Enflasyon ile büyüme arasındaki ince ilişki

Enflasyon ile büyüme arasında elbette bir etkileşim söz konusu. Enflasyon, çoğu zaman tüketimdeki dalgalanmalara bağlansa da eğitimden tasarruflara, kurdan arz - talep dengesine, ithalattan ihracata, sermayeden yatırımlara, borçlanmadan ödeme performansına, denetimden yasa ve vergi uygulamalarına kadar birçok konu enflasyonla direkt ilişki içinde. Tabii ki büyüme de öyle!

Büyüme şişirilen içi hava dolu bir balon asla değil. Meselâ 2019 yılı ilk çeyreğinde yüzde 2,6 küçülen Türkiye ekonomisi 2020 yılı ilk çeyreğinde yüzde 4,5 büyümüş ise gösterilen performans, üretimin aynı döneme göre daha genişlediği anlamına geliyor.

2019 yılı 2’nci çeyreğinde yüzde 1,7 daralan Türkiye, 2020 yılı 2’nci çeyreğinde yüzde 9,9 küçülmüşse üretimin düştüğünü anlamak lâzım. Yine 2019 yılı 3’üncü çeyreğinde yüzde 1 büyüyen Türkiye, 2020 yılında yüzde 6,7 büyümüş ise bu durum üretimin giderek arttığına işaret ediyor.

***

Açıkçası ekonomik büyüme bir ülkenin üretim hacmindeki niteliksel artış. Diğer taraftan küçülme de üretimin düştüğünü gösteriyor. Fakat ekonomide gerçek olarak istenen büyümenin kalkınmaya yansımasıdır. Dolayısıyla kalkınma da; büyüme eşliğinde toplumun hayat standardı, üretilen mallarının kalitesi veya üretim organizasyonlarındaki iyileşmeleri ifade eder.

Büyüme, kişi başı milli geliri artırmışsa, istihdama katkı sağlamışsa, geçinmede bir rahatlama olmuşsa, GİNİ katsayısı dediğimiz ‘gelir dağılımı oranı’ iyileşmişse, ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılaşmasını ortadan kaldıran para birimi dönüştürme göstergesi olan ‘satın alma gücü paritesi’ yükselmişse, yani eldeki toplu bir para, parite oranıyla farklı bir para birimine dönüştürüldüğünde, tüm ülkelerde aynı sepetteki mal ve hizmetler fiyat açısından denk hale gelmişse, büyüme kalkınmayı “pozitif” etkiliyor demektir.

***

Cevapları istenen sorular şöyle:

Enflasyon, büyümenin bir argümanı mıdır? Ilımlı bir enflasyon büyümeyi frenler mi? Yüksek enflasyon üretimi yani büyümeyi körükler mi? Türkiye’de ılımlı bir enflasyonun cari olduğu dönemlerde ekonomik büyüme ile enflasyon arasında nasıl bir ilişki var? Peki büyümeler, kalkınmaya ne ölçüde yansımıştır?

Endeksler ortada... Araştırması da yapılmış… Türkiye’de enflasyonun yüzde 30’un altında olduğu dönemlerde büyüme ile enflasyon arasında bir korelasyon yani paralelliğin olduğu tespit edilmiş.

1951- 2019 yılları arasında söz konusu durum dönemsel olarak açıkça izlenebilir. 1951 – 1969 yılları arasında enflasyon ortalama yüzde 7,2 iken büyüme yüzde 6 gerçekleşmiş. 1970 – 2003 arasında enflasyon yüzde 47,8, büyüme de yüzde 4,1 olmuş. Bu dönemi ayrı tutmak lâzım… 1970 – 2003 yılları arasında dünya petrol krizi, terör, 1980 ihtilali, siyasi kargaşa, jeopolitik riskler, ekonomide yeni sistem arayışı, enflasyonist bir büyümeyi beraberinde getirmiş…

2004-2015 yılları arasında enflasyon ortalama yüzde 8,3, büyüme de ortalama yüzde 4,6 şeklinde ölçülmüş. Düşük enflasyonlarla büyüme sağlanabileceği gösterilmiş… 2015-2019 yılları arasında ortalama enflasyon yüzde 12,28, ortalama büyüme de yüzde 4,1 olarak datalara yansımış.

Buradan anlaşılan enflasyon yüzde 30’un altında kaldığı sürece yüksek de olsa, düşük de olsa ekonomik büyümeyi pozitif etkiliyor.

***

Son 2 yılın çeyrek dönemlerine bakıldığında da aynı verilere ulaşılabiliyor… Ancak yüzde 15 – 20 ve yüzde 30’a kadar yüzde 20’nin üzerindeki enflasyonlar veya enflasyon beklentileri Türkiye’de büyümeleri düşürüyor. Yüzde 15 enflasyonun altı ve düşük faiz ortamı ekonomiyi büyütüyor.

Örneğin 2019 yılını analiz edelim…

Yılın ilk çeyreğinde ortalama enflasyon yüzde 19,91. Küresel darlığa da bağlı olarak Türkiye yüzde 2,6 daralmış. İkinci çeyrekte de ortalama yüzde 17,97’lik enflasyon içinde daralma devam etmiş… Yüzde 1,7’lik bir küçülme yaşanmış. Üçüncü çeyrekte de faizlerin düşüşe geçmesiyle ortalama yüzde 13,64’lük enflasyonda büyüme yüzde 1 olmuş. 2019 son çeyreğe gelindiğinde ortalama yüzde 10,3 enflasyonda Türkiye yüzde 6,4 büyümüş.

Söz konusu süreci pandemi etkisi hariç 2020 yılı çeyreklerinde de görebiliyoruz.

Nitekim bu yıl ilk çeyrekte ortalama enflasyon yüzde 12,1 olurken büyüme yüzde 4,5 gerçekleşmiş. İkinci çeyrekte yüzde 11,65’lik enflasyona karşılık yüzde 9,9 küçülme oluşmuş ki bu tamamen pandemi kaynaklı. Üçüncü çeyrekte ise ekonominin normalleşmeye başlamasıyla birlikte yüzde 11,76’lık enflasyona karşılık yüzde 6,7’lik bir büyüme yakalanmış.

Neticede büyümenin kalkınmaya etkisi yadsınamaz. Gelir dağılımını ifade eden GİNİ katsayısı dahi 0,403’lerden 0,395’lere gerilemiş. Satın alma paritesi gücü de normal seyrinde. Bütün ülkelerin çift haneli daraldığı, işsizlik rakamlarının zirve yaptığı 2020’de dahi Türkiye ekonomisindeki büyüme, borçluluk oranı, sanayi üretimi, istihdam rakamları ile diğer veriler ekonomideki güçlülüğün göstergesi.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar