Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Birand'ın sırrı 'Bediüzzaman Belgeseli'nde


Mustafa Yürekli, Mehmet Ali Birand'ın hazırladığı "Bediüzzaman Belgeseli"nin sonuna geldiğini ve yayınlanırsa, manevi yüzünü ve derinliğini görmenin mümkün olacağını söylüyor.

Tarih, 14 Mayıs 1991; ekranın karşısında nefesimi tutmuş, Mehmet Ali Birand'ın "Demirkırat" belgeselini izliyorum. O akşamı hiç unutamam. Bugün belgesel yapıyorsam, o akşam yaşadığım duygu tufanının ve savrulduğum düşünce fırtınasının da payı vardır. Birand, bu işin yapılabileceğini göstermişti bana, belgeselciliği ulaşılabilir bir mesafeye kadar yakınlaştırmıştı benim için.. Yakın tarihin gerçeklerini anlatmak için aradığım formu bulmuştum o gece. Mehmet Ali Birand belgeselciliğimize öncülük etti. Çalışmaları, örnek oldu. Ardılı olan belgeselcilere özgüven aşıladı..

Türkiye'de Demokrat Parti dönemi ve 27 Mayıs Darbesini anlatan, TRT yapımı, on bölümlük "Demirkırat: Bir Demokrasinin Doğuşu" belgeselini, Mehmet Ali Birand, Can Dündar ve Bülent Çaplı hazırlamıştı; müziklerini de Fahir Atakoğlu yapmıştı. Belgeselin adı, "demokrat" kelimesine yabancı olan Türk halkının Demokrat Parti'ye yakıştırdığı "Demirkırat Partisi" tabirinden gelmektedir.

Belgeselin her bölümünün başında Mehmet Ali Birand, Demokrat Partili yılları özetleyen şu sözleri söylüyordu: "Demokrasi dünyanın en narin çiçeğidir. Onu yaşatan hoşgörüdür, uzlaşıdır, diyalogtur. Size bu gece ülkemizde yetişen demokrasinin doğuş ve emekleme öyküsünü anlatacağız. Coşkulu ,ancak güç bir dönemin örtüsünü açacağız. Başrolü oynayanlardan hiçbiri hayatta değil. Ancak kurup bize hediye ettikleri demokrasi hâlâ yaşıyor."

Son sahnesi Adnan Menderes'in idamı olan "Demirkırat: Bir Demokrasinin Doğuşu" belgeseli, Birand'ın öğrencilik döneminde darbeye verdiği destekten duyduğu pişmanlığı dile getirdiği şu sözlerle bitti: "İşte... hikâyemizin sonu. Bütün bu olayların üzerinden çok zaman geçti ancak dün gibi tazeler. O 27 Mayıs sabahı sokakları dolduran üniversiteli liseli gençlerin arasında bizler de vardık, bizim kuşağımız da vardı. Gençtik, heyecan içindeydik. Göstericilere yiyecek taşımış, onlarla beraber "Olur mu böyle olur mu" şarkısını söylemiştik. Ülkenin yararına bir şeyler yaptığımıza inanıyorduk. Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum. İnsan kendi kendine "bu şekilde olmamalıydı", "böyle bitmemeliydi" diyor. İşte o zaman gerçek demokrasiye olan tutku daha da artıyor. Peki bütün bu olaylardan kim sorumlu?... Aslında hepimiz!"

Davut Dursu'nun sunduğu, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin anlatıldığı Ertesi Gün belgeselinin yapımında, adeta Birand'ın izini sürdüm. Ertesi Gün'e röportaj veren kimi politikacı, gazeteci ve bürokrat, daha önce "Demirkırat: Bir Demokrasinin Doğuşu" belgeseline de katkıda bulundukları için sözkonusu çalışma için bir takım değerlendirmelerde bulunmuştu.. Yine "İmralı: Menderes'in İdamı" belgeselinin yapımında konuşturduğum İmralı Cezaevi'nin eski Müdürü Ahmet Ziyaettin Acarol da  "Demirkırat: Bir Demokrasinin Doğuşu" belgeseli ve Mehmet Ali Birand'a dair değerlendirmeler yapmıştı. Acarol, 2005 yılında, evinde yaptığım röportaj çekimi sırasında, bana anlattığı her şeyi Birand'a da anlattığını, ama belgeselde yer verilmediğini söylemişti.

