1. YAZARLAR

  2. Mustafa Yürekli

  3. CHP ve MHP?nin referandum korkusu..
Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Yazarın Tüm Yazıları >

CHP ve MHP?nin referandum korkusu..

A+A-

 ?Anayasa değişikliğini gelecek Meclis yapsın? önerisinin mantığı ve vicdanı tatmin eden bir gerekçesi yoktur. Bu siyasi tutum, Türkiye?ye vakit kaybettirmekten başka bir işe yaramaz.

Anayasa değişikliği önerileri, Türkiye?yi yol ayırımına getirdi: Demokratikleşecek miyiz, yoksa ?Böyle geldi, böyle gider!? deyip bürokratik oligarşinin tahakkümüne boyun eğmeye devam mı edeceğiz? İstiklal Marşı?nda ?Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım..? derken, 12 Eylül Anayasası zincirine vurulmuş halde yaşamaya hala katlanan millet mi olacağız? Elleri başının üstünde bağlı, diz üstü çökmüş, başına askerinin silah dayadığı bir millet olmaya devam mı edeceğiz?  12 Eylül Anayasası?nın milletimizi kırbaçlamasına ne zamana kadar katlanacağız?

Muhalefet iyice saçmalıyor: CHP Genel Başkanı Deniz Baykal?ın ?Bu Anayasa değişikliği öneri taslağı bir AK Parti Anayasası oluşturma girişimidir? tespiti, saçma bir laf: Birçok demokratik reformu içeren anayasa değişikliği önerisinin AK Parti ve AK Partililere nasıl bir çıkar sağladığını doğrusu anlayamadım.

Tüm bu düzenlemeler milletimize ne avantajlar sağlıyorsa, herhalde AK Partililere de, CHP?lilere de aynı oranda imkânlar sağlayacaktır. Yürürlükteki 12 Eyül Anayasası, sadece Kenan Evren?e mi çıkar sağladı? Yoksa yürürlüğe girdiği günden beri 12 Eylül Anayasası, bürokratik oligarşiye iktidar nimetlerini sağlarken bütün bir Türkiye?ye acı verdi mi? Anayasa, bütün bir ülkeye dönük düzenlemelerdir. Niçin bu gerçek dikkatlerden kaçırılıyor ya da ters yüzüyle gündeme getiriliyor.

Anayasa değişiklik önerilerinde özgürlükleri ve demokratikleşmeyi niye bu kadar kısıtlı tuttunuz demesi gereken muhalefet partileri, AKP'lilerin yakasına yapışacağına, tam tersini yapıyor... Değişim paketini görmeden "Biz karşıyız" diyor: Paketteki değişiklik, parti kapatmada Meclis onayı getiriyor ya... Muhalefet, "Hani Venedik Kriterleri nerede" diye sorması gerekmez mi? AB'nin uyguladığı Venedik Kriterleri'ne göre, bir parti sadece ve sadece şiddeti savunursa kapatılıyor. Önce bu temel kriteri yasaya sok; sonra icabında Meclis'e de yetki verirsin, demeliydiler.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de grup konuşmalarında anayasa değişikliği önerilerine destek vermeyeceklerini peşinen açıkladılar. Oysa her iki muhalefet lideri de gelen öneriyi inceleyip, parti organlarında değerlendirdikten sonra kararlarını açıklasalardı, daha inandırıcı olurlardı. Peşinen ret etmek, ?İktidar partisi uzlaşma aramıyor? iddialarının mesnetsiz olduğunu gösteriyor. Devlet Bahçeli?nin uzlaşma turlarını eleştirmesine şaşırmamak mümkün değil doğrusu. Anayasa değişiklik önerilerini incelemeden, tartışmadan, ?Kapımızı çalmasalar da olurdu. Bir çay içip giderler? açıklamaları muhalefetin uzlaşma kapılarını peşinen kapattığını gösteriyor.

Eski Meclis Başkanı Köksal Toptan, bir uzlaşma komisyonu kurulmasını ve bu komisyon marifetiyle yeni bir anayasa taslağı hazırlanmasını gündeme getirmişti. Partilerden uzlaşma komisyonu için üye istedi. Ancak CHP cevap bile vermedi. Dolayısıyla CHP?yi anlayabiliyorum, 12 Eylül Anayasası?nın bekçiliğini yapıyor.  

?Anayasa değişikliğini gelecek Meclis yapsın? önerisinin mantığı ve vicdanı tatmin eden bir gerekçesi yoktur. Bu siyasi tutum, Türkiye?ye vakit kaybettirmekten başka bir işe yaramaz.

?Bu Meclis anayasa yapamaz, demek, Meclis?in ve siyasetin kendisini inkârıdır? diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan haksız değil. Seçim gününe kadar bu Meclis savaş kararı bile almaya muktedirdir. 12 Eylül Anayasası?nın mevcut halinden kaynaklanan sorunlarımızın çözümü için gerekli yasal düzenlemeleri yapmak, bu meclisin asli görevidir. Kendi asli görevini gelecek meclise havale etmek, ipe un sermektir.

1982 Anayasası ile halkın oyuyla iktidara gelenleri, yine toplum kökenli sivil-demokratik güçler değil, bürokrasi denetliyor: Yasamayı (Meclis'i) halkın oyları belirliyor... Yürütme de (Hükümet) zaten o Meclis'in bir fonksiyonu. Buna karşılık Yargı (yani yüksek yargı), yüzde 99 oranında bürokrat kökenlilerden oluşuyor. Cumhurbaşkanı atama yaparken, bürokratlardan bürokrat beğenmek zorunda kalıyor. Bu durum değiştirilmeye çalışıldığında da bürokratlar yaygarayı koparıyor.

Evet Türkiye olarak CHP?nin itirazlarını anlıyoruz. CHP, yüksek yargıda kendi zihniyetinin hâkim olduğunu düşünüyor ve bu düzenin bozulmasını istemiyor. Sandıkla iktidara gelemeyen CHP, darbelerle ve yapılan anayasalarla hakimiyet kuran bürokratik oligarşinin zihniyetini iktidarda kalmasını savunuyor..

Deniz Baykal, tutmuş "Bu taslak, AKP'nin korkularını yansıtıyor" diyor... Süpersin Baykal; ?Haklı!? demekten alamıyorum kendimi. CHP de gazetelerden fotokopiyle toplanmış delillerle kapatılmaya kalkışılsaydı; görürdük halini. Şimdi dayamış sırtını bürokrasiye, ahkâm kesiyor. PKK?nın yuvalandığı binlerce delille ispatlansa bile CHP kapatılmaz, bunu biliyor.

Açık söylemek gerekirse, CHP?ye kuyruk olan MHP, bürokratik oligarşinin milletimize tahakkümünü ve CHP zihniyetinin iktidarını desteklemesini anlamakta zorlanıyorum. Bu tavrıyla MHP tabanın, yani milletimizin değil, tavanın, yani bürokratik oligarşinin partisi olduğunu tescillemiş oluyor..

Devlet Bahçeli "Alelacele hazırlanmış taslak" diyor. Oysa bu Anayasa meselesi 1990'lardan beri konuşuluyor. Ortada sürüyle rapor, öneri, hazırlık var. Ayrıca "Yargı Reformu", Yargıtay, Danıştay, Barolar Birliği, hatta Noterler Birliği gibi hukukla ilgili belli başlı kurumların katılımıyla, Haziran 2009'da Kızılcahamam'daki toplantıda zaten tartışılıp anlaşmaya varıldı.

Dünyadaki anayasa çalışmalarını ve geldiği noktayı bilen insaf sahibi hukukçuların da belirttiği gibi AB standartlarını, AB ülkelerindeki örnekleri ve Türkiye ile ilgili AB ilerleme raporlarını incelediğimizde, AK Parti?nin HSYK ve AYM için önerdiği model, kesinlikle yanlış değildir. Bu Anayasa değişikliği referandumla yürürlüğe girip de tasarlanan yapılar oluştuğunda, kurumlar marifetiyle yargıya müdahale güçleşecektir. Bence asıl rahatsızlık budur.

Avrupa, yüksek yargıyı asla bürokrat egemenliğine terk etmiyor. Yüksek yargıyı oluşturan üyeler, Cumhurbaşkanı, Hükümet, Adalet Bakanlığı, Üniversiteler, Barolar Birliği gibi farklı kesimlerin tercihiyle göreve geliyor. Böylece yüksek yargının, "al gülüm, ver gülüm tayfası" olmasına izin verilmiyor.

Son sözüm, yüksek yargı temsilcilerine.. Bu süreçte yüksek yargı temsilcilerinin eleştirilerini, siyasi üslup kullanarak açıklamaları yanlıştır. Yargı, siyasallaşmada uç noktalara savrulmuştur. Genelkurmay Başkanı'nın, "Saldıray Berk'e kefiliz" demesinin ardından, yüksek yargı bürokratları dut yemiş bülbül gibi susuyor. Her fırsatta siyasetçilere karşı şahin kesilenler, müdahalenin kralı büyük bürokrattan gelince, dillerini yutuyorlar, ses çıkaramıyorlar. Hukuk tarihinde, yargının siyasallaşmasına örnek teşkil edecek davranışlar sergiliyor yüksek yargı temsilcileri. Yaşanan olaylar, hukuk fakültelerinde yargının siyasallaşması konusunda örnek olarak ele alınıp tartışılacaktır bundan böyle.

Bu durumda Anayasa değişiklik paketini hazırlayan iktidarın referanduma gitmekten başka yol kalmıyor.. Ne var ki muhalefet partilerini bir referandum korkusu sarmış durumda.. Aslında bugün Türkiye?de referandum olsa, ezici bir çoğunlukla onaylanacağını iktidar da, muhalefet partileri de, dünya da biliyor.. Dolayısıyla ana muhalefet partisi CHP ve kuyruğu MHP?yi saran referandum korkusunun ecellerine faydası olmayacağı da biliniyor..

Milletimiz, uyarıyor: ?Yüksek yargı temsilcileri, bir siyasi parti lideri gibi hareket edemezler.? Milletimiz, referandumla konuşacak ve hakimiyetini ilan edecek: Anayasa değişikliği önerileri referandumla yürürlüğe girer, yeni düzenlemeler gerçekleşirse ve bürokratik oligarşinin tahakkümüne son verilebilirse, yüksek yargı temsilcileri artık bir siyasi parti lideri gibi hareket edemeyecekler.

Anayasa değişiklikleri gerçekleştirildikten sonra Mmilletimizin seçimlerle oluşturduğu TBMM artık yasama faaliyetlerini özgürce yürütecek ve içinden çıkardığı yürütmeyi de denetleyecek..

Yüksek yargı, Meclis?in tepesinden inecek, Anayasa?nın verdiği yetkilerini kullanarak bağımsız bir şekilde işini yapacak.. Yargı, bu yeni düzenlemelerle bağımsızlaşacak ve siyasallaşmaktan kurtulacak.

 

Mustafa Yürekli 24.03.10

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.