunda isek, o zaman ev ortamını spor veya egzersiz yapabilecek şekilde ayarlamakta fayda vardır. Bu durumda hem ruhsal durumunuz düzelecek, hem egzersiz yaptığınız için beyniniz serotonin denilen mutluluk hormonu salgılayacak.
Mümkün olduğu kadar pozitif düşünelim. Negatif düşüncelere daldığımızda kendinize şöyle deyin: “Bu düşüncelerim gerçekten doğru mu, yoksa abartıyor muyum?
Anı yaşayın anda kalın. Daha önce üzüldüğünüz olaylara bir daha üzülmenize gerek olmadığı gibi, gelecekte belki de hiç meydana gelmeyecek olaylar için endişelenmenize de gerek yok. Yaşadığınız anın keyfini çıkarın. Ufak şeylerle mutlu olmayı öğrenin.
Unutmayın ki hayatta hiçbir şey sizden ve sevdiklerinizden daha değerli değildir.
Kalın sağlıcakla
Sait ÖZDEMİR
Uzman Psikolojik Danışman

İnsan acıyı hep aklında tutar.
23 Haziran 2026 Salı 14:01Her insan ölecek yaştadır...
17 Haziran 2026 Çarşamba 14:18Huzuru Aramak ve Sabretmek
09 Haziran 2026 Salı 14:40Parçada bütünü görmek.
02 Haziran 2026 Salı 14:57Sabır Öfkeden Daha Kuvvetlidir.
21 Mayıs 2026 Perşembe 19:15Sessizlik iyidir.
12 Mayıs 2026 Salı 21:31Memnuniyet(sizlik)
05 Mayıs 2026 Salı 22:34Kalpten Süzülenler.
28 Nisan 2026 Salı 16:50Neden gençler ve yetişkinler için yazıyorum?
21 Nisan 2026 Salı 17:06Pişmanlık ve hayal kırıklığı
07 Nisan 2026 Salı 22:19
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.