Yaşayanlar mezarlığına gömülmek.

Psikolog M. Scott Peck’in  “Hayattaki tüm anlamları bize sunan şey aslında ölümün kendisidir”. Hayatta anlam aramamızın sebebi ölümün var oluşudur ”der.

İnsanlar genç yaşlardayken dünyayı değiştirebileceğini düşünür. On sekiz yaşına geldiğinde düşünceleri sert bir kayaya çarpar. Yirmili yaşlara geldiğinde ise artık hiçbir şey değiştiremeyeceğini anlar. Yirmi beş yaşına geldiğinde ise dünyanın onu değiştirdiğini fark eder. Böylece mücadeleden vazgeçer. Bu nedenle insan yirmi beş yaşında ölür ve yaşayanlar mezarlığında varlığını devam ettirir. Yetmişli yaşlarda ise gömülür.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli yönü onun kendisinden önceki birikimlerden yararlanarak ilerleme göstermesidir. Aynı zamanda bu birikimlerinin unutulmaması için yarınlara bırakmak isteği ve öldükten sonra gönüllerde yaşama dileği onu hayata bağlayan en önemli etkendir.

Hayat kısadır ve bir gün sona erecektir. Kendi hayat hikâyemizin kahramanı olabilmek ve bunu sürdürebilmek yarınlara bir iz bırakmak önemli bir duygudur.

Daniel Pink(Amerikalı bir yazar, gazeteci ve televizyon sunucusu) “Hiçbir bir eylem veya bir iş, doğası itibariyle ilgi çekici olduğu için daha fazla anlamlı değildir der. Eğer yaptığınız iş çok büyük bir amacın parçasıysa, ancak o zaman değerli hale gelir der. Biz de bu âlemin bir parçasıyız ve değerliyiz. Onun için hayatı ölü gibi yaşamamalıyız. Fikirlerimiz bizimle birlikte toprağa gitmemelidir.

Yorgun ruhlar, yorgun bedenler olmayalım. İnsan bu dünyada boş yere ve gayesiz yaratılmadığı gibi başıboş da bırakılmış değildir; Bu durumu yüce kitabımız Kur’an-i Kerim Kıyame Suresi 36.Ayetinde bizlere şöyle bildiriyor:“ İnsan başıboş bırakılacağını mı zannediyor? Onun için bu dünyadan göçüp giderken bir iz bırakmalı insan.

Hayatın anlamı, belki çok geniş bir konu olabilir. Birçok insan, her ne için olursa olsun hayatın anlamının çok önemli olduğu konusunda hemfikirdir. Anlam farkındalığı insanların hayata bağlılığını, mutluluğunu, sağlığını ve kendilerini huzurlu hissetmelerine vesile olur. Hayatı dolu dolu ve heyecanlı yaşar. Böyle insanlar umut doludur heyecan doludur hem kendine hem çevresindeki insanlara bir değer katar. Farkındalık içindedir. Allah’ın kendine sunduğu güzellikleri en güzel şekilde yaşayıp, yaşatmaya çalışır. Hem kendimize hem de insanlara faydalı olmanız dileğimle.

Şems-i Tebriz’i ne güzel söyler:

Bir şey yap. Güzel olsun. Çok mu zor o vakit güzel bir şey söyle.

Dilin mi dönmüyor? Güzel bir şey yaz.

Beceremez misin?

Öyleyse güzel bir şeye başla. Ama hep güzel olsun.

Çünkü her insan her zaman ölecek yaştadır ”der.

Kalın sağlıcakla

 

Sait ÖZDEMİR

Uzman Psikolojik Danışman

www.saitozdemir.net

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar