Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Aynadaki görüntü başkası mı?


Mustafa Yürekli, hayatın sosyal, ekonomik ve siyasal boyutlarında sıklıkla görülen öfkeli eleştirinin sahibinin insanlığını göstereceğini hatırlatıp özeleştiri yapamayanların başkalarını eleştiride de başarılı olamayacaklarını vurguluyor.

Aynanın çıktığı ilk yıllardan bir gün. Adamın biri aynayı eline almış. Daha önce hiç kendisini görmediği için aynadaki yansımasını ölen kardeşine benzetmiş. ?Ne güzel, seni bir kez daha görmek nasip oldu.' diye sevinmiş. Adam aynayı eve götürmüş. Eve gece geç vakitte vardığından hemen yatmış. Yatakta, aynaya, yani kardeşine sarılıp uyumuş.

Eşi sabah bakmış ki adam yorganın altında bir şeye sarılıyor. Kadın hemen aynayı kollarının arasından çekip almış. İlk kez gördüğü aynaya bakar bakmaz, 'Allah belanı versin! Bu kadın da kim?' diye bağırıp çağırmış. Adam, kadının feryat figanını umursamamış, sırtını dönüp uyumaya devam etmiş. Kadın öfkeyle fırladığı sokakta, ?Bir şeye de benzese..' diye söylene söylene koşmuş, ağanın kapısına dayanmış. ?Ağam! Bakar mısın, benim herif, şu çirkin kadınla beni aldatıyormuş..' demiş.

Köyün ağası, sabahın köründe kapısına dayanan kadına şöyle bir bakmış.. Bir de hiçbir şeye benzetemediği kadının elindeki aynaya bakmış. Kadın aynayı ağaya uzatmış. Ağa da ilk kez gördüğü aynayı eline almış ve kendi görüntüsüne şöyle bir bakmış. Sonra düşünceli düşünceli mırıldanmış: ?Yav bu kötü kadından çok, p??.. benziyor..'

Ne zaman bu fıkra aklıma gelse, öfkeli eleştiri konusunu düşünürüm. Çünkü öfkeyle eleştiri yapan, karşısındaki aynada kendisini görür ve onu başkası sanır.

İslam ahlak öğretisine göre, insan ruhu, akıl, şehvet (menfaat temini) ve gadap (menfaatini koruma) ünitelerinden oluşur. Akıl, ilim, irfan ve hikmetle ruhunun bu iki güçlü eğilimiyle baş edebilir. Öfkenin olmaması, korkaklıktır. Öfkenin fazlası da gaddarlıktır. Öfkenin ölçülüsü kahramanlıktır. Müslümanlar, kafirlere karşı savaşta şiddetli, müminlere karşı her zaman merhametli ve şefkatlidirler.. İslam'da esas olan gönül yapmaktır; bilgi, sevgi, hoşgörü, yardım ve paylaşımcılık gibi erdemler öfkenin karşısına ağırlık olarak konulmuştur.

Eğer öfke kontrol edilemiyorsa, insan savurulmaya başlar.. Öfke, insanın durumunu hakikate arz etmesini engeller. Dolayısıyla öfkeyle eleştirenler, eleştirilen kişinin durumunu hakikate götüremezler, faziletlerini ve rezilliklerini görmez olurlar, yerine kendini koyup durumunu anlamaya çalışmazlar ve içinde bulunduğu koşulları, söylenen sözleri ve sergilenen davranışları hakikate göre kavramaya uğraşmazlar. Karşısında sadece rezillikleri görürler, kötülüğü kötülüğün içinden eleştirirler. Eleştirinin amacı Allah'ın katında geçersiz durumlardan kurtulmak ve geçerli durumlara geçmektir. Eleştirinin temelinde, Allah ve ahiret inancı, ilim, irfan ve hikmet vardır.

Hakikatin çok uzağında, hayal perdesinde canlandırdıkları kişiye, yani başkası sandıkları kendilerine, kendisinin de içinde bulunduğu (yalan, kötülük, çirkinlik) rezilliklerine ağızlarını bozarlar. Eleştiri, sahibinin ahmaklığını, cehaletini, ahlaksızlığını ve rezil durumunu gösteren bir ayna haline gelir böylece. Öfkeyle yapılan eleştiride, eleştirilen kişiden çok, eleştiri sahibine dikkat ederiz bu yüzden. Kimin eleştirildiğinden çok, neyin eleştirildiği ve nasıl eleştirildiği öne çıkmıştır artık: Fırtına biçeceğini bile bile rüzgar ekmek zaten trajikomik bir durumdur.

Hayatın sosyal, ekonomik ve siyasal boyutlarında sıklıkla öfkeli eleştiri görüyoruz artık. Kızgınlıkta söylenen kötü söz, sahibine ait kalır, sahibinin iç dünyasını ve ahlakını yansıtır.

Eleştiri aynasında, gerçeklerle yüzleşmek güzeldir. Başkalarını eleştiride doğruluk, iyilik ve güzellik, genelde kendini eleştiride keşfedilmiş ölçülerden kaynaklanır. Bir insan durumuna bakıp- ki bu kendi durumu da olabilir, bir başkasının durumu da, - rezaletleri eleyip faziletleri ayıklamaktır eleştiri. Bu yüzden eleştiri eleğimizin gözlerinin boyutları çok önemlidir; eleştiri eleğinin sıkı ya da gevşek olması, üstte kalan faziletle alta dökülmesi gereken rezaletlerin boyutunu belirleyecektir.

Kendini denetleyemeyen ve özeleştiriyle kendini düzeltmeyenler, ölçülerden yoksun kalacaklarından, başkasını da denetleyemez, söz ve davranışlarını değerlendiremez. Allah'ın rızasına ayarlanmamış söz ve davranışlar ne kadar konuşulsa boştur. Allah'ı Rab, kendini kul bilmeyen, başkasını da bilemez ve tanıyamaz. Ölçüler kaybolunca, herkesi kendisi gibi rezil sanacağından, eleştiri, sahibinin kötülüğünü gösteren aynaya dönüşür..

Eleştiri, insanlık durumunu hakikate götürmektir. Hakikati gözetmeyen öfkeli eleştiri, aymazlıkta lakırtıdır.

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.