Çin artık dünyanın en büyük ekonomisi!

Ekonomi gündemi yurt dışı ve yurt içinde yoğun. Dışarıda yoğun pandemi baskısına bağlı küçülmeler, siyasi ve sosyal dalgalanmalar, bizde ise ekonomiyi rayına oturtma çabaları ve salgın sonrası hazırlığa yönelik yoğun faaliyetler göze çarpıyor.

ABD’de Başkan Joe Biden’ın pandemiye karşı 1,9 milyar dolarlık ekonomik paketiyle ilgili Cumhuriyetçiler kolları sıvadı. Ekonomiyi kurtarma paketine dair çalışma ise Şubat ayı boyunca devam edecek. Tabii 10 milyon işsizi olan ABD ekonomisi, pandemi gölgesinde yükselen borcu ve Çin ile olan ticari ilişkilerdeki sıkıntılar sebebiyle zor günler geçiriyor.

ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırmayacağını ve bunu hükümetin de desteklemesi doları, uluslararası arenada giderek zayıflatıyor. Eski başkan Donald Trump’ın seçim sonrası Kongre baskını henüz hafızalardan silinmiş değil ve gelecek için ciddi risklere gebe.

Demokratlıktan çıkıp şahin kimliğe bürünen Biden’in “Bundan sonra ABD eski ABD olmayacak” anlamına gelen imalı sözleri dış politikada gerginliğin düşmeyeceği mesajlarını veriyor.

***

Dünyanın ikinci ekonomik gücü Çin ise rekabette sınır tanımıyor. Dünyayı ürettiği mallara mahkûm eden Çin’in, ABD ile arasındaki nüans farkları giderek kapanıyor. Hatta ekonomik, mali, askeri, teknolojik ve özellikle siyasi denge Çin lehine hızla değişiyor.

Dolayısıyla Biden’in dış politikadaki “şahin” tavrı ABD ile Çin arasında nasıl makes bulacak henüz kestirebilen yok. ABD – Çin ilişkilerinin gri alanda kalması da küresel ekonomi açısından belirsizliğin ve gelecekte artma ihtimali olan gerginliğin habercileri. Dünya barışını koruma adına dış politikayı iyi yönetenler büyük bir ihtimalle bu işten kârlı çıkacak.

Son çeyrek yüzyıldır siyasi ağırlığı artan Çin, 2021 yılı itibariyle ekonomide ABD’ye geçerek zirveye oturdu. Satın alma paritesi gücüne göre Çin artık dünyanın en büyük ekonomisi konumunda. Şimdi sırada piyasa fiyatları ve Yuan’ın rezerv para hamleleri var. Çin buraları da aştığında ABD değil, artık Çin muhatap alınacak. Zaten iki ülke arasındaki ekonomik büyümeler bunun en açık parametresi.

***

Yaşlanan ve eskisi gibi şövalyelik yapamayan Avrupa, dünyadaki müstevli kaynaklarını tüketirken ABD ile Çin arasındaki sürtüşmeden nemalanmaya uğraşıyor. Ancak genelde gelişmelere seyirci kalıp iki güç arasında idare-i maslahat yapmayı tercih ediyor.

2020 pandemi yılında Almanya, Fransa ve İtalya’nın başını çektiği Euro Bölgesi ekonomisi yüzde 6,8 küçüldü. Kurtarma paketleri desteğinde üçüncü çeyrekte yüzde 12,4 büyüyen 27 ülkeli AB ve 19 ülkeli Euro Bölgesi ekonomisinde momentum hâlâ düşük. 3’üncü çeyreğe göre yüzde 0,7 daralan ekonomi, bir önceki yılın son çeyreğine göre yüzde 5,1 düşüş kaydetmiş. Almanya da geçen yıl yüzde 5 küçülmüş. Euronun son dönemdeki zayıflığı da alenen Avrupa’daki kötü gidişâtın fotoğrafı.

Zira hükümet bu yıl için de yüzde 4,4’lük büyüme tahminini yüzde 3’e çekti. 2022 yılı büyüme beklentisi de yüzde 2’lerde seyrediyor. Yüzde 9’a varan işsizlik de Avrupa’nın diğer büyük sıkıntısı.

***

Dünyada üç ana ekonomik bölge arasında yer alan ülkemiz, geçen Kasım’dan bu yana para politikasında yaptığı değişiklikle fiyat ve finansal istikrara bir an önce kavuşmak hedefinde. TCMB belli bir zamana kadar artık “yüksek faiz – düşük kur” politikasını sürdürecek. Hükümet de maliye politikalarıyla para politikasına zarar vermeden desteklerine devam edecek.

Türkiye ekonomisi geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,5 büyüdükten sonra ikinci çeyrekte pandeminin etkisiyle yüzde 9,9 daraldı. Üçüncü çeyrekte ise salgın etkilerinin azalması ve çarkların yeniden dönmesiyle yüzde 6,7 oranında büyüdü. Son çeyrek ve yıllık büyümenin bu ayın sonlarında açıklanması bekleniyor.

Geçen yıl ekimde Türkiye ekonomisinin 2020’de yüzde 5 küçüleceğini öngören Uluslararası Para Fonu (IMF), son raporunda GSYH’yi yüzde 1,2 büyümeye revize etti. IMF’nin Türkiye için 2022 büyüme öngörüsü yüzde 3,2. Dünya Bankası da 2020 yılı için yüzde 0,5, 2021 için yüzde 4,5 ve 2022 için yüzde 5 olarak açıkladı.

Borç yükünde dünya ölçeğine göre iyi durumda olan, ihracatını büyüten, reel sektördeki üretim azminin yükseldiği bir Türkiye, büyümelere paralel işsizlik sorununu aşıp kişi başı milli gelir, satın alma gücü ve hayat standardını artırmak peşinde.

Aslında ABD – Çin ve Almanya üçgeninde seyreden dünya ekonomisinde Türkiye de, farklı bir hinterlant oluşturup dördüncü büyük bölge olarak küresel ekonomiye yön verebilecek güçte.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar