Yeni normale, "yeni finans" sistemi!

Koronavirüs salgınıyla yeni bir çağa girmek üzereyiz… Pandemi öncesi (PÖ) ve pandemi sonrası (PS) yakın gelecekte en fazla konuşacağımız konular olacak. PS ile birlikte öyle bir zaman dilimine girilecek ki boş beleş büyümeler, hikâye ve masallara dayanan kalkınmalar, yalana dayanan samimiyetsiz ortamlar tarihin tozlu raflarında kaybolup giderken nitelikli büyüme ve kalkınma modelleri birbiriyle yarışacak. Temennimin ve görüşüm bu yönde!

Nitelikli büyüme ve kalkınmanın sınırları yarım asır önce “insan merkezli eko kalkınma” adıyla belirlendiğine dair iddialar var... Tamamen gerçek dışı… Öyle olsaydı sınırlar sürekli tecavüze uğramazdı. Zira Birleşmiş Milletler (BM) buna “insan merkezli eko kalkınma” demiş ama iş hep samimiyetten uzak, söylemde kalmış… Yani dönüp 50 yıllık geçmişe bakıldığında “insan merkezli ekonomik kalkınma” lâfü güzâftan öteye geçememiş…

***

Söz konusu insan merkezli zulmün 1900 yıllarda tesis edildiğini, 1. ve 2. dünya savaşlarıyla kemikleştiğini, ardından kurulan Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, küresel merkez bankaları, askeri ve siyasi teşekküllerle mücessemleştirildiğini unutmamak lâzım.

Sadece BM icraatları bile söz konusu zalim medeniyetin sırlarını dökmeye yeter. Takibinde IMF, OECD ve G diye nitelenenler ve D’lerin kurulmasına müsaade etmeyenlerin yedikleri herzelerin insanlık için acılarla dolu ateş kuyularına dönüşmediğini kimse söyleyemez.

Mezkûr dönemde insanlık; hem maddi hem manevi buhranlar içinde adaletin olmadığı, zulmün zirve yaptığı, “güçlünün haklı” olduğu sistem ve düzenlerle bugüne kadar gelmiş… İnsan merkezli ekonomik kalkınma, “insan merkezli zulüm”ün adı olmuş, çıkmış… Maalesef insanlık 120 senedir bahsettiğim mezâlimin çarkları arasında heba olup gitmiş...

Küresel olarak artan açlık, yoksulluk, işsizlik, çevre kirliliği, gelecek nesiller düşünülmeden kaynakların tüketilmesi, tahribi ve gelir adaleti yerine sermayenin tröstleşmesi üzüntü verici şekilde dünyanın bir gerçeği olmuş. Fıtrata uymayan şekilde mallar zenginler arasında dolaşan servetler haline gelmiş…

Kazanılan mallardan, servetlerden hakkı gereği hak ve ihtiyaç sahiplerine verilmemiş… İnsanlara iş kapıları kapanmış… Yeryüzü kaynakları belli kesimlere hizmet etmiş… Dünya “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” kertesine getirilmiş…

Velhasıl bahsedilen “insan merkezli makro ekonomi” bir yalan rüzgârına dönüşmüş…

***

İnsan odaklı gerçek ekonomilerde; servet soyguncusu yüksek enflasyon olmaz... Faizin negatifi ve pozitifi de, azı çoğu da ticari işlemlerde uygulanmaz… Kamu giderlerinin temeli olan vergilendirme ve cezalandırma hak ve adalet ölçeğinde olur, faize dayandırılmaz, “Deli Dumrul hesabıyla” tahakkuk ettirilmez... Başkalarının tasarruflarına güvenerek yani sürekli borçlanarak ekonomiler yürütülmez... Daha zengin olma adına, 10 verim alınacak yerden 1’e razı olup ithalata ağırlık vererek insan emeği ve yeryüzü kaynakları israf edilmez.

Maamafih, insanlığın bugün; parayı ve iktidarı amaç olmaktan çıkarıp araç haline getiren sistemlere her zamankinden daha fazla ihtiyacı var…  

Herhangi bir risk almadan kâra ortak olmanın ortadan kalkacağı, emek-sermaye ortaklığının tesis edileceği, insanlığın zararına olacak hiçbir işin yapılmadığı, tedarikçinin fiyatını müşterinin belirlediği, eldekileri alan değil, elindekileri çoğaltan sistemin kurulacağı ve olmayan malın hiçbir zaman satılamayacağı bir ekonomik sistem ancak insanlığı bugün içine düştüğü bâdirelerden kurtarabilir.

***

Sürekli kriz üreten kapitalist sistemin yerine hak ve adalet mesnetli, kayıp ve likidite sorunu yaşatmayan, ekonomik buhranlardan etkilenmeyen, dürüst, ahlâklı, bilgili, küresel gerçeklerle yüzleşmiş, dünya ile haşir neşir olmuş yatırımcı ve çalışana sahip “yeni bir ekonomik nizam”a fazlasıyla ihtiyacın olduğunu söylemek istiyorum. 

İşte dün İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi ev sahipliğinde başlayan ve 20 Haziran’a kadar devam edecek 24 oturumda 32 ülkeden 132 tebliğin sunulacağı ve hayatın tamamını kapsayacağını düşündüğüm 12. İslâm Ekonomisi ve Finansı Konferansı “PS sonrası yeni normal” için yepyeni bir yol haritası olabilir.

Dolayısıyla PÖ’yü 120 sene olarak görüyorum… PS ile birlikte 120 yıllık “insan merkezli zulüm”ün sona ereceğini ve 2021 ile birlikte insanlığın adaletin ve hoşgörünün hâkim olacağı yeni bir dünyaya uyanacağını temenni etmek istiyorum.

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar