Vaktinizi nasıl geçiriyorsunuz..

Vaktinizi nasıl geçiriyorsunuz..

Zarif nazik ve kibar bir beyefendiye sormuşlar:

” Vaktinizi nasıl geçiriyorsunuz?” O zat bu soruya karşılık şöyle bir cevap vermiş:

”Dünya meşgaleleriyle imar-ı vakt ve itlaf-ı ömr ediyorum!” demiş.

Yani günümüz deyimiyle  vaktimi lüzumsuz gereksiz işlerle geçirdiğim gibi, ömrümü de kendi ellerimle  telef ediyorum boşa harcıyorum demiş.

Kendi kendimize soralım bize verilen zamanı ve ömrü nerede nasıl bir şekilde geçiriyoruz acaba?.

Amaçsız bir şekilde TV karşısında kanal kanal dolaşıp harap bitap mı düşüyoruz?

Yoksa cep telefonu veya bilgisayar ekranı karşısında saatlerce amaçsız bir şekilde arkadaşlarla sohbet edip oyun oynayarak mı zaman geçiriyoruz?

Zamanın birinde bir memlekette, kabiliyete ve yeteneğe çok önem veren bir padişah varmış. Öyle ki, herkesten çok farklı bir özelliğe sahip, kabiliyeti olan herkes, padişahın huzuruna çıkar, bu yeteneğini ortaya koyar ve hediyeler alırmış. Bir gün huzura garip hüneri olan biri gelmiş.

- Padişahım, ben, yirmi tane iğneyi arka arkaya dizdikten sonra, elimdeki ipi bir atarım, bu iğnelerin deliğinden bir kerede geçiririm demiş. Huzurda bulunanların hepsi, kulaklarıyla duyduklarına inanamamışlar. Adam, yirmi tane iğneyi dizmiş, almış eline ipliği, belli bir uzaklıktan fırlattığı gibi tüm iğne deliklerinden bir kerede geçirmiş.

Padişah; aferin sana demiş ve hazineci başına emir vermiş; bu adama, on kese altın verin. Arkasından da askerlerine dönmüş; bu adama yirmi değnek vurun da aklı başına gelsin adam şaşırmış, "padişahım, hediyeyi anladık da, sopa ne oluyor?".

Padişah; bu hüner acayip bir hüner. Hiç kimsenin böyle bir şey yapması mümkün değil, ama sen böyle bir şeyi yapabilmek için kim bilir kaç sene boyunca uğraştın, didindin senin vaktin bu kadar değersiz mi? Bu çabayı, bu uğraşı insanlara faydalı olacak daha güzel bir yetenek edinmek için neden göstermedin?

Hünerine on kese altın veriyorum ancak boşa geçirdiğin zamanlar için de yirmi sopa attırıyorum ki, aklın başına gelsin"

Ebu’l-Hasan el Harakani hazretlerine “Vaktinizi nasıl geçiriyorsunuz?” diye soruyorlar.

Hazret şu ilginç cevabı veriyor: ”Bir taraftan Allah benden halis bir iman istiyor, diğer taraftan Resûlullah, Kur'an'a ve Sünnet'e sıkı sıkı sarılmamı emrediyor. Öbür yandan şeytan bana inat ve isyan et diyor. Öte yandan ölüm meleği canımı almak istiyor, ayrıca çoluk çocuk yiyecek içecek istiyor. Böyle bir durumda ben nasıl olabilirim var sen kıyas et diyor.

Akıllı kişiye, aklını muhafaza ettiği müddetçe, zamanını üç kısma ayırması gerekir:

Bir kısmı, Rabbine ibadet içindir.

Bir kısmı, nefsini muhasebe ve yaptığını tefekkür içindir.

Bir kısmı de helal yoldan ihtiyaçlarını te'min içindir. Bu üçüncü kısım, diğer iki kısma yardımcı olur, kalpler bu sayede boş kalıp kendi kendine olma fırsatı bulur.

Kalın Sağlıcakla

 

Sait ÖZDEMİR

Aile Eğitimi Uzmanı

 

Önceki ve Sonraki Yazılar