Mehmet Ali Birand'la birkaç kez görüşmüştük.. "Bediüzzaman Belgeseli" yapım sürecindeyken bir gün beni aradı ve bir görüşme talebinde bulundu.. Bediüzzaman'a ilişkin zihninde beliren meseleleri konuştuk..

"Bediüzzaman Belgeseli"ni bitirmek üzereydi, 2013 yılının Mart  ayında yayınlamayı planlıyordu.. Belgesel ekibi, sonuna getirdiği bu çalışmayı tamamlayıp onun adına ekrana koyacaktır. Mehmet Ali Birand aslında Bediüzzaman Belgeseli'yle medya dünyasında bir bomba patlatabilir; doğrusu bu son çalışmasında Birand'ın manevi yüzünü ve derinliğini görmeyi umut ediyorum. İnancı vardı ki ulaşabildiği herkesten dua istedi. İnançlı kesime hep saygı gösterdi. Hayatını değerlendirirken 'günah' kavramını da kullanmaktan çekinmedi, duyduğu pişmanlığı da gizlemedi. "Bediüzzaman Belgeseli"nin kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum.

Mehmet Ali Birand, yakın tarihi araştırıp anlatan bir gazeteciydi. Aldığı eğitimin, dünya görüşünün, katıldığı aydın çevresinin ve çalıştığı medya kuruluşunun elbette etkisi altındaydı.. Fakat tek yanlı olmamaya özen gösterişiyle, özellikle karşı tarafı da dinleme eğilimiyle kuşağından sıyrılıp öne çıktı. 28 Şubat döneminde andıçlandı ve itibarsızlaştırılmaya çalışıldı, cuntacılar ve yandaşları onu yeterince yandaş görmemişlerdi. Pek çok karalamaya, hatta iftiraya maruz kaldı. Mehmet Ali Birand, 28 Şubat'ı desteklemişti oysa; sonraki yıllarda bunu itiraf edecek, adeta toplumdan özür de dileyecekti.. Çalıştığı medya kuruluşu darbeleri desteklerken onun tek başına tavır almakta güçlük çekmesi anlaşılır bir şeydi.

Mehmet Ali Birand'ı demokrat bir gazeteci yapan, itirafçılığıydı. Darbe dönemlerinde farkına varmadan birileri tarafından kullanılmış olduklarını açıkça itiraf etti; ülke gerçekleriyle yüzleştiğinde ve doğrusunu öğrendiğinde itirafta bulunma cesareti gösterdi. Son birkaç yıldır sürekli özeleştiri yaptı.

Bir yetim olarak yokluklar içinde büyüdü. Şanslıydı. Zor koşullarda yükselmeyi başardı. Mehmet Ali Birand, aileye değer verirdi ve kendi ailesine düşkündü. Sürekli eleman yetiştiren, onları parlatan, muhabirlere özgüven kazandıran ve kıskanmadan öne çıkaran bir gazeteci oldu. Bugün ekranları dolduran pek çok başarılı gazeteciyi o yetiştirdi. Medya dünyasında bir ekol oldu.

Türkiye'nin en çok tanınan gazetecisi Mehmet Ali Birand, son gününe kadar ekrana çıktı, anahaber bültenini ve programını sundu. Mesleğini sevmek ve kendini adamak nasıl olurmuş, onu gösterdi.

Mehmet Ali Birand'ı ve mevcut medya düzenindeki yerini değerlendiren akademik çalışmalar mutlaka yapılacaktır. Ülkemizdeki gazetecilik olgusunun bütün yönleriyle ele alınacağı ve medyanın gerçekten tartışılacağı günlerin uzak olmadığını düşünüyorum..

Mehmet Ali Birand'a Allah'tan rahmet, ailesine ve çevresine sabır diliyorum..

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.