TCMB'nin savaşı bitmedi, bitmeyecek!

Birkaç ay sonra gelecek döviz şoku öncesi 2018 Haziran enflasyonu yüzde 15,39 seviyesindeydi… Ayları takiben yüzde 15,85, yüzde 17,90 derken Eylül'deki yüzde 24,52'lik enflasyon gösterdi ki; Türkiye'de ekonomiye "kur & faiz" ortaklığı yön veriyor.

Zira yüzde 24,52’lik 2018 Eylül enflasyonu, o kadar mücadeleye rağmen 2003’ten bu tarihe kadar en yüksek orandı ve aynı zamanda TCMB politika faizinin de 52 baz puan üzerine çıkmıştı.

Peki enflasyonu 15 yıl öncesi yüksekliğe getiren adımlar neydi?..

En son enflasyonun pimini çeken “13 Ağustos 2018 döviz (kur) şoku” hangi gelişmelerin bir sonucuydu?..

Olaylar henüz tazeliğini koruyor…

Suriye, S-400’ler ve FETÖ meseleleriyle iyice gerginleşen Türkiye – ABD ilişkilerinde FETÖ insiyaklı rahip Andrew Brunson olayı krizde bardağı taşıran son damla olmuştu. İki ülke arasında ekonomik yaptırımlara kadar varan çatışmalar, 13 Ağustos 2018’de doları tarihi 7,24 lira zirvesine çıkardı.

 

Tabii söz konusu kurdaki yükseliş, enflasyonu da patlatacaktı.  Kur şoku etkisiyle enflasyondaki artış 2018 Ekim’ine kadar sürdü. Enflasyon yüzde 25,24’e yükseldi.

 

Merkez Bankası’nın o günlerde yayımladığı aylık fiyat gelişmeleri raporu da gösterdi ki; enflasyondaki en belirgin katkının döviz kuru geçişkenliği olduğu, dövizin enflasyonu ve beraberinde faizleri yükselttiği, Türkiye ekonomisi üzerinde oyun oynayanların,  o günlerde 96,52’lik dolar endeksindeki yukarı trendi kılıf olarak kullanıp kurdaki yükselişi uzun süreli tüm ekonomiye yayarak ülkeyi belirsizlik ortamında tutmaya ve bulanık suda balık avlamaya çalıştığı anlaşıldı.  

Ekonomik gerçeklerle bağdaşmayan söz konusu bu tür saldırıların kesinlikle önlenmesi gerekiyordu…

***

“Kur & faiz” ortaklığının verdiği zararı temel bir kurgu olarak kabul eden yönetim, Yeni Ekonomi Programı (EYP) çalışmalarıyla geçirdiği 2018 yılı sonundaki kazanımlarını 2019’a aktarırken yılın ortasına kadar ortalama yüzde 19’a (18,9) varan 6 aylık enflasyon ortalamasını düşüremeyeceğini anlayınca “para politikası”na neşter vurmaya karar verdi. Zira o kadar çabaya rağmen 2019 Haziran enflasyonu yüzde 15,72 çekilebilmişti ama istenen olmamıştı. Hatta 2019 Temmuz ayı enflasyon beklentileri Haziran’dan daha yüksekti. Nitekim sonraki ay Temmuz ayı enflasyonu da yüzde 16,65 şeklinde gerçekleşti.

6 Temmuz’da Murat Çetinkaya’nın yerine Murat Uysal TCMB Başkanı olarak atandı. Torba tersine döndü… “Neden enflasyon, sonuç faiz” sistemi yerini “Neden faiz, sonuç enflasyon”a bıraktı. Böylece Türkiye’de “kur & faiz” oyunu oynayanlara şiddetli bir tokat atıldı. Stabilizasyon marifetiyle kur spekülasyonları ve manipülasyonlarına akıl üstü set çekildi.

 

TCMB arka arkaya yaptığı sert faiz indirimleriyle 2018 Ekim toplantısında politika faizini yüzde 14’e düşürürken enflasyon da aynı ayda yüzde 8,55 ile son yılların en düşük oranı olarak kayıtlara geçti. Hatta birtakım kesimler enflasyondaki bu düşüşü “baz etkisi” diyerek bazı gerçekleri gizlemeye çalıştılar ama korkularından da oyunlarına bir müddet ara vermek zorunda kaldılar… Ta ki, Londra kaynaklı manipülasyonlara kadar…

***

2019’un Kasım ve Aralık enflasyonlarından itibaren gıda fiyatları ve çekirdek veriler baskı yaparken özellikle Kasım’daki yüzde 15,13’lük oniki aylık ortalama gıda fiyatları, yeni bir metodolojiye ihtiyaç olduğunu gösterdi. Gereken tedbirler alındı ancak 2020 Mayıs’ında enflasyon 13 Ağustos’taki gibi kur manipülasyonunun hedefi oldu.

Kısaca anlatalım…

Gıda fiyatlarındaki yükseklikten umduğunu bulamayan manipülatörler, suç olmasına karşılık 30 Nisan’da yılsonu enflasyon hedefini yüzde 7,4’e çeken TCMB’ye karşı Mayıs’ta tekrar harekete geçti.  

Malum çevreler Türkiye’de enflasyonun tek haneli olmasını kesinlikle istemiyordu. Suç da olsa bu hamleyi yapacaklardı… 7 Mayıs’taki hamle, 13 Ağustos 2018’de gerçekleşen “kur şoku”ndan farksızdı.

TCMB rezervleri, dış kaynak arayışları ve merkez bankalarıyla swap sözleşmelerini öne sürüp manipülasyon harekatına geçen çevreler, dolar/TL’yi 7,2’ye kadar çıkardılar.

Manipülatörlerin hedefi doları 10 liraya çıkarmak, enflasyonu yeniden yüzde 20’lere oturtmak ve politika faizini yüzde 15’in üzerine atıp TCMB’yi düşük faiz politikasından caydırmaktı… Ama yapamadılar… Yani enflasyonu artırmak için 2018 yılındaki “Eylül ve Ekim hayali”yle saldırıya geçenlerin hevesleri kursaklarında kaldı.

“Kur & faiz” ile Türkiye ekonomisine bir şey yapamayacağını anlayan malum çevreler şimdi enflasyonu dillerine dolayıp TCMB duvarından bir tuğla sökme derdinde. Bunlar Haziran enflasyonu ile birlikte yeniden hareketlenecekler…

Demek istediğim, TCMB ile “şer odaklar”ın savaşı bitmedi, bitmeyecek!..

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.