Aktif rasyo ile reel sektör nasıl desteklenir?

Küresel merkez bankaları pandemi sürecinde reel sektöre kaynak oluşturma derdinde… Hükümetler ise para politikalarına ayak uydurmaya çalışıyor. Tahvil alımları genişleme politikalarında en fazla tercih edilen uygulama. Türkiye de belirsizlik ortamında geleceğe tekâmülen hazırlanmanın gayretini sürdürüyor.

Merkez Bankası (TCMB) ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) hükümetle eşgüdüm içerisinde gerçekleştirdiği salgına karşı uygulamaları ise bir bakıma dünyadan ayrışıyor. Türkiye’nin diğer ülkelerden farkı; para politikalarında derinleşerek yeni kaynaklar oluşturmak.

Koronavirüs etkisinin başladığı 10 Mart’tan bu yana ekonomiye 251 milyar lira aktaran Türk hükümeti çok çeşitli kanallarla reel kesime nefes oluyor.

Geriye doğru bakıldığında;  ekonomik istikrar kalkanı paketiyle devreye giren kısa çalışma ödeneği, düşük faizli krediler, kişi başı 1000’er liralık nakdi yardım, 2 milyon mükellefin KDV, muhtasar ve prim borçları ile mücbir sebepler içine alınan kamu alacaklarının ertelenmesi ve esnafa yönelik kolaylaştırıcı uygulamalar son 3 ay içinde hayata geçen salgın tedbirleri.

Son örneği kamu bankalarına aktarılan sermaye… Para politikaları çerçevesinde kamu bankalarına yönlendirilen 21 milyar liralık sermaye katkısı reel kesimin fonlanmasına yönelik adımlardan biri.

***

Pandeminin giderek hafiflediğine yönelik izlenimler alınsa da dünyada koronavirüsle ilgili belirsizlik devam ediyor. Tehlike henüz atlatılmış değil.

ABD’de 15 günden bu yana devam eden ve ardından Fransa ve İngiltere başta Avrupa’ya sıçrayan ırkçılık kaynaklı ayaklanmaların bir bakıma pandeminin ikinci bir dalga oluşturabileceğine dair endişeleri artırıyor. Koronanın ekim ayı ile birlikte dünyada yeni bir dalga meydana getirebileceği ve kış aylarında virüsün beklenmeyen bir şekilde aktif hale gelebileceğini paylaşanlar fazla.

Süren belirsizliğe karşı Türk hükümeti boş durmuyor. Türkiye salgın tedbirlerinin yanında sadece bugün için değil, geleceği de düşünerek tüm para politikası birimlerini işler hale getirmek istiyor. Türk hükümeti ekonominin hasar görmemesi için mevcut destekleri daha kuvvetli hale getirirken aynı zamanda kaynakları çeşitlendiriyor, sermaye stoklarını hazırlıklı tutuyor.

BDDK’nın son aktif rasyo değişikliği söz konusu hazırlığın önemli ayaklarından birine işaret ediyor. Banka aktif rasyolarında katsayıların değiştirilmesiyle; bankalardaki mevduat tüketici kredilerinden ticari kredilere yönlendiriliyor… Faizlere düşüş yönlü baskı uygulanıyor… Hazine’nin kolay borçlanması sağlanırken elde edilen kamu kaynağı reel sektöre can suyu oluyor.

***

Operasyonu biraz açayım…

BDDK önce geçen ay sonunda banka aktif rasyoların hesaplanmasında değişikliğe gitti. Finans sektörü baştan ne olduğunu anlayamadı ama değişikliğin amacı ilerleyen günlerde netleşti. Kurum 1 Mayıs’tan itibaren her aya ilişkin mevduat bankaları için yüzde 100, katılım bankaları için yüzde 80’in altına düşmemesine karar verilen aktif rasyo hesaplamalarında operasyonu başlattı.

BDDK, aktif rasyoda yaptığı yeni düzenlemeyle pay kısmında yer alan kalemde KOBİ, proje finansmanı ve ihracat kredileri hesaplamasında 1,1 katsayısının uygulanmasına karar verdi. Kurum aktif rasyonun payda kısmı hesaplamasında ise yabancı para mevduat kalemi toplamının yabancı para kredilerine kadar olan kısmına 1 katsayısı, yabancı para kredileri aşan kısmına ise 1,75 katsayısı uygulamasını kararlaştırdı.

***

Daha açıkçası; operasyonla kısa vadeli tüketici kredileri kapsamdan çıkarılıyor… KOBİ kredileri, proje finansmanı kredileri veya yatırım amaçlı diğer krediler 1,1 katsayısı ile çarpılıyor. Bu da aktif rasyoyu oluşturmanın direkt yolu olarak ticari kredileri öne çıkartıyor ve bankaların kredilerini tüketici kredilerine değil, ticari kredilere yönlendirmeye itiyor.

BDDK söz konusu operasyonla bir yandan ekonomiye kaynak sağlarken diğer taraftan bankaların döviz tevdiat hesaplarında Türk Lirası mevduata geçişi zorunlu hale getirerek mevduat faizlerini de düşürüyor. Böylece mevduatın cazibesi azaltılırken bankalardaki söz konusu sermaye ticari kredilere kayıyor.

Aktif rasyoda yapılan katsayı değişikliğinin diğer amacı da Hazine borçlanmasının kolaylaştırılması… Bankaların tahvil alımlarının önü açılırken mevduatın ticari kredilere kaymasının hızlı gerçekleşmemesi dolayısıyla bankaların ilk etapta rasyo tutturmak için menkul kıymet alımlarına ağırlık vermesi de Hazine ihalelerinde rahat borçlanmayı ortaya çıkarıyor.

Böylece Hazine kolayca borçlanırken kamuya ciddi kaynak sağlanmış oluyor.

Hazine’nin bu ay ihalelere yönelik 12,4 milyar lira borç ödemesine karşılık 25,9 milyar lira borçlanacağını hatırlatayım…

analizgazetesi.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